İçinde kes olan 8 harfli 36 kelime var. İçerisinde KES bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kes olan kelimeler listesine ya da sonu kes ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kes Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K S
3 Harfli Kelimeler
KES, SEK
2 Harfli Kelimeler
EK, ES, KE, SE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MASKESİZ
-
-
[sıfat]
Maskesi olmayan
-
[zarf, mecaz]
Davranış ve tutumunda gerçek kişiliğini saklamadan
- "Hah işte, şimdi maskesiz, açık konuşalım."
-
[sıfat]
Maskesi olmayan
- HERKESÇE
-
-
[zarf]
Herkes tarafından
- "Öyle oldu ki o dağ dolaylarında gün geçtikçe ne olduğu ve neden gizlendiği artık herkesçe öğrenildi."
-
[zarf]
Herkes tarafından
- KESATLIK
-
-
[isim]
Kesat olma durumu
-
Kıtlık zamanı
-
[isim]
Kesat olma durumu
- KESİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Kesme işi yapılmak; katolunmak
-
Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak
- "Sonunda elleri, ayakları yorgunluktan kesilerek uzanıyorlardı yattıkları hasırlara."
-
Gibi olmak, benzemek, dönmek
- "Senelerden beri hizmetçinin, sütninenin türlü çeşidi ile uğraşa uğraşa insan sarrafı kesilmiş."
-
Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek
-
Sona ermek
- "Tam umudumuz kesilecek gibi olup da epey üzüldükten sonra kapı tokmağı tak ederdi."
-
Akmamak
- "Su kesilmek."
-
Akım gelmez olmak
- "Dışarıdan biri mi geldi de onları söndürdü yoksa şehir cereyanı mı kesilmiş?"
-
Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil
- "Acele yürümeden nefesi tıkanmış ve heyecandan yüzü kıpkırmızı kesilmiş bir hâlde ihtiyarın yanına girdi."
-
Son veya aralık verilmek
- "Okulda cumartesi günleri dersler saat kaçta kesiliyor?"
-
Kendini herhangi bir şey gibi göstermek
- "Üçüncü gün sabahı, o bir kuzu oldu, ben bir iradeli aslan kesildim."
-
Tutulmak, kapatılmak
-
Bakınız makaslanmak
-
Bakınız durmak
- "Muazzez cevap vermedi ve münakaşa kesildi."
-
[-den]
Yoksun kalmak
- "Çocuk yiyip içmeden kesildi."
-
Sünnet olmak
- "Galip Baba, çeker gider diye çocuk kesilinceye dek böyle yapmayı uygun görmüştü."
-
[argo]
Çok beğenmek, çok hoşlanmak
-
[nesnesiz]
Kesme işi yapılmak; katolunmak
- YELKESEN
-
-
[isim, spor]
Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik; yelkıran, rüzgârlık
-
[isim, spor]
Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik; yelkıran, rüzgârlık
- ŞEKİLKES
-
-
[isim]
Süsleme ve tasarım çalışmalarında kullanılmak amacıyla kâğıtlardan yıldız, kelebek, kalp, kare, üçgen, yonca vb. şekiller kesmekte kullanılan alet; şekilgeç
-
[isim]
Süsleme ve tasarım çalışmalarında kullanılmak amacıyla kâğıtlardan yıldız, kelebek, kalp, kare, üçgen, yonca vb. şekiller kesmekte kullanılan alet; şekilgeç
- KESMİKLİ
-
-
[sıfat]
İçinde kesmik bulunan
-
[sıfat]
İçinde kesmik bulunan
- BAŞKESİT
-
-
[isim]
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey
-
[isim]
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey
- TEKESSÜR
-
Kelime Kökeni: Arapça tekes̱s̱ur
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çoğalma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çoğalma
- NEKESLİK
-
-
[isim]
Bakınız cimrilik
-
[isim]
Bakınız cimrilik
- KESİKSİZ
-
-
[sıfat]
Kesilmeden süren
-
Ara vermeden
- "Şiirdeki bütün güzelliği, parça güzelliklerinin kesiksiz sürüp gidebilmesinden, zincirlenmesinden doğar."
-
[fizik]
Kesilmeden, ara vermeden sürüp giden (elektrik akımı)
- "Kesiksiz akım."
-
[sıfat]
Kesilmeden süren
- KESİFLİK
-
-
[isim]
Kesif olma durumu
-
[isim]
Kesif olma durumu
- KESİŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini kesmek
-
Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak
-
[argo]
Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak
-
[matematik]
Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini kesmek
- KESTİRİM
-
-
[isim]
Bakınız tahmin
- "Nişanına mişanına bakmadan göz kestirimiyle ateşledi, gemiyi boş böğründen nalladı."
-
[isim]
Bakınız tahmin
- BİKESLİK
-
-
[isim]
Bakınız kimsesizlik
- "Çocukken de üzülür, bedbahtlık ve bikeslik duyardım."
-
[isim]
Bakınız kimsesizlik
- KESKENME
-
-
[isim]
Keskenmek işi
-
[isim]
Keskenmek işi
- KESTİRME
-
-
[isim]
Kestirmek işi
-
Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma
-
Bakınız tahmin
- "Karşılaştığı bir iki olay ona az da olsa bazı kestirmelerinde aldandığını gösteriyordu."
-
[sıfat]
Alışılanın dışında kısa olan (yol), kese(II)
- "Evimden çıkar, bir kestirme yoldan beş dakikada evine varabilirdim."
-
[sıfat]
Amacı fazla uzatmadan anlatan
- "Kestirme cevap. Kestirme söz."
-
[zarf]
Kısaca, özet olarak
- "Konuyu kestirme anlattı."
-
[ağızlardan]
Kaynatılıp limon sıkılarak koyulaştırılmış şeker şerbeti
-
[isim]
Kestirmek işi
- KESİKLİK
-
-
[isim]
Kesik olma durumu
-
Ansızın duyulan hâlsizlik, kırıklık, yorgunluk
-
[isim]
Kesik olma durumu
- KESBETME
-
-
[isim]
Kesbetmek işi
-
[isim]
Kesbetmek işi
- KESTİRİŞ
-
-
[isim]
Kestirmek işi
-
[isim]
Kestirmek işi