İçinde kır olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde KIR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kır olan kelimeler listesine ya da sonu kır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K R
3 Harfli Kelimeler
IRK, KIR
2 Harfli Kelimeler
IR
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIRAÇ
-
-
[sıfat]
Verimsiz veya susuz, bitek olmayan (toprak)
-
[sıfat]
Verimsiz veya susuz, bitek olmayan (toprak)
- KIRCI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız dolu (I)
-
Ufak ve sert taneli kar
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız dolu (I)
- KIRMA
-
-
[isim]
Kırmak işi; nakız
-
Bakınız pile
-
Kırılmış veya dövülmüş tahıl
- "Nasibi tükendi ise önüne arpa kırması doldursan, altına kuş tüyü yatak sersen yine geberip gider."
-
Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi
-
Ot bitmeyen bayır
- "Yeşerir bayırlar, çöller, kırmalar / Nakışların bugün dört yanın dağlar."
-
[sıfat]
Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek)
- "Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü."
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız melez
- "Arap kırması bir at."
-
[sıfat, mecaz]
Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan
-
[isim]
Kırmak işi; nakız
- LIKIR
-
-
[isim]
Sıvıların bir kaptan akarken çıkardığı ses
-
[isim]
Sıvıların bir kaptan akarken çıkardığı ses
- KIRCA
-
-
[sıfat]
Hafif kırlaşmış
- "Tıknaz, kırca, kısa sakallı, kırmızı yüzlü bir efendi."
-
[sıfat]
Hafif kırlaşmış
- BAKIR
-
-
[isim, kimya]
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
- KIRKI
-
-
[isim]
Kırkma işi
-
Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç
-
[isim]
Kırkma işi
- KIRAN
-
-
[sıfat]
Kırma işini yapan (kimse)
- "Taş kıran işçiler."
-
[isim]
Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden salgın veya başka neden; ölet
- "Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir."
-
[sıfat]
Kırma işini yapan (kimse)
- KIRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳīrāṭ
-
[isim]
Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 gramlık ağırlık ölçü birimi
- "Bilmem hangi milyarder kocakarının porsuk gerdanında ışıldayan bilmem kaç kırat pırlanta mı diyeceksiniz?"
-
[mecaz]
Nitelik, değer, düzey, seviye
- "Karşısındaki oyuncu belki de orta kıratı hiçbir zaman geçmeyen birisi idi."
-
[isim]
Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 gramlık ağırlık ölçü birimi
- ÇAKIR
-
-
[sıfat]
Açık mavi, hareli ela (göz)
-
[isim]
Bakınız çakırdoğan
-
[sıfat]
Açık mavi, hareli ela (göz)
- KIRAY
-
-
[sıfat]
Bakınız yolkesen
-
Genç, delikanlı olan
-
[sıfat]
Bakınız yolkesen
- TIKIR
-
-
[isim]
Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses
-
[argo]
Bakınız para
-
[isim]
Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses
- KIRIK
-
-
[sıfat]
Kırılmış olan; münkesir
- "Ahmet hemen heybesini açtı ve makasını, kırık tarağını çıkardı."
-
Tam nota göre düşük olan (not)
- "Üç dersten kırığı var. Kırık not."
-
Saf renkten hafif uzaklaşmış
- "Kırık beyaz."
-
[isim]
Kırılmış bir şeyden ayrılan parça
- "Cam kırığı."
-
[isim]
Kemiğin bir etki ile kırılması
- "Kolunda kırık yok ama çıkık var."
-
[isim]
Bir şeyin kırılan yeri
- "Bunun kırığı neresinde?"
-
[isim]
Bakınız kırıntı
- "Ekmek kırığı."
-
Bakınız melez
- "Kırık tazı."
-
[isim]
Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul
-
[mecaz]
Gücenmiş, üzgün
- "Eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış."
-
[sıfat]
Kırılmış olan; münkesir
- KIRBA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳirba
-
[isim]
Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap
- "Cesaretini toplamak için küçük kırbasına şarap doldurmayı unutmamıştı."
-
[mecaz]
Çok su içen kimse
-
[ağızlardan]
Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık
-
[isim]
Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap
- KIRIM
-
-
[isim, toplum bilimi]
Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi; katliam
- "İçtenlik insanları kırımlara, cinayetlere, haksızlıklara sürüklemiş."
-
Hayvanların hastalık, soğuk vb. sebeplerle ölmesi
-
Bir şeyin fiyatında yapılan indirim
-
Uçak, helikopter vb.nin can kaybı olmaksızın tekrar onarılabilecek düzeyde hasar görmesi
-
[isim, toplum bilimi]
Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi; katliam