İçinde le olan 7 harfli 487 kelime var. İçerisinde LE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında le olan kelimeler listesine ya da sonu le ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Le Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E L
2 Harfli Kelimeler
EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇİLENTİ
-
-
[isim]
Bakınız serpinti
- "Az sonra da hafif bir çilenti başladı"
-
[isim]
Bakınız serpinti
- İZLENİM
-
-
[isim]
Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki; intiba
- "İlk izlenim olarak bana pek zeki görünmedi."
-
[ruh bilimi]
Uyaranların, duyu organları ve ilişkili sinirler üzerindeki etkileri veya belirli bir durumun kişi üzerindeki çözümlenmemiş bütün etkisi; intiba
-
[isim]
Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki; intiba
- ESLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Önem vermek, aldırış etmek
-
[-i, ağızlardan]
Önem vermek, aldırış etmek
- FİŞLEME
-
-
[isim]
Fişlemek işi
-
[isim]
Fişlemek işi
- EFİLEME
-
-
[isim]
Efilemek işi
-
[isim]
Efilemek işi
- ASMOLEN
-
-
[isim, mimarlık]
Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü
-
[isim, mimarlık]
Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü
- İSLENME
-
-
[isim]
İslenmek işi
-
[isim]
İslenmek işi
- İZLEYİŞ
-
-
[isim]
İzlemek işi
-
[isim]
İzlemek işi
- VELENSE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca valenciana
-
[isim]
Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye
- "Köşedeki divana oturmuş, üstüne kırmızı bir velense örttüğü ayaklarını karşısındaki koltuğa dayamıştı."
-
[isim]
Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye
- LEVAZIM
-
Kelime Kökeni: Arapça levāzim
-
[isim]
Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
- "Anadolu şehirleri, kasabaları, köyleri harıl harıl levazım gönderdiler."
-
Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro
- "Hayri Efendi ayakta bekledi, müsteşar kâğıdı okudu, levazım müdürü ile konuştu."
-
[askerlik]
Ordunun geri hizmetinde ihtiyacı olan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm
- "Sağlık, levazım gibi geri hizmetlerde çalıştırılıyor, sedye, karavana taşıyorduk."
-
[isim]
Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
- DENKLEM
-
-
[isim, matematik]
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik; muadele
- "Bir denklemde küçük bir eksi artı yanlışı altüst eder eşitliği."
-
[kimya]
Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik
-
[isim, matematik]
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik; muadele
- AİLESİZ
-
-
[sıfat]
Ailesi olmayan
- "İşte bu yalnız insan, asosyal insan, sevgisiz, ailesiz insan…"
-
[zarf]
Ailesi olmadan
- "Cebinde birkaç para ile ailesiz ve dostsuz iş bulana kadar yaşamak mecburiyetinde idi."
-
[sıfat]
Ailesi olmayan
- ÇÖKELEK
-
-
[isim]
Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü; kesik, ekşimik, torak
- "Her günkü gibi benim yemeğim çökelek ve ekmekti."
-
Bakınız çökelti
-
[isim]
Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü; kesik, ekşimik, torak
- KEFALET
-
Kelime Kökeni: Arapça kefālet
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- "O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış."
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- GERİLEK
-
-
[sıfat]
Kendi üstüne geri dönen veya döner görünen
-
[sıfat]
Kendi üstüne geri dönen veya döner görünen
- LEFKOŞA
-
-
[isim]
Kıbrıs Adası'nın en büyük şehri; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti
-
[isim]
Kıbrıs Adası'nın en büyük şehri; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti
- LEBLEBİ
-
Kelime Kökeni: Farsça leblebī
-
[isim]
Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup çerez olarak yenen nohut
-
[isim]
Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup çerez olarak yenen nohut
- DALÖĞLE
-
-
[zarf]
Tam öğle vaktinde; dalöğlen
-
[zarf]
Tam öğle vaktinde; dalöğlen
- ÖZLEMEK
-
-
[-i]
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek
- "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak."
-
[-i]
Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek
- TELEFAT
-
Kelime Kökeni: Arapça telefāt
-
[isim, eskimiş]
Hastalık, afet vb. sebeplerle hayvanların toplu ölümü
-
[isim, eskimiş]
Hastalık, afet vb. sebeplerle hayvanların toplu ölümü