İçinde klık olan 7 harfli 20 kelime var. İçerisinde KLIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında klık olan kelimeler listesine ya da sonu klık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Klık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

I K K L

3 Harfli Kelimeler

KIL

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIRKLIK

  1. [sıfat] Kırk tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden kırk tane bulunan
    • "Kırklık paket."
  2. Kırk yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
    • "Yalnız yüzünün bir yanı muharebede yanmış kırklık bir memurun ne düşündüğünü anlamak kabil değildir." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [isim, eskimiş] Bakınız kırk para
  4. [isim] Doğacak çocuk için hazırlanan bez veya giysi
UFAKLIK

  1. [isim] Ufak olma durumu
    • "Öyle ya, bizim cezamızı yaşımızın ufaklığından çeldiler." (Kemal Tahir)
  2. Küçük çocuk
    • "Her seferinde ufaklıklardan en büyüğü açardı telefonu." (Elif Şafak)
  3. Bakınız bozuk para
    • "Gündelikçi mevsimleriyle bayram için yapılan ufaklık stokları piyasaya dönmekte gecikmez." (Arif Nihat Asya)
  4. [ünlem] Çocuklar için kullanılan bir seslenme sözü
  5. [şaka yollu] Bakınız bit (I)
ILIKLIK

  1. [isim] Ilık olma durumu
    • "Niyetimiz erken baharın ılıklık ve tazeliği içinde yemek yemek, uzanıp yatmaktı." (Burhan Felek)
IŞIKLIK

  1. [isim, mimarlık] Bakınız ışık bacası
UŞAKLIK

  1. [isim] Uşak olma durumu; hizmetkârlık
    • "Uşaklık, ayvazlık istihkakın yokken bu rütbeye gelmişsin." (Namık Kemal)
  2. [mecaz] Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet
CILKLIK

  1. [isim] Cılk olma durumu
    • "Yüzünün morlu, pembeli cılklığı şimdi açıkça görünüyordu." (Nihal Yeğinobalı)
UZAKLIK

  1. [isim] Uzak olma durumu; ıraklık
    • "Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [matematik] İki nokta arasındaki uzay ölçümü; mesafe
OCAKLIK

  1. [isim] Bakınız ocak
    • "Gözlerini ovuşturarak kahveye girmiş, ocaklığa doğru yürüyordu." (Rıfat Ilgaz)
  2. Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği
  3. [ağızlardan] Bakınız mutfak
  4. [ağızlardan] Baca, bacanın tabanı
  5. [isim, tarih] Osmanlı Devleti’nde sınırları koruması ve gerektiğinde orduya asker göndermesi şartıyla gelirinden yararlanması için bir kimseye verilen ve babadan oğula veya aileye kalan toprak
ADAKLIK

  1. [isim] Adak adanan yer
  2. [sıfat] Adak olarak ayrılmış (hayvan)
    • "Bu yüzden hangi tekkede bir kurban kesildiğini yahut nereye bir adaklık koç götürüldüğünü görseler oraya koşarlarmış." (İskender Pala)
ANIKLIK

  1. [isim] Bakınız uyanıklık
ALIKLIK

  1. [isim] Alık olma durumu; belahet
ARIKLIK

  1. [isim] Bakınız zayıflık
    • "Yavaş yavaş hatunun yorgunluğu, arıklığı gitti." (Hüseyin Nihal Atsız)
AZIKLIK

  1. [isim, ağızlardan] Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler
    • "... keçi derisinden kışa azıklık yağ, peynir, yoğurt biriktirmek için tulum yapılır." (İsmail Hakkı Tonguç)
  2. Azık koymaya yarayan kap veya torba
  3. Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin
AYIKLIK

  1. [isim] Ayık olma durumu
    • "Bakmak için algılarımız yeter, görmek içinse salim bir kafa, ayıklık, şuur gereklidir." (İsmet Özel)
IRAKLIK

  1. [isim] Bakınız uzaklık
ATAKLIK

  1. [isim] Atak olanın durumu veya atak bir biçimde yapılan iş, davranış
    • "Kara Yusuf ve arkadaşlarındaki ataklık halkı sarıyor." (Tarık Buğra)
AŞIKLIK

  1. [isim] Âşık olanın durumu
  2. Bakınız halk ozanlığı
AYAKLIK

  1. [isim] Bakınız pedal
  2. Ayak basacak yer
  3. Bakınız ayakçak
  4. Bakınız kaide
  5. [denizcilik] Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş
AÇIKLIK

  1. [isim] Açık olma durumu
  2. İki yer arasındaki uzaklık
    • "O köprünün açıklığı da hemen hemen aynı açıklıkta bizim köprüyle." (Ayşe Kulin)
  3. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer
  4. Boş ve geniş yer; meydanlık
  5. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu
    • "Demokrasi bir açıklık rejimidir."
  6. [edebiyat] Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği; duruluk, vuzuh
    • "Onlar bu faaliyetleriyle övünedursunlar, konuşup yazmada açıklık erdemi yeter de artar bile gerçek aydınlara." (Nermi Uygur)
  7. [fizik] Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik
ASIKLIK

  1. [isim] Yüzün kızgın, öfkeli ve hoşnutsuz bir ifade taşıması
    • "Tavanı, duvarları, masayı, sandalyeleri, kapıların kulpuna kadar her noktayı yeniden iyice inceledi. Yüzündeki asıklık yavaşça gitti." (Ali Kurt)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü