İçinde let olan 6 harfli 27 kelime var. İçerisinde LET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında let olan kelimeler listesine ya da sonu let ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Let Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
TEL
2 Harfli Kelimeler
EL, ET, LE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KOTLET
-
Kelime Kökeni: Fransızca côtelette
-
[isim]
Bakınız pirzola
-
[isim]
Bakınız pirzola
- HASLET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaṣlet
-
[isim]
İnsanın yaradılışından gelen özellik, huy
-
[isim]
İnsanın yaradılışından gelen özellik, huy
- SAVLET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣavlet
-
[isim, eskimiş]
Şiddetli saldırı
-
[isim, eskimiş]
Şiddetli saldırı
- GAFLET
-
Kelime Kökeni: Arapça ġaflet
-
[isim]
Bakınız aymazlık
- "Ah işte tövbe ettik bütün suçlarımızdan / Bir gaflet perdesiydi gözlerimizi saran"
-
[isim]
Bakınız aymazlık
- BUKLET
-
Kelime Kökeni: Fransızca bouclette
-
[isim]
Bükülmüş iplik
- "Paltom olmadığı için buklet yünden uzun bir ceket örmüştü."
-
[sıfat]
Bu iplikten dokunmuş (giyecek)
-
[isim]
Bükülmüş iplik
- TABLET
-
Kelime Kökeni: Fransızca tablette
-
[isim]
Düz ve yassı biçimli, çiğnenecek veya yutulacak madde
- "O akşam ilk yemeği alacaktık; bir adet vitamin tablet, iki adet protein tablet ve bir adet karışık tablet."
-
[tarih]
Eski medeniyetlerden kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı belge
- "Eski Şark Eserleri Müzesinde ayrıca 75.000 çivi yazılı belgeden oluşan tablet arşivi bulunmaktadır."
-
Bakınız tablet bilgisayar
- "2010 yılında Türkiye’de satılan tablet sayısı 4.400 iken 2012’nin ilk yarısında bu rakam 172.000’e kadar yükselmiştir."
-
[isim]
Düz ve yassı biçimli, çiğnenecek veya yutulacak madde
- APOLET
-
Kelime Kökeni: Fransızca épaulette
-
[isim, askerlik]
Subaylarda üniformaların omuzlarına takılan, rütbenin sembolünü gösteren parça; omuzluk
- "Apoletleri, kalpağının şeritleri mutlu ışıklar gibi parlıyormuş."
-
Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça
-
[isim, askerlik]
Subaylarda üniformaların omuzlarına takılan, rütbenin sembolünü gösteren parça; omuzluk
- ASALET
-
Kelime Kökeni: Arapça aṣālet
-
[isim]
Bakınız soyluluk
- "Fakat çilekeş kadının asaletini biliyorum."
-
Saygı uyandıracak biçimde davranma
-
Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı
-
[edebiyat]
Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu
-
[isim]
Bakınız soyluluk
- İLETKİ
-
-
[isim, matematik]
Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç; açıölçer, mastara, minkale
-
[isim, matematik]
Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç; açıölçer, mastara, minkale
- USULET
-
Kelime Kökeni: Arapça uṣūlet
-
[isim]
Usulüne uygun olma
-
[isim]
Usulüne uygun olma
- İLETİM
-
-
[isim]
İletmek işi
-
[fizik]
İletken şeylerden ısı veya elektriğin geçmesi
-
[kimya, fizik]
Bakınız ısı yayımı
-
[isim]
İletmek işi
- GALETA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca galletta
-
[isim]
Fırında pişirilerek kurutulmuş yuvarlak ve uzun peksimet
-
[isim]
Fırında pişirilerek kurutulmuş yuvarlak ve uzun peksimet
- FİLETO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca filetto
-
[isim]
Kasaplık hayvanların sırtından ve bel kemiğinin iki yanından çıkarılan et
-
Tavuk, balık, dana ve kuzu etlerinin kemiklerinin veya kılçıklarının çıkartılarak dilimlere ayrılmış parçası
-
Tek veya çok renkli, dar uzun şerit şeklindeki süsleme malzemesi
-
Bu malzeme biçimindeki çizgi
-
Elbiselerde ilik parçası
-
[isim]
Kasaplık hayvanların sırtından ve bel kemiğinin iki yanından çıkarılan et
- MİLLET
-
Kelime Kökeni: Arapça millet
-
[isim]
Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu; ulus, budun
-
Herkes, bir yerde bulunan kimselerin bütünü
- "Millet tütün paralarını alınca borcunu öder."
-
[ağızlardan]
Benzer özellikleri olan topluluk
- "Şu kadın milletinin kıskançlığının hiç sonu yok."
-
[isim]
Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu; ulus, budun
- İLETİŞ
-
-
[isim]
İletmek işi
-
[isim]
İletmek işi
- ALETLİ
-
-
[sıfat]
Aleti olan veya aletle yapılan
-
[sıfat]
Aleti olan veya aletle yapılan
- CİKLET
-
-
[isim]
Bakınız sakız
- "Yabancı yolcu ona ciklet uzatınca hemen kaçtı, annesine haber verdi. Sonra döndü, yerine oturdu; ciklet çiğniyordu."
-
[isim]
Bakınız sakız
- ADALET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿadālet
-
[isim]
Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme
- "Hiçbir kuvvet beni adaletin tecellisi için çalışmaktan menedemeyecektir."
-
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması; türe
-
Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları
- "Suçlular adaletin pençesinden kurtulamazlar."
-
Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme
- "Germiyan'da Süleyman Şah'ımız adaletle hüküm sürer."
-
[isim]
Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme
- MÜHLET
-
Kelime Kökeni: Arapça muhlet
-
[isim]
Bakınız vade
-
[isim]
Bakınız vade
- ATALET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaṭālet