İçinde l olan 3 harfli 105 kelime var. İçerisinde L harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında l harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu l harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

LAN

  1. [ünlem] Ulan
    • "İte bak lan, dedi, nasıl da horozlanıyor?" (Necati Cumalı)

ALO

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [ünlem] Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü

LAV

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, dünyanın derinliklerinden gelen kızgın, erimiş maddeler, püskürtü

FEL

  1. [isim] Görüngü

LIĞ

  1. [isim] Alüvyon

LEŞ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Kokmuş hayvan ölüsü
    • "Yollarda insan, at ve deve leşleri nadir değildir." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Evin içini allak bullak edip leşini gözünün önüne sereyim mi?" (Sermet Muhtar Alus)
  2. Çok kötü kokan

LAP

  1. [isim] Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses
    • "Hamur lap diye yere düştü."

DİL

  1. [isim] Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı
    • "Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki..." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Çocuk, hâlâ dil ağız vermeden yatıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Ninniyi mutlaka söylemesi için ona bir sürü dil döktü." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfanın ellerini dizlerine vurarak: -Dil otu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki..." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri
    • "Terazi dili."
    • "Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir." (Salâh Birsel)
    • "Şair neslinin şarkıdan o kadar dili yandı ki şarkı kelimesini nerede görse silip üstüne türkü diyecek." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
    • "Bunda yenilmiş, içilmiş bir şey yok ya! Sen onun dilini de anlarsın." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili
    • "Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası
  5. Kıstak
  6. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek
    • "İki dilli makara."
  7. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak
  8. Anahtar

LED
...
LEY

  1. [isim] Rumen para birimi

ROL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı
    • "Halide Edip Hanım'ın Kenan Çobanları'nda rol almıştı bu kız." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Rol yapmaya kalkışsa yüzüne gözüne bulaştıracağını biliyordu." (Tarık Buğra)
    • "Sizinle benim bunda bir rolümüz oldu muydu?" (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Görgülü rolüne çıkmış zekâsız bir türediye benzeyecek." (Refik Halit Karay)
  2. Bir işte bir kimse veya şeyin üstüne düşen görev
    • "Ev kadını rolünü çok ciddiyetle ele almıştım." (Halide Edip Adıvar)
    • "Bunda ne hocanın bilgisi ne çocuğun çalışkanlığı rol oynar." (Burhan Felek)
  3. Gerçek olmayan davranış, gösteriş

SAL

  1. [isim] Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı
    • "Dalgaları ufukları örten bir denizde, küçük bir sal parçası üstünde bir boraya mı tutulduk?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ÇAL

  1. [isim] Taşlık yer, çıplak tepe

PAL

  1. [isim] Bir cins güvercin

GÜL

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa)
    • "Herkes evinin önünü temizlesin, şehir gül gibi olur." (Tarık Buğra)
  2. Bu bitkinin katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği
    • "Çocuğuna gül gibi bakıyor."
    • "Allah bereket versin, gül gibi geçiniyorum." (Reşat Nuri Güntekin)

LUP

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir tür büyüteç
    • "Sol gözüne lupunu iliştirmiş, beyaz taş yüzüğü, bir türlü elinden bırakamıyordu." (Cahit Uçuk)

PUL

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Posta parası karşılığı mektuplara, damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası
    • "Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık
    • "Arkasında bir omzu tamamıyla açık, altın pul işlemeli bir akşam tuvaleti vardı." (Halide Edip Adıvar)
  3. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık
  4. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık
  5. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt
  6. Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri
  7. Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık
    • "Bir adamla minimini bir kız çocuğu elleri balık pulu içinde balık avlıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  8. Akçeden küçük metal para

LOR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Bir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir
    • "Teyzem iki dolu kaşık lora, günlük iki yumurta kırdı." (Necati Cumalı)

LÜK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Boyacılıkta kullanılan Hint zamkı

ÇÖL

  1. [isim] Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi, sahra, badiye
    • "Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık." (Falih Rıfkı Atay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü