İçinde la olan 6 harfli 323 kelime var. İçerisinde LA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında la olan kelimeler listesine ya da sonu la ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
La Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÜLALE
-
Kelime Kökeni: Arapça sulāle
-
[isim]
Soy, hısım akraba
- "Üç göbek öncesi sülalemizin mezarları Üsküdar'da yani İstanbulluyum."
-
[mecaz]
Ev, aile
-
[isim]
Soy, hısım akraba
- IŞILAK
-
- FALAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça falaḳa
-
[isim]
Sopa vurmak için ayak tabanlarını uygun bir biçimde sıkıştırıp tutmak üzeren iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı
-
Bu araçla uygulanan dayak cezası
-
Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası
-
[denizcilik]
Dik ve sabit tutulması gereken halat ve serenlerin üzerine bir kasa ile bağlanan halat ayakları
-
[isim]
Sopa vurmak için ayak tabanlarını uygun bir biçimde sıkıştırıp tutmak üzeren iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı
- JETLAG
-
-
[isim]
Uçuş sonrasında kıtalar arası zaman farkından oluşan biyolojik ritim bozukluğu
-
[isim]
Uçuş sonrasında kıtalar arası zaman farkından oluşan biyolojik ritim bozukluğu
- ULANMA
-
-
[isim]
Ulanmak işi
-
[isim]
Ulanmak işi
- İNATLA
-
-
[zarf]
Ayak direyerek
- "Gene de her ikimiz de inatla sarıldık kendi aldatmacamıza."
-
[zarf]
Ayak direyerek
- BELALI
-
-
[sıfat]
Yoran, üzen, can sıkan
- "Bu belalı işin iyi gitmeye başlamasının daha ucundayız."
-
Kavgacı, şirret olan
- "Yeryüzünde balta olacak bundan daha belalı bir adam olacağını tasavvur edemiyorum."
-
[isim]
Kadının zorba dostu
- "Belalıları başından taşkın kadınlarla uğraşacak yaşta değiliz."
-
[sıfat]
Yoran, üzen, can sıkan
- BELASI
-
-
-den dolayı, sebebiyle
- "İlme karşı saygı belası olarak dinlemek zaruridir."
-
-den dolayı, sebebiyle
- KLASİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca classique
-
[isim]
Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser
- "Klasikler bir kültür, bir gusto, bir seviye ölçütüdür."
-
[sıfat]
XVII. yüzyıl Fransız dili, sanatı ve yazarları ile ilgili olan
- "Racine bir Fransız klasik yazarıdır."
-
[sıfat]
Alışılmış
-
[sıfat]
Sanatta kuralcı
-
[sıfat]
Bakınız kökleşik
- "Klasik şiirin yıkıldığından beri şiiri, bin kişi bin türlü tarif ediyor."
-
Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı veya eser
- "Yunan klasikleri. Fransız klasikleri."
-
Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan
- "Klasik eserlerin oynandığı bir millî tiyatroları yok."
-
[isim]
Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser
- İPTİLA
-
Kelime Kökeni: Arapça ibtilāʾ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşkünlük
- "Süse ve mücevhere iptilasını anlatmak için yapılan mübalağalara inanmak lazım."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşkünlük
- LAPİNA
-
Kelime Kökeni: Fransızca lapina
-
[isim, hayvan bilimi]
Lapinagillerden, kayalık kıyılarda, sığ sularda yaşayan 25-35 santimetre uzunluğunda, kırmızı benekli, mavi veya yeşil balık (Crenilabrus pavo)
-
[isim, hayvan bilimi]
Lapinagillerden, kayalık kıyılarda, sığ sularda yaşayan 25-35 santimetre uzunluğunda, kırmızı benekli, mavi veya yeşil balık (Crenilabrus pavo)
- TOPLAM
-
-
[isim, matematik]
Toplama işleminin sonucu; mecmu, yekûn
-
[isim, matematik]
Toplama işleminin sonucu; mecmu, yekûn
- BULAŞI
-
-
[isim, tıp]
Bulaşıcı bir hastalığın taşıyıcılar yoluyla başka bir canlıya geçmesi; bulaşma, kontaminasyon
-
[isim, tıp]
Bulaşıcı bir hastalığın taşıyıcılar yoluyla başka bir canlıya geçmesi; bulaşma, kontaminasyon
- SLAVCA
-
-
[isim]
Yakınlık dolayısıyla Slavların kullandığı dile verilen ortak ad; İslavca
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Yakınlık dolayısıyla Slavların kullandığı dile verilen ortak ad; İslavca
- BUNLAR
-
-
[zamir]
Bu zamirinin çokluk biçimi
- "Bunlar, matbaada basılan ve dağıtımı yapılan dergilerdi artık."
-
[zamir]
Bu zamirinin çokluk biçimi
- UZLAŞI
-
-
[isim]
Bakınız uzlaşma
-
[isim]
Bakınız uzlaşma
- LAFZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça lafẓen
-
[zarf, eskimiş]
Sözün gelişine, söylenişine, yapısına göre, yazılı olmayarak
- "Şantajcılıkla şarlatanlık arasında lafzen ve maddeten benzerlik var."
-
[zarf, eskimiş]
Sözün gelişine, söylenişine, yapısına göre, yazılı olmayarak
- LAPTOP
-
Kelime Kökeni: İngilizce laptop
-
[isim]
Bakınız dizüstü
-
[isim]
Bakınız dizüstü
- LAMACI
-
-
[sıfat]
Lamacılık yanlısı olan (kimse); lamaist
-
[sıfat]
Lamacılık yanlısı olan (kimse); lamaist
- İSTİLA
-
Kelime Kökeni: Arapça istīlāʾ
-
[isim]
Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme
- "İstanbul'a geldiğim zaman Habeşistan istilası başlamak üzereydi."
-
Bakınız kaplama
-
[isim]
Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme