İçinde kılmak olan 8 harfli 10 kelime var. İçerisinde KILMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kılmak olan kelimeler listesine ya da sonu kılmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kılmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I K K L M
6 Harfli Kelimeler
KILMAK
5 Harfli Kelimeler
AKLIK, ALKIM, KAKIM, KALIK, KALIM, KILMA
4 Harfli Kelimeler
AKIL, AKIM, AKLI, ALIK, ALIM
3 Harfli Kelimeler
AKI, KAK, KAL, KAM, KIL, LAK, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TIKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Tıkma işi yapılmak
- "Bütün vücudu sanki ziftten bir kılıf içine tıkılmış gibi idi."
-
Dar, sıkıntılı bir yerde bulunmak, sıkışmak
- "Mecliste altmış kişi bir odaya tıkıldık."
-
Bakınız hapsedilmek
- "Bu bücürü yeni tıkıldığı karakolun birinden ben çıkarttım."
-
[nesnesiz]
Tıkma işi yapılmak
- BIKILMAK
-
-
[nesnesiz, -den]
Bıkma işine konu olmak
-
[nesnesiz, -den]
Bıkma işine konu olmak
- YIKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak
-
Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek; inmek
- "Daha birçok yalılar da metruk, bakımsız bir hâlde çöküyor, yıkılıyor, yerinde yeller esiyor."
-
Devrilmek, yığılmak
- "... yüzükoyun yıkılıp kalmış bir kadın, kaçışan hizmetçiler..."
-
[mecaz]
İstenmeyen biri çekilip gitmek, defolmak
-
[mecaz]
Yok olmak, mahvolmak
- "Zira cehalet, bakımsızlık, menfaat yüzünden her gün millî varlığımızın bir parçası koparılmakta ve yıkılmaktadır."
-
[mecaz]
Birine karşı yenilmek
-
[-e, mecaz]
Bakınız yüklenmek
- "Bütün işler onun üstüne yıkılmıştı."
-
[mecaz]
Çökecek gibi olmak
- "Koca bir salon. Tıklım tıklım dolu. Alkışlardan ortalık yıkılıyor."
-
[nesnesiz]
Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak
- BAKILMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Bakma işine konu olmak veya bakma işi yapılmak
- "Uzaktan bakıldığında, asabi ve çirkin bir cadıyı andırıyordu."
-
[-e, nesnesiz]
Bakma işine konu olmak veya bakma işi yapılmak
- KAKILMAK
-
-
[-e]
Kakma işi yapılmak
-
Ağaç veya diğer ahşap malzeme üzerine kakma işi yapılmak; hakkedilmek
- "O kadar çok, o kadar bol inci kakılmıştı ki tahtın üstüne, bunları insan birer sedef düğme sanıyordu."
-
[-e]
Kakma işi yapılmak
- ÇAKILMAK
-
-
[-e]
Çakma işine konu olmak
- "Çift kanatlı orta kapısını kapatan mücevher gibi süslü küçük mandal yerine bir çivi çakılmıştı."
-
Hızla düşüp saplanmak
- "Uçak dağa çakıldı."
-
[-e]
Çakma işine konu olmak
- SIKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıkma işi yapılmak
- "Çamaşırlar sıkıldı."
-
[-den]
Can sıkıntısı duymak
- "Ama lunaparkların işlemeli dönme dolaplarına bakmaktan hiç sıkılmadı."
-
Utanıp çekinmek
- "O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu."
-
Sıkıntıya düşmek
-
[nesnesiz]
Sıkma işi yapılmak
- YAKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Yakma işi yapılmak
- "Ateşler yakılıp kuzular ve piliçler çevrilmeye başlandı."
-
[nesnesiz]
Yakma işi yapılmak
- ÇIKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Çıkma işi yapılmak
- "En dipte ikişer ayak merdivenle çıkılan ayrı iki odada farklı aileler otururlardı."
-
[nesnesiz]
Çıkma işi yapılmak
- TAKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Takma işi yapılmak
- "O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı."
-
[-e]
Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak
- "Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı."
-
[-e]
Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek
- "İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu."
-
[-e]
Bir yerde bir süre kalmak
- "Yolda bir arkadaşına takıldı."
-
[-e, mecaz]
Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak
- "Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum."
-
[-e, mecaz]
Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak
- "İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır."
-
[-e]
Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak
-
[-e]
Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek
-
[-e]
Birinin sürekli peşinden gitmek
-
[nesnesiz]
Takma işi yapılmak