İçinde laş olan 8 harfli 84 kelime var. İçerisinde LAŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında laş olan kelimeler listesine ya da sonu laş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Laş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L Ş

3 Harfli Kelimeler

ŞAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AŞ, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CAMLAŞMA

  1. [isim] Camlaşmak işi
PÜRTELAŞ

Kelime Kökeni: Farsça pur + Arapça telāş

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız telaşlı
  2. [zarf] Telaşlı olarak
    • "Gırtlağımı yırtarcasına haykırırken odaya efendim pürtelaş girdi." (Refik Halit Karay)
HAKLAŞMA

  1. [isim] Haklaşmak biçimi veya durumu
ARILAŞMA

  1. [isim] Arılaşmak durumu; arılanma
  2. Bakınız özleşme
    • "Zaman günümüze yaklaştıkça dilin arılaşmasına özen gösterdim." (Erendiz Atasü)
AYILAŞMA

  1. [isim] Ayılaşmak durumu
KITLAŞMA

  1. [isim] Kıtlaşmak işi
ANILAŞMA

  1. [isim] Anılaşmak durumu
BOŞLAŞMA

  1. [isim] Boşlaşmak işi
MATLAŞMA

  1. [isim] Matlaşmak işi
HAMLAŞMA

  1. [isim] Hamlaşmak durumu
BULAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bir nesne üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek
    • "Tabak bulaştı."
  2. [-e] Bir şey diğer bir şeyin üstüne sürülmek; sıvaşmak, sıvışmak
    • "Yüzüne gözüne yer yer kepek bulaşmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [-e] Hastalık geçmek, sirayet etmek, girmek
    • "Erzurum’daki pek çok misyonere de tifüs bulaştı ama kurtuldular." (Hüseyin Özdemir)
  4. [-e] Bakınız sataşmak
    • "Atiye'nin ters ters yüzüne bakmasına aldırmadan yerde bir dirseğinin üstüne uzanmış keyifle yatan Seyit'e bulaştı." (Lâtife Tekin)
  5. [-e] İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak
    • "Seninle hiç alakası olmayan bu işe bulaşmak istemiyorsun." (Ahmet Ümit)
DOLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız gezinmek
  2. Doğru gitmeyip yolu uzatmak
    • "Bu yoldan giderseniz çok dolaşırsınız."
  3. Dönüp başka bir yönden gelmek
    • "Dolaş da arka kapıdan gel."
  4. Bir şey akmak
    • "Damarlarında aynı kan dolaşıyor."
  5. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek; dolanmak
    • "Saçları taranmamaktan dolaşmış."
  6. [-i] Bir yeri belli bir amaçla gezmek
    • "Müzeleri dolaşmak."
  7. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
  8. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
  9. [müzik] Bakınız gezinmek
  10. [mecaz] Çok kimse tarafından söylenmek
  11. [mecaz] Kendini hissettirmek
    • "Başında dolaşan bir tehlikeden bahsediyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TELAŞSIZ

  1. [sıfat] Bakınız soğukkanlı
    • "Sonra telaşsız, emin adımlarla sinemaya doğru yürüdü." (Haldun Taner)
  2. [zarf] Soğukkanlılıkla, şaşırmadan, telaş etmeden
    • "Bu ikramın sebebini anlamak için telaşsız bekledi." (Nâzım Hikmet)
DARLAŞMA

  1. [isim] Bakınız daralma
AĞILAŞMA

  1. [isim] Ağılaşmak durumu
URLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ur durumuna gelmek; tümörlenmek, tümörleşmek
UYLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, ağızlardan] Bakınız uzlaşmak
KORLAŞMA

  1. [isim] Korlaşmak durumu veya biçimi
ULULAŞMA

  1. [isim] Ululaşmak işi
BUZLAŞMA

  1. [isim] Buzlaşmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü