İçinde lü olan 6 harfli 89 kelime var. İçerisinde LÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lü olan kelimeler listesine ya da sonu lü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜZLÜK

  1. [isim] Yüz lira değerinde olan para
  2. [matematik] On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak
  3. [sıfat] Yüzü, yüz tanesi bir arada olan; yüzerlik
    • "Yüzlük paket. Yüzlük deste."
  4. [sıfat] Herhangi bir şeyden yüz tane alabilen
  5. [sıfat] Yüz yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
ÖLÜEVİ

  1. [isim] Cenaze sahibinin evi
  2. Bir ferdi veya yakını ölmüş olan aile; cenazeevi, yasevi
ÜTÜLÜK

  1. [sıfat] Ütülenecek olan, ütüye ayrılmış olan
    • "Kuruyan çamaşırlar katlanıp kaldırılacak, ütülükler ayrılacak." (İnci Aral)
LÜLECİ

  1. [isim] Çubuk, nargile, pipo vb.nde kullanılan lüleyi yapan kimse
    • "Komisyoncular daha sonra özelliklerine göre sandıklara dizilmiş lüle taşını sandıklar hâlinde satar ve parasını lüleci tüccara gönderirdi." (Cahit Bilim)
ÖRTÜLÜ

  1. [sıfat] Örtüsü olan
    • "Ampir koltuklu, keten masa örtülü bir lokantaydı." (Selçuk Erez)
  2. Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış
    • "Yerler yemyeşil ve ıslak bir çimenle örtülü." (Ahmet Haşim)
  3. [mecaz] Gizli, saklı olan
  4. [zarf, mecaz] Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde; müphem
    • "Gerçi biraz karışık bir yazı, konusunun gerektirdiği açıklığa ulaşamamış, yazılma nedenleri de örtülü geçiliyor ama önemli sorunlara dokunmakta." (Memet Fuat)
ÜNLÜLÜ

  1. [sıfat] İçinde ünlü harf bulunan (söz)
GÜÇLÜK

  1. [isim] Bakınız zorluk
    • "Halk için, halkla beraber her güçlüğü yeneceğine inanarak dağlar gibi gürlüyor." (Eflâtun Cem Güney)
  2. Ağır ve yorucu emek; zahmet, meşakkat
    • "Bir kere güçlük, ev bulmak ve eşya taşımak derdiyle başlar." (Burhan Felek)
  3. Engel, pürüz
    • "Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan insan, kuvvetli insan olmalı." (Orhan Veli Kanık)
DÖRTLÜ

  1. [sıfat] Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan; murabba (I)
    • "Dörtlü sefer tası. Dörtlü abajur."
  2. [isim] İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul
  3. [isim, müzik] Dört kişiden oluşan müzik topluluğu; kuartet
  4. [isim] Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen; flaşör
ÖLÜLÜK

  1. [isim] Cansız kalma durumu; cansızlık
    • "Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek." (Sait Faik Abasıyanık)
FÖTRLÜ

  1. [sıfat] Fötr şapkası olan
GÜRLÜK

  1. [isim] Gür olma durumu
    • "Vuru denilen bu gürlük dalgalanmalarının frekansı, binişen seslerin frekanslarının farkına eşittir." (M. Ayhan Zeren)
  2. [fizik] İşitme duyumunun, sesin akustik basıncına bağlı niteliği, sesin kuvveti
  3. Bakınız verimlilik
SİLÜET

Kelime Kökeni: Fransızca silhouette

  1. [isim] Bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle beliren görüntüsü
    • "İstanbul’un silüeti gittikçe belirsiz hâle geliyor ve yavaş yavaş ışıkları da birer ikişer sönüyordu." (Selçuk Ural)
  2. Bakınız gölge
    • "Bir kadın silüetinin koşarak silindiğini de görür gibi olmuştum." (Refik Halit Karay)
ÖPÜLÜŞ

  1. [isim] Öpülmek işi
ÜRKÜLÜ

  1. [sıfat] Ürkü veren
KÖRLÜK

  1. [isim] Bakınız görme engellilik
  2. Kesmez olma durumu
    • "Bileği taşındaki bıçak bir ileri gidiyor, bir geriliyor, ağzının körlüğünü yok ediyordu." (Tarık Dursun K)
  3. [mecaz] Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş
  4. [mecaz] Gerçeği görememe durumu
  5. [bitki bilimi] Bitkilerin tomurcuk vermemesi durumu
GOLLÜK

  1. [sıfat] Gol olmaya elverişli, gol olabilecek
    • "Bu, gollük bir şuttu."
JULLÜK

  1. [sıfat] Bir jul değerinde olan
BÜRÜLÜ

  1. [sıfat] Bürünmüş
    • "... yazın tüllere, kışın kürklere bürülü o muhayyel maşuka ki tebessümleri kadar bakışları da tatlı idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ÖRÜLÜŞ

  1. [isim] Örülmek işi
    • "Bu ağır ve etkili örülüşün ilmikleri arasında sıkışıp inceliyor, ufak ufak koparak toz olup dağılıyordu." (Attilâ İlhan)
HÖLLÜK

  1. [isim, ağızlardan] Kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak
    • "Eledim eledim höllük eledim / Aynalı beşikte bebek beledim" (Halk türküsü)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü