İçinde lame olan 22 kelime var. İçerisinde LAME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lame olan kelimeler listesine ya da sonu lame ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ALAMETİFARİKALI

14 Harfli Kelimeler

PARLAMENTARİZM, PARLAMENTERLİK

13 Harfli Kelimeler

ALAMETİFARİKA

12 Harfli Kelimeler

ALLAMEİCİHAN, SELAMETLEMEK

11 Harfli Kelimeler

PARLAMENTER, SELAMETLEME

10 Harfli Kelimeler

ALAMERİKAN, PARLAMENTO

9 Harfli Kelimeler

AKSÜLAMEL, ALLAMELİK

8 Harfli Kelimeler

FLAMENKO, SİKLAMEN

7 Harfli Kelimeler

LAMEKAN, LAMELİF, MELAMET, SELAMET

6 Harfli Kelimeler

ALAMET, ALLAME

5 Harfli Kelimeler

LAMEL

4 Harfli Kelimeler

LAME

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Lame Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E L M

4 Harfli Kelimeler

ALEM, AMEL, ELMA, LAME, MALE, MEAL

3 Harfli Kelimeler

ELA, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AM, EL, EM, LA, LE, MA, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ALAMETİFARİKALI

  1. [sıfat] Ayırıcı niteliği, özelliği olan
    • "Pek tipik ve âdeta alametifarikalı bir kadını bulmak zor değildir." (Refik Halit Karay)
PARLAMENTARİZM

Kelime Kökeni: Fransızca parlementarisme

  1. [isim] Bakınız parlamenter sistem
    • "Parlamentarizmin türlü yararları içinde bazı sakıncaları oluyor." (Haldun Taner)
PARLAMENTERLİK

  1. [isim] Bakınız milletvekilliği
ALAMETİFARİKA

Kelime Kökeni: Arapça ʿalāmet + fāriḳa

  1. [isim] Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik
    • "Gümülcine onun soyadı değil, sadece askerlikteki alametifarikası." (Haldun Taner)
  2. [eskimiş] Bakınız marka
SELAMETLEMEK

  1. [-i] Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek
    • "Misafiri köşebaşına kadar fener tutarak selametlediler." (Refik Halit Karay)
ALLAMEİCİHAN

Kelime Kökeni: Arapça ʿallāme + cihān

  1. [sıfat] Çok bilgili
PARLAMENTER

Kelime Kökeni: Fransızca parlementaire

  1. [isim] Bakınız milletvekili
  2. [sıfat] Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili
    • "Parlamenter düzen."
SELAMETLEME

  1. [isim] Selametlemek işi
PARLAMENTO

Kelime Kökeni: İtalyanca parlamento

  1. [isim] Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler; yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı
    • "Parlamento, devlet statüsü ve millî ordu için yeni kanunlar neşretti." (Falih Rıfkı Atay)
ALAMERİKAN

Kelime Kökeni: Fransızca à l'américain

  1. [sıfat] Amerikan usulü
    • "Alamerikan bastonumu sallayarak arkadaşlarımla beraber beynelmilel mıntıkaya dâhil oldum." (Adil Hikmet Bey)
AKSÜLAMEL

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + ʿamel

  1. [isim] Bakınız tepki
  2. [eskimiş] Bakınız yankı
    • "Hassasiyeti etrafta hiçbir aksülamel uyandırmazdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
ALLAMELİK

  1. [isim] Allame olma durumu
  2. [mecaz] Her şeyi bilir tavrı takınmak, çok bilmişlik
    • "Şimdi ben bunları niye anlatıyorum? Herhâlde allamelik taslayıp kafa ütülemek için değil!" (Attilâ İlhan)
FLAMENKO

Kelime Kökeni: İspanyolca flamenco

  1. [isim, müzik] Endülüs halk müziği
SİKLAMEN

Kelime Kökeni: Fransızca cyclamen

  1. [isim, bitki bilimi] Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki; buhurumeryem, meryemanakandili, tavşankulağı (Cyclamen coum)
    • "Eski kente kadar büyük bir parkın siklamenler sarkan duvarını izleyerek yürüdüm." (Özcan Yurdalan)
  2. Bakınız siklamen rengi
  3. [sıfat] Bu renkte olan
    • "O, boynundaki siklamen eşarbı düzeltiyor, tırnaklarının siklamen ojesini gözünüze gözünüze uzatıyor." (Selim İleri)
SELAMET

Kelime Kökeni: Arapça selāmet

  1. [isim] Bakınız esenlik
  2. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu; kurtuluş
    • "Sizinle bu mesele etrafında karşılaşmamayı sizin selametiniz namına temenni ederim." (Nâzım Hikmet)
  3. [edebiyat] Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması
LAMELİF

Kelime Kökeni: Arapça lām + elif

  1. [isim] Arap alfabesinde elifin lam ile birlikte yazılmış biçimi
    • "Elindeki kamışı kâğıdın üzerinde hareket ettirdi ve bir lamelif çizdi." (Ercan Köksal)
  2. [sıfat, eskimiş, mecaz] Bakınız dolambaçlı
  3. [sıfat, eskimiş, mecaz] Eğri büğrü, çarpık olan
  4. [sıfat, eskimiş, mecaz] Sıkıntılı, karışık olan
    • "He ile hidayet Mevla’dan gelir / Lamelif derunum bir Mevla bilir." (Âşık Ruhsati)
MELAMET

Kelime Kökeni: Arapça melāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kınama
  2. [din bilimi] Halkın gözünde kendisini kötü tanıtarak insanların beğenme ve saygısı yerine hor görmesini isteyen, böylelikle nefsi öldürerek Allah’a yaklaşmayı esas alan tasavvuf anlayışı
LAMEKAN

Kelime Kökeni: Arapça lāmekān

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız mekânsız
  2. Yersiz yurtsuz, belli bir adresi olmayan
ALAMET

Kelime Kökeni: Arapça ʿalāmet

  1. [isim] Bakınız belirti
    • "İnsanlığın belli bir sonuca yöneldiğini gösterir hiçbir alamet yok." (Cemil Meriç)
  2. [mecaz] Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne
    • "Hâsılı bu bir insan değil, bir alamet, bir rezaletti." (Ömer Seyfettin)
ALLAME

Kelime Kökeni: Arapça ʿallāme

  1. [sıfat] Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili
    • "Tarihî zihniyet taşımak için tarihçi olmak şart değildir. İlmî düşünebilmek için allame olmak şart olmadığı gibi." (Sabahattin Eyüboğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü