İçinde kılmak olan 8 harfli 10 kelime var. İçerisinde KILMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kılmak olan kelimeler listesine ya da sonu kılmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kılmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I K K L M

6 Harfli Kelimeler

KILMAK

5 Harfli Kelimeler

AKLIK, ALKIM, KAKIM, KALIK, KALIM, KILMA

4 Harfli Kelimeler

AKIL, AKIM, AKLI, ALIK, ALIM

3 Harfli Kelimeler

AKI, KAK, KAL, KAM, KIL, LAK, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, AM, LA, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TIKILMAK

  1. [nesnesiz] Tıkma işi yapılmak
    • "Bütün vücudu sanki ziftten bir kılıf içine tıkılmış gibi idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Dar, sıkıntılı bir yerde bulunmak, sıkışmak
    • "Mecliste altmış kişi bir odaya tıkıldık." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Bakınız hapsedilmek
    • "Bu bücürü yeni tıkıldığı karakolun birinden ben çıkarttım." (Nâzım Hikmet)
BIKILMAK

  1. [nesnesiz, -den] Bıkma işine konu olmak
YIKILMAK

  1. [nesnesiz] Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak
  2. Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek; inmek
    • "Daha birçok yalılar da metruk, bakımsız bir hâlde çöküyor, yıkılıyor, yerinde yeller esiyor." (Asaf Halet Çelebi)
  3. Devrilmek, yığılmak
    • "... yüzükoyun yıkılıp kalmış bir kadın, kaçışan hizmetçiler..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [mecaz] İstenmeyen biri çekilip gitmek, defolmak
  5. [mecaz] Yok olmak, mahvolmak
    • "Zira cehalet, bakımsızlık, menfaat yüzünden her gün millî varlığımızın bir parçası koparılmakta ve yıkılmaktadır." (Mehmet Kaplan)
  6. [mecaz] Birine karşı yenilmek
  7. [-e, mecaz] Bakınız yüklenmek
    • "Bütün işler onun üstüne yıkılmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. [mecaz] Çökecek gibi olmak
    • "Koca bir salon. Tıklım tıklım dolu. Alkışlardan ortalık yıkılıyor." (Ülkü Tamer)
BAKILMAK

  1. [-e, nesnesiz] Bakma işine konu olmak veya bakma işi yapılmak
    • "Uzaktan bakıldığında, asabi ve çirkin bir cadıyı andırıyordu." (Ayşe Kulin)
KAKILMAK

  1. [-e] Kakma işi yapılmak
  2. Ağaç veya diğer ahşap malzeme üzerine kakma işi yapılmak; hakkedilmek
    • "O kadar çok, o kadar bol inci kakılmıştı ki tahtın üstüne, bunları insan birer sedef düğme sanıyordu." (Nâzım Hikmet)
ÇAKILMAK

  1. [-e] Çakma işine konu olmak
    • "Çift kanatlı orta kapısını kapatan mücevher gibi süslü küçük mandal yerine bir çivi çakılmıştı." (Ayla Kutlu)
  2. Hızla düşüp saplanmak
    • "Uçak dağa çakıldı."
SIKILMAK

  1. [nesnesiz] Sıkma işi yapılmak
    • "Çamaşırlar sıkıldı."
  2. [-den] Can sıkıntısı duymak
    • "Ama lunaparkların işlemeli dönme dolaplarına bakmaktan hiç sıkılmadı." (Adalet Ağaoğlu)
  3. Utanıp çekinmek
    • "O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Sıkıntıya düşmek
YAKILMAK

  1. [nesnesiz] Yakma işi yapılmak
    • "Ateşler yakılıp kuzular ve piliçler çevrilmeye başlandı." (İhsan Oktay Anar)
ÇIKILMAK

  1. [nesnesiz] Çıkma işi yapılmak
    • "En dipte ikişer ayak merdivenle çıkılan ayrı iki odada farklı aileler otururlardı." (Ayla Kutlu)
TAKILMAK

  1. [nesnesiz] Takma işi yapılmak
    • "O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı." (Ayla Kutlu)
  2. [-e] Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak
    • "Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [-e] Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek
    • "İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu." (Haldun Taner)
  4. [-e] Bir yerde bir süre kalmak
    • "Yolda bir arkadaşına takıldı."
  5. [-e, mecaz] Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak
    • "Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum." (Nezihe Meriç)
  6. [-e, mecaz] Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak
    • "İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır." (Haldun Taner)
  7. [-e] Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak
  8. [-e] Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek
  9. [-e] Birinin sürekli peşinden gitmek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü