İçinde lam olan 8 harfli 333 kelime var. İçerisinde LAM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lam olan kelimeler listesine ya da Sonu lam ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A L M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ARKALAMA
-
-
[isim]
Arkalamak işi, yardım, müzaheret
-
[isim]
Arkalamak işi, yardım, müzaheret
- IRALAMAK
-
-
[-i]
Belirli bir ıra ile belirtmek, karakterize etmek
- "Düşkünlere yardım Türk'ü ıralayan bir erdemdir."
-
[-i]
Belirli bir ıra ile belirtmek, karakterize etmek
- OYUMLAMA
-
-
[isim]
Oyumlamak durumu veya biçimi
-
[isim]
Oyumlamak durumu veya biçimi
- TISLAMAK
-
-
[nsz]
Kaz, kedi, yılan "tıs" diye ses çıkarmak
-
"Tıs" diye ses çıkarmak
- "Laf ederken tıslıyorum, dişleri çektirdik." (Atilla İlhan)
-
Ağır yük altında iniltiye benzer sesler çıkarmak
-
Haksızlığını anlayıp susmak, sesi soluğu kesmek
-
[nsz]
Kaz, kedi, yılan "tıs" diye ses çıkarmak
- ATKILAMA
-
-
[isim]
Atkılamak işi
-
[isim]
Atkılamak işi
- BALLAMAK
-
-
[-i]
Bal sürmek
-
[-i]
Bal sürmek
- PATLAMAK
-
-
[nsz]
Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak, infilak etmek
- "Dinamit patladı."
- "Patlama, geliyorum!"
-
Yırtılıp açılmak
- "Gözlerim gene ayakkabılarıma kaydı, yanları patlamıştı." (Orhan Kemal)
-
Yarılmak
- "Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Görünür duruma gelmek, ortaya çıkmak, yeşermek
- "Tomurcuklar patladı."
-
Top, taşıt lastiği vb. şeyler değişik nedenlerle havası inmek
-
Ansızın tehlikeli bir şey meydana gelmek
- "Fırtına patladı."
-
Çok sıkılmak, sıkıntı ve sabırsızlığını belli etmek
- "Sanıyorum ki istimi fazla gelmiş kazanlar gibi hırslarından patlayacaklar." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Aşırı tepki göstermek
-
Ansızın bir gürültü duyulmak
-
Herhangi bir durum veya bir değerin yitirilmesine yol açmak, mal olmak
-
[nsz]
Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak, infilak etmek
- NAZLAMAK
- ...
- YUHALAMA
-
-
[isim]
Yuhalamak işi
-
[isim]
Yuhalamak işi
- ALÇILAMA
-
-
[isim]
Alçılamak işi
-
[isim]
Alçılamak işi
- HAŞLAMAK
-
-
[nsz]
Bir şeyi kaynar suya daldırmak
- "Sebze haşlamak."
-
[-i]
Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek
-
Suda kaynatarak pişirmek
- "Nine, yolda yerim diye iki yumurta haşladıydı teyze." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Kaynar sıvı bir şeyi yakmak
- "Kaynar su ayağımı haşladı."
-
[-i]
Don, kırağı için bitkilere zarar vermek
-
[-i]
Dalamak
- "Böcek çocuğun bacağını haşlamış."
-
[-i]
Sızı vermek, acı vermek
- "Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi." (Peyami Safa)
-
Sertçe paylamak, azarlamak
- "Recep'i kenara çekip fena hâlde haşladılar." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Bir şeyi kaynar suya daldırmak
- KAVLAMAK
-
-
[nsz]
Kabarıp dökülmek, soyulmak
-
[nsz]
Kabarıp dökülmek, soyulmak
- ÇAPALAMA
-
-
[isim]
Çapalamak işi
-
[isim]
Çapalamak işi
- DIŞLAMAK
-
-
[-i]
Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce vb.ni yok saymak, ilgilenmemek
- "Durumu düzelmişti, yavaş yavaş kendisini dışlayan topluluğun bireyleri kapılarını açıyordu." (Muzaffer Uyguner)
-
[-i]
Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce vb.ni yok saymak, ilgilenmemek
- EBRULAMA
-
-
[isim]
Ebrulamak işi
-
[isim]
Ebrulamak işi
- ŞARTLAMA
-
-
[isim]
Şartlamak işi
-
[isim]
Şartlamak işi
- ANLAMSAL
-
-
[sıfat]
Anlamla ilgili, semantik
-
[sıfat]
Anlamla ilgili, semantik
- TOPLAMAK
-
-
[-i]
Bir araya getirmek
- "Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[nsz]
Devşirmek
- "Kırlardan çiçek topladık."
-
Devşirip kaldırmak
- "Sofrayı toplamak. Yatakları toplamak."
-
Dağınıklıktan kurtarmak
- "Bu odayı biraz toplamak gerek."
-
Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek
- "Uzun yağlı saçlarını parmaklarıyla taradı, kalpağının altında topladı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Artırıp biriktirmek
- "Epey servet toplamış."
-
[nsz]
Hizmete çağırmak
- "Asker toplamak."
-
Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak
-
[nsz]
Şişmanlamak, kilo almak
-
[nsz]
Çıban, yara irinlenmek
-
Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak
-
[-i]
Bir araya getirmek
- ZAĞLAMAK
-
-
[-i]
Bileylemek
-
[-i]
Bileylemek
- KANLAMAK
-
-
[-i]
Kana bulamak
-
[-i]
Kana bulamak