İçinde lak olan 8 harfli 45 kelime var. İçerisinde LAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lak olan kelimeler listesine ya da sonu lak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K L
3 Harfli Kelimeler
KAL, LAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARALAKS
-
Kelime Kökeni: Fransızca parallaxe
-
[isim, gök bilimi]
Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
-
Dünya'nın yarıçapını bir gezegenden veya Dünya Güneş uzaklığını bir yıldızdan gören açı
-
[isim, gök bilimi]
Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
- LEYLAKLI
-
-
[sıfat]
İçinde leylak bulunan
- "Görsem Erenköyü'ndeki leylaklı bahçede / Cananla bir zaman konuşup içtiğim yeri"
-
[sıfat]
İçinde leylak bulunan
- ABLAKLIK
-
-
[isim]
Ablak olma durumu
- "Sekreterinin aslında oval bir biçimi olan alımlı yüzünde şaşırdığında ortaya çıkan o sevimli ablaklık vardı."
-
[isim]
Ablak olma durumu
- FALAKACI
-
-
[isim, tarih]
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli
-
[isim, tarih]
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli
- SOLAKLIK
-
-
[isim]
Solak olma durumu
-
[isim]
Solak olma durumu
- YUVARLAK
-
-
[sıfat]
Top veya küre biçiminde olan; tombul, müdevver
- "Yuvarlak bir yüz. Yuvarlak bir masa."
-
[isim]
Top veya küre biçiminde toparlak şey
-
[mecaz]
Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.)
-
[isim, argo]
Homoseksüel erkek
-
[sıfat]
Top veya küre biçiminde olan; tombul, müdevver
- KULAKÇIK
-
-
[isim, anatomi]
Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı
-
[isim, anatomi]
Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı
- ANTİPLAK
-
Kelime Kökeni: Fransızca antiplaque
-
[isim, tıp]
Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde
-
[isim, tıp]
Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde
- ALAKARGA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş; kestane kargası (Garrulus glandarius)
-
[ağızlardan]
Bakınız saksağan
-
[isim, hayvan bilimi]
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş; kestane kargası (Garrulus glandarius)
- AHLAKSIZ
-
-
[sıfat]
Ahlak kurallarına uymayan
- "Yapılacak ameliyat bu hain ve ahlaksız Avrupalıların gözlerine görünmemeliydi."
-
[mecaz]
Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz olan; uçkursuz
- "O ahlaksız insanların arasında bu çocuk nasıl rahat eder."
-
[sıfat]
Ahlak kurallarına uymayan
- TABLAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabla + Farsça -kār
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- "Aynı şekilde surnameler, tablakâr, saka, meşaleci vb. dönemin meşhur meslek erbabının geçit töreni gibidir."
-
Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- ŞAPŞALAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Özensiz, düzensiz olan (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Özensiz, düzensiz olan (kimse)
- CUMBALAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız takla
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız takla
- SALAKLIK
-
-
[isim]
Salak olma durumu, salozluk
-
Salakça davranış
- "Böyle yerlerde bana bir salaklık gelir."
-
[isim]
Salak olma durumu, salozluk
- MUTLAKÇI
-
-
[sıfat]
Bakınız saltçı
-
[sıfat]
Bakınız saltçı
- İSTİMLAK
-
Kelime Kökeni: Arapça istimlāk
-
[isim]
Bakınız kamulaştırma
- "Yolun planları, projeleri yapılmış, istimlak emirleri çıkarılmıştı."
-
[isim]
Bakınız kamulaştırma
- LAKLAMAK
-
-
[-i]
Laka veya vernik sürmek
-
[-i]
Laka veya vernik sürmek
- ISLAKLIK
-
-
[isim]
Islak olma durumu
- "Islaklık iliklerimize işler."
-
[isim]
Islak olma durumu
- PATLAKÇA
-
-
[sıfat]
Patlak gibi, patlağa benzer
- "Yeni gelen başhekim ... orta boylu, cılız, patlakça gök gözlü bir adam."
-
[sıfat]
Patlak gibi, patlağa benzer
- PLAKASIZ
-
-
[sıfat]
Plakası olmayan
-
[sıfat]
Plakası olmayan