İçinde lam olan 8 harfli 333 kelime var. İçerisinde LAM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lam olan kelimeler listesine ya da Sonu lam ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A L M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HİZALAMA
-
-
[isim]
Hizalamak işi
-
[isim]
Hizalamak işi
- BAZLAMAÇ
-
-
[isim]
Bazlama
-
[isim]
Bazlama
- ÇIPALAMA
- ...
- HOHLAMAK
-
-
[-e]
Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine hızla vermek
-
[-e]
Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine hızla vermek
- KASALAMA
-
-
[isim]
Kasalamak işi
-
[isim]
Kasalamak işi
- AĞITLAMA
-
-
[isim]
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü
-
[isim]
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü
- KOKLAMAK
-
-
[-i]
Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek, koku almak
- "Köpekler, yılanın parçalarını kokluyor, yemek istemiyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek, koku almak
- SELAMLIK
-
-
[isim]
Saray, köşk veya konaklarda erkeklerin bulunduğu ve erkek konukların alındığı bölüm, harem karşıtı
- "Bu konuklarda salonlar evvela selamlık tarafında idi." (Falih Rıfkı Atay)
-
Osmanlı padişahları cuma namazını kılmak için camiye giderken yapılan tören
-
[isim]
Saray, köşk veya konaklarda erkeklerin bulunduğu ve erkek konukların alındığı bölüm, harem karşıtı
- VINLAMAK
-
-
[nsz]
Dönerken veya düz bir doğrultuda hızla hareket ederken "vın" diye ses çıkarmak
- "Bir kurşun vınlayarak başımın üzerinden geçti gitti." (Tarık Dursun K)
-
[nsz]
Dönerken veya düz bir doğrultuda hızla hareket ederken "vın" diye ses çıkarmak
- KIĞILAMA
-
-
[isim]
Kığılamak işi
-
[isim]
Kığılamak işi
- ŞUTLAMAK
-
-
Kovmak, kapı dışarı etmek
-
Kovmak, kapı dışarı etmek
- COPLAMAK
-
-
[-i]
Copla vurmak, copla dövmek
-
[-i]
Copla vurmak, copla dövmek
- DAĞLAMAK
-
-
[-i]
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
-
Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak
- "Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Çok sıcak, soğuk veya acı, bir şey, yakmak
- "Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı."
-
Acısı yüreğine işlemek
-
[-i]
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
- AYIPLAMA
-
-
[isim]
Ayıplamak işi, takbih
-
[isim]
Ayıplamak işi, takbih
- İMZALAMA
-
-
[isim]
İmzalamak işi
-
[isim]
İmzalamak işi
- İYOTLAMA
-
-
[isim]
İçme sularındaki mikropların iyot etkisiyle giderilmesi
-
Organik bir birleşikte hidrojenin iyotla yer değiştirmesi
-
[isim]
İçme sularındaki mikropların iyot etkisiyle giderilmesi
- GAKLAMAK
-
-
[nsz]
Karga "gak" diye ses çıkarmak
-
[nsz]
Karga "gak" diye ses çıkarmak
- AMAÇLAMA
-
-
[isim]
Amaçlamak işi, hedef alma, istihdaf
-
[isim]
Amaçlamak işi, hedef alma, istihdaf
- BAĞLAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak
- "Gemiyi iskeleye bağlamak."
-
Düğümlemek
- "İpi ipe bağlamak."
-
[-i]
Yara ilaç koyup bezle sarmak
- "Yarayı bağlamak."
-
[-i]
Denk yapmak, paket yapmak
- "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."
-
[nsz]
Oluşmak, tutmak, meydana gelmek
- "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
-
Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek
- "Birine haftalık bağlamak."
-
Anlaşma yapmak
- "İşleri sözleşmeye bağlamak."
-
[-i]
Uyulması zorunlu olmak
- "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." (Anayasa)
-
Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
- "Bu iş beni çok bağladı."
-
[-i]
Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
-
[-i]
Geçişi engellemek
- "Bütün yolları bağlamışlar."
-
[-i]
Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek
-
[-i]
Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
-
Gönlünü kazanmak
- "Bu davranışınız beni size bağladı."
-
Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
-
Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
- "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?" (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-i]
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak
- CARLAMAK
-
-
[nsz]
Bağırarak konuşmak
-
Çok söylemek
-
Nara atmak, haykırmak
-
[-i]
İlan etmek, duyurmak
-
[nsz]
Bağırarak konuşmak