İçinde lam olan 10 harfli 449 kelime var. İçerisinde LAM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lam olan kelimeler listesine ya da sonu lam ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lam Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L M
3 Harfli Kelimeler
LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KASTARLAMA
-
-
[isim]
Kastarlamak işi
-
[isim]
Kastarlamak işi
- PIRPIRLAMA
-
-
[isim]
Pırpırlamak işi
-
[isim]
Pırpırlamak işi
- BIÇAKLAMAK
-
-
[-i]
Bıçakla kesmek
-
Bıçakla yaralamak
-
[-i]
Bıçakla kesmek
- HAZIRLAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek; anıklamak
- "Bir çeyrek saat içinde bavullarımızı bile hazırlayamazdık."
-
[nesnesiz]
Bir şeyi ortaya koymak, gerçekleştirmek; kotarmak
- "Sözlük hazırlamak."
-
Önceden düzenlemek; kurmak
- "Ayrıca kimi Karagözcüler kendi görüntülerini kendileri hazırlarlar."
-
Önlem almak, sağlamak
- "Kış için kömürü hazırladık."
-
Sebep olmak, yol açmak
- "İç bölünmeler felaketi hazırlar."
-
[-e, -i]
Birini herhangi bir şeyi yapabilecek veya bir şeyi yüklenebilecek duruma getirmek; alıştırmak
- "Yine ömründe bir kez bile tiyatroya gitmemiş olan babamı ertesi hafta annem hazırladı."
-
[kimya]
Bir maddeyi elde etmek
-
[-i]
Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek; anıklamak
- NİŞANLAMAK
-
-
[-i, -le]
Bir çiftin evlenme işinin kararlaştığına belirti olarak parmaklarına yüzük takmak; yavuklamak
-
Bir hedefi vurmak için silah, taş vb.ne belli bir doğrultu vermek
-
Bir şeyin yerini belirtmek, işaretlemek; nişan koymak
-
[-i, -le]
Bir çiftin evlenme işinin kararlaştığına belirti olarak parmaklarına yüzük takmak; yavuklamak
- KALAYLAMAK
-
-
[-i]
Oksitlenmeden korumak için bir metal parçasını veya kabı kalay tabakası ile kaplamak
-
[mecaz]
Eksiklikleri, kusurları görünüşte gizlemeye çalışmak
-
[argo]
Bakınız sövmek
- "Yıkılır kalırsam senin de seni besleyenin de gelmişini geçmişini kalaylarım, anladın mı?"
-
[-i]
Oksitlenmeden korumak için bir metal parçasını veya kabı kalay tabakası ile kaplamak
- ŞİŞMANLAMA
-
-
[isim]
Şişmanlamak işi
-
[isim]
Şişmanlamak işi
- KASNAKLAMA
-
-
[isim]
Kasnaklamak işi
-
[isim]
Kasnaklamak işi
- YANKILAMAK
-
-
[-i]
Sesi geri çevirmek, yankı durumunda geri döndürmek, inikâs etmek
-
[-i]
Sesi geri çevirmek, yankı durumunda geri döndürmek, inikâs etmek
- ORANTILAMA
-
-
[isim]
Orantılamak işi veya durumu
-
[isim]
Orantılamak işi veya durumu
- AKŞAMLAMAK
-
-
[-de]
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek
- "Stadyum kapısında akşamlayan, Keloğlan'la sabahlayan muhtardan adamdan muhtar olur mu?"
-
Akşamı bir yerde geçirmek
-
[nesnesiz]
Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak
-
[-de]
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek
- KALBURLAMA
-
-
[isim]
Kalburlamak işi
-
[isim]
Kalburlamak işi
- AÇIKLAMALI
-
-
[sıfat]
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı
- "Açıklamalı deyimler."
-
[sıfat]
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı
- FIŞKILAMAK
-
-
[-i]
Toprağı fışkı ile gübrelemek
-
[-i]
Toprağı fışkı ile gübrelemek
- VAKUMLAMAK
-
-
[-i]
Bozulmaması için bazı yiyeceklerin paketinin havasını, boşluğunu almak
-
Bazı eşyaların fazla yer tutmaması için havasını, boşluğunu almak
-
Vakumla temizlik yapmak
-
[-i]
Bozulmaması için bazı yiyeceklerin paketinin havasını, boşluğunu almak
- CİYAKLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız cıyaklamak
- "Tam uyumak üzereyken de sırtımı pire ısırdı, onu yakaladım; bahçedeki eşek anırmaya başladı, o sustu, kediler kavga edip ciyakladı."
-
[nesnesiz]
Bakınız cıyaklamak
- YANSILAMAK
-
-
[-i]
Bakınız yansımak
-
[mecaz]
Birinin söylediklerini, yaptıklarını alay ederek tekrarlamak
- "Türkçe sözleri Arapça okumaya çalışırdı. Çocuklar, hocayı yansılarlardı, gülüşürdük."
-
[-i]
Bakınız yansımak
- UYGULAMALI
-
-
[sıfat]
Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen; kılgılı, kılgısal, kılgın, tatbikî, pratik, amelî, kuramsal karşıtı
-
[sıfat]
Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen; kılgılı, kılgısal, kılgın, tatbikî, pratik, amelî, kuramsal karşıtı
- ÇAYIRLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız çayırlanmak
-
Hayvan yediği çayırdan hastalanmak
-
[nesnesiz]
Bakınız çayırlanmak
- TIRKAZLAMA
-
-
[isim]
Tırkazlamak işi
-
[isim]
Tırkazlamak işi