İçinde lame olan 22 kelime var. İçerisinde LAME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lame olan kelimeler listesine ya da sonu lame ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ALAMETİFARİKALI
PARLAMENTARİZM, PARLAMENTERLİK
ALAMETİFARİKA
ALLAMEİCİHAN, SELAMETLEMEK
PARLAMENTER, SELAMETLEME
ALAMERİKAN, PARLAMENTO
AKSÜLAMEL, ALLAMELİK
FLAMENKO, SİKLAMEN
LAMEKAN, LAMELİF, MELAMET, SELAMET
ALAMET, ALLAME
LAMEL
LAME
Lame Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ALEM, AMEL, ELMA, LAME, MALE, MEAL
3 Harfli Kelimeler
ELA, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, EL, EM, LA, LE, MA, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALAMETİFARİKALI
-
-
[sıfat]
Ayırıcı niteliği, özelliği olan
- "Pek tipik ve âdeta alametifarikalı bir kadını bulmak zor değildir."
-
[sıfat]
Ayırıcı niteliği, özelliği olan
- PARLAMENTARİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca parlementarisme
-
[isim]
Bakınız parlamenter sistem
- "Parlamentarizmin türlü yararları içinde bazı sakıncaları oluyor."
-
[isim]
Bakınız parlamenter sistem
- PARLAMENTERLİK
-
-
[isim]
Bakınız milletvekilliği
-
[isim]
Bakınız milletvekilliği
- ALAMETİFARİKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿalāmet + fāriḳa
-
[isim]
Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik
- "Gümülcine onun soyadı değil, sadece askerlikteki alametifarikası."
-
[eskimiş]
Bakınız marka
-
[isim]
Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik
- SELAMETLEMEK
-
-
[-i]
Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek
- "Misafiri köşebaşına kadar fener tutarak selametlediler."
-
[-i]
Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek
- ALLAMEİCİHAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿallāme + cihān
-
[sıfat]
Çok bilgili
-
[sıfat]
Çok bilgili
- PARLAMENTER
-
Kelime Kökeni: Fransızca parlementaire
-
[isim]
Bakınız milletvekili
-
[sıfat]
Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili
- "Parlamenter düzen."
-
[isim]
Bakınız milletvekili
- SELAMETLEME
-
-
[isim]
Selametlemek işi
-
[isim]
Selametlemek işi
- PARLAMENTO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca parlamento
-
[isim]
Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler; yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı
- "Parlamento, devlet statüsü ve millî ordu için yeni kanunlar neşretti."
-
[isim]
Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler; yasama kurulu, yasama meclisi, yasama organı
- ALAMERİKAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca à l'américain
-
[sıfat]
Amerikan usulü
- "Alamerikan bastonumu sallayarak arkadaşlarımla beraber beynelmilel mıntıkaya dâhil oldum."
-
[sıfat]
Amerikan usulü
- AKSÜLAMEL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + ʿamel
- ALLAMELİK
-
-
[isim]
Allame olma durumu
-
[mecaz]
Her şeyi bilir tavrı takınmak, çok bilmişlik
- "Şimdi ben bunları niye anlatıyorum? Herhâlde allamelik taslayıp kafa ütülemek için değil!"
-
[isim]
Allame olma durumu
- FLAMENKO
-
Kelime Kökeni: İspanyolca flamenco
-
[isim, müzik]
Endülüs halk müziği
-
[isim, müzik]
Endülüs halk müziği
- SİKLAMEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cyclamen
-
[isim, bitki bilimi]
Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki; buhurumeryem, meryemanakandili, tavşankulağı (Cyclamen coum)
- "Eski kente kadar büyük bir parkın siklamenler sarkan duvarını izleyerek yürüdüm."
-
Bakınız siklamen rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "O, boynundaki siklamen eşarbı düzeltiyor, tırnaklarının siklamen ojesini gözünüze gözünüze uzatıyor."
-
[isim, bitki bilimi]
Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki; buhurumeryem, meryemanakandili, tavşankulağı (Cyclamen coum)
- SELAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça selāmet
-
[isim]
Bakınız esenlik
-
Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu; kurtuluş
- "Sizinle bu mesele etrafında karşılaşmamayı sizin selametiniz namına temenni ederim."
-
[edebiyat]
Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması
-
[isim]
Bakınız esenlik
- LAMELİF
-
Kelime Kökeni: Arapça lām + elif
-
[isim]
Arap alfabesinde elifin lam ile birlikte yazılmış biçimi
- "Elindeki kamışı kâğıdın üzerinde hareket ettirdi ve bir lamelif çizdi."
-
[sıfat, eskimiş, mecaz]
Bakınız dolambaçlı
-
[sıfat, eskimiş, mecaz]
Eğri büğrü, çarpık olan
-
[sıfat, eskimiş, mecaz]
Sıkıntılı, karışık olan
- "He ile hidayet Mevla’dan gelir / Lamelif derunum bir Mevla bilir."
-
[isim]
Arap alfabesinde elifin lam ile birlikte yazılmış biçimi
- MELAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça melāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kınama
-
[din bilimi]
Halkın gözünde kendisini kötü tanıtarak insanların beğenme ve saygısı yerine hor görmesini isteyen, böylelikle nefsi öldürerek Allah’a yaklaşmayı esas alan tasavvuf anlayışı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kınama
- LAMEKAN
-
Kelime Kökeni: Arapça lāmekān
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız mekânsız
-
Yersiz yurtsuz, belli bir adresi olmayan
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız mekânsız
- ALAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿalāmet
-
[isim]
Bakınız belirti
- "İnsanlığın belli bir sonuca yöneldiğini gösterir hiçbir alamet yok."
-
[mecaz]
Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne
- "Hâsılı bu bir insan değil, bir alamet, bir rezaletti."
-
[isim]
Bakınız belirti
- ALLAME
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿallāme
-
[sıfat]
Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili
- "Tarihî zihniyet taşımak için tarihçi olmak şart değildir. İlmî düşünebilmek için allame olmak şart olmadığı gibi."
-
[sıfat]
Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili