İçinde kız olan 5 harfli 9 kelime var. İçerisinde KIZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kız olan kelimeler listesine ya da sonu kız ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIZIK
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- KIZIL
-
-
[isim]
Parlak kırmızı renk
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta / Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta"
-
[sıfat, mecaz]
Aşırı derecede olan
- "Softalar arasında kızıl bir kavga kopmuştu."
-
[mecaz]
Bakınız komünist
-
[tıp]
Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık
-
[isim]
Parlak kırmızı renk
- KIZIŞ
-
-
[isim]
Kızmak işi
-
[isim]
Kızmak işi
- SAKIZ
-
-
[isim]
Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine
-
Şekerli ve şekersiz, kokulu ve kokusuz türleri bulunan, ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği; ciklet
-
[hayvan bilimi]
Vücudu beyaz olup başta ve ayaklarda belirgin siyah işaretler bulunan, ince kemik yapılı ve yüksek ayaklı, ince yağsız uzun kuyruklu bir tür koyun
-
Bakınız sakız ağacı
- "Sizi İnce dağ yollarının sakız gölgeleri içinde yalnız bırakmak lazım geldiğini hissediyordu."
-
[isim]
Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine
- KIZMA
-
-
[isim]
Kızmak işi
- "Şimdi artık kızma sırası bana gelmişti."
-
[isim]
Kızmak işi
- NAKIZ
-
Kelime Kökeni: Arapça naḳż
-
[isim, eskimiş]
Bozma, çözme
-
Bakınız kırma
-
[isim, eskimiş]
Bozma, çözme
- KIZAK
-
-
[isim]
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt
- "Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim."
-
Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça
-
Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası
-
[denizcilik]
Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara
-
[isim]
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt
- KIZAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Erkek çocuk
-
Silahlı köy delikanlısı
- "Kızanlarla köyün eşiğinde ertesi gün öğle vakti, Menderes Köprüsü'ndeki köpekleri tepelemeye ant içtik."
-
Çoluk çocuk
-
[isim, ağızlardan]
Erkek çocuk
- TIKIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız tıknaz
- "İkisi de tıkız ve aynı boyda."
-
Çok sıkıştırılmaktan veya çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış; sıkı
- "Bu yastık pek tıkız olmuş."
-
Yoğunluğu çok ve katı olan
- "Tıkız hamur."
-
[sıfat]
Bakınız tıknaz