İçinde liya olan 23 kelime var. İçerisinde LİYA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında liya olan kelimeler listesine ya da sonu liya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

LİYAKATSİZLİK, NAKLİYATÇILIK

12 Harfli Kelimeler

AMELİYATHANE, LİYAKATLİLİK, LİYAKATSİZCE

11 Harfli Kelimeler

LAUBALİYANE

10 Harfli Kelimeler

AMELİYATLI, LİYAKATSİZ, NAKLİYATÇI

9 Harfli Kelimeler

EVLİYALIK, EVVELİYAT, GAZELİYAT, LİYAKATLİ

8 Harfli Kelimeler

AMELİYAT, BAKLİYAT, FİİLİYAT, HEZLİYAT, KÜLLİYAT, NAKLİYAT

7 Harfli Kelimeler

AKLİYAT, LİYAKAT

6 Harfli Kelimeler

EVLİYA

5 Harfli Kelimeler

LİYAN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Liya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L Y İ

3 Harfli Kelimeler

ALİ, İLA, YAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AY, İL, LA, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

LİYAKATSİZLİK

  1. [isim] Liyakatsiz olma durumu; değimsizlik
    • "Liyakatsizlik ve sadakatsizliğimden ötürü kapı dışarı mı edildim?" (Necip Fazıl Kısakürek)
NAKLİYATÇILIK

  1. [isim] Bakınız Taşımacılık
  2. Nakliyatçının işi
LİYAKATLİLİK

  1. [isim] Liyakatli olma durumu
LİYAKATSİZCE

  1. [zarf] Liyakatsiz bir biçimde
    • "Ancak Avrupa, bir harbin bu derecede beceriksiz, bilgisiz ve liyakatsizce yönetilebileceğini hesaba katmamıştı." (Y. Öztuna)
AMELİYATHANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyyāt + Farsça hāne

  1. [isim] Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm
    • "Ameliyathanenin yanında koğuşta yatıyor; girip çıkarken gidip bakıyorum, daima su istiyor." (Halide Edip Adıvar)
LAUBALİYANE

Kelime Kökeni: Arapça lāʾubālī + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız saygısızca
    • "Bu kadar laubaliyane hareket ve hitaba müsaade edemem." (Oğuz Akay)
AMELİYATLI

  1. [sıfat] Ameliyat edilmiş
    • "Ameliyatlı hasta."
NAKLİYATÇI

  1. [isim] Bakınız taşımacı
LİYAKATSİZ

  1. [sıfat] Liyakati olmayan; değimsiz
    • "Hele hükümdar liyakatsizse böyle bir murakabeye mutlak ihtiyaç vardır." (Cemil Meriç)
LİYAKATLİ

  1. [sıfat] Liyakati olan; değimli
    • "Ciddi bir gazetede liyakatli, genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor." (Orhan Seyfi Orhon)
GAZELİYAT

Kelime Kökeni: Arapça ġazeliyyāt

  1. [isim, edebiyat] Bir şairin divanında bulunan gazeller bölümü
EVVELİYAT

Kelime Kökeni: Arapça evveliyyāt

  1. [isim] Bir işin önceki evreleri
  2. Bir olayın, nesnenin, durumun veya kişinin geçmişteki hâlleri
    • "Cellat bana bu aynanın evveliyatını anlattığında ona inanmakta güçlük çektim." (İhsan Oktay Anar)
EVLİYALIK

  1. [isim] Bakınız ermişlik
HEZLİYAT

Kelime Kökeni: Arapça hezliyyāt

  1. [isim, edebiyat] Hezel türünde yazılmış şiirler
AMELİYAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyyāt

  1. [isim, tıp] Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi; cerrahi müdahale, operasyon
    • "Hastaneden çıkmış, ameliyat başarılı geçmiş." (İnci Aral)
  2. [eskimiş] İşler, faaliyetler
    • "Enkazın kalkması üç dört günlük ameliyata muhtaç." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
FİİLİYAT

Kelime Kökeni: Arapça fiʿliyyāt

  1. [isim] Sözde kalmayıp eyleme dönüştürülen işler
  2. Gerçekten yapılanlar; gerçekleştirilen işler
KÜLLİYAT

Kelime Kökeni: Arapça kulliyyāt

  1. [isim] Bir yazarın bütün eserlerini içeren dizi
    • "Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm." (Yahya Kemal Beyatlı)
NAKLİYAT

Kelime Kökeni: Arapça naḳliyyāt

  1. [isim] Bakınız taşımacılık
BAKLİYAT

Kelime Kökeni: Arapça baḳliyyāt

  1. [isim] Baklagillerden elde edilen ürün
    • "Orada bizim köyden tahıl, bakliyat getirip satsan olmaz mı?" (Ela Yetkin)
AKLİYAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳliyyāt

  1. [isim, eskimiş] Akıl yolu ile kazanılan bilgiler
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü