İçinde kıl olan 7 harfli 45 kelime var. İçerisinde KIL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kıl olan kelimeler listesine ya da Sonu kıl ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İNKILAP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform
- "Yazı inkılabı."
-
Bir durumdan başka bir duruma geçiş, dönüşüm
- "Münevver Türk kadını inkılaptan çok evvel çarşafı atmış ve kaçgöçü kaldırmıştı." (Peyami Safa)
-
[isim]
Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform
- KILIBIK
-
-
Karısının baskısı altında bulunan (erkek), kazak karşıtı
-
Karısının baskısı altında bulunan (erkek), kazak karşıtı
- YIKILMA
-
-
[isim]
Yıkılmak işi
- "... birçokları yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş, birçok büyük yalıların da ancak harabeleri ve hatıraları kalmış..." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[isim]
Yıkılmak işi
- KILAVUZ
-
-
[isim]
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber
- "Mum tutan kılavuzların arkasından içeri girdik." (Falih Rıfkı Atay)
-
Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb
- "Öğrenci kılavuzu."
-
Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse
-
Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse
- "Kılavuzumuz Atatürk'tür."
-
Kılavuz gemisi
-
Kılavuz kaptan
- "İstanbul Boğazı'ndan kılavuz almadan geçmek yasaktır."
-
Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası
-
Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç
-
Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne
-
[isim]
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber
- ÇAKILLI
-
-
[sıfat]
Çakılı olan
- "Kumsal topraktan, dibi çakıllı suya girdi." (Cahit Uçuk)
-
[sıfat]
Çakılı olan
- YAKILIŞ
- ...
- SIKILMA
-
-
[isim]
Sıkılma işi
-
Utanma ve çekinme duygusu, hicap
-
[isim]
Sıkılma işi
- ASKILIK
-
-
[isim]
Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı
-
Vestiyer
-
Asılıp saklanacak sebze, meyve
-
[isim]
Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı
- KILINMA
-
-
[isim]
Kılınmak işi
-
[isim]
Kılınmak işi
- ŞARKILI
- ...
- TAKILMA
-
-
[isim]
Takılmak işi
- "Kuru gevezeliği aşmayan türden takılmalar ile uzayıp giden komediler..." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Takılmak işi
- AKILLIM
- ...
- KILLICA
- ...
- ÇAKILIŞ
-
-
[isim]
Çakılma işi veya biçimi
-
[isim]
Çakılma işi veya biçimi
- BASKILI
-
-
[sıfat]
Baskısı olan
-
[sıfat]
Baskısı olan
- KILIFÇI
-
-
[isim]
Kılıflama işini yapan kimse
-
Kılıf yapan ve satan kimse
-
[isim]
Kılıflama işini yapan kimse
- KAVKILI
-
-
[sıfat]
Kavkısı olan (hayvan)
-
[sıfat]
Kavkısı olan (hayvan)
- YAKILMA
-
-
[isim]
Yakılmak işi
-
[isim]
Yakılmak işi
- KILIÇLI
-
-
[sıfat]
Kılıç taşıyan
- "Seni gelin edeceğiz, kılıçlı bir subayın koluna gireceksin." (Halide Edip Adıvar)
-
Kılıcı olan
-
Üzerinde kılıç motifi olan
- "Memleketimde bir de kılıçlı liyakat madalyası kazandım." (Falih Rıfkı Atay)
-
[sıfat]
Kılıç taşıyan
- TIKILIŞ
- ...