İçinde kes olan 6 harfli 11 kelime var. İçerisinde KES bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kes olan kelimeler listesine ya da sonu kes ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kes Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K S

3 Harfli Kelimeler

KES, SEK

2 Harfli Kelimeler

EK, ES, KE, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KESELİ

  1. [sıfat] Kesesi olan
KESİCİ

  1. [isim] Kesme işini yapan kimse
    • "Yol kesici."
  2. Kasaplık hayvanları kesen kimse
  3. Kesme işinde kullanılan araç
  4. [spor] Bakınız stoper
KESRET

Kelime Kökeni: Arapça kes̱ret

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çokluk
KESKİN

  1. [sıfat] Çok kesici, iyi kesen
    • "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [mecaz] Tiz olan
    • "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses." (Peyami Safa)
  3. [mecaz] Kırıcı, incitici olan
    • "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş." (Haldun Taner)
  4. [mecaz] Etkili, sert olan
    • "Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor." (Esat Mahmut Karakurt)
  5. [mecaz] Bakınız kıvrak
    • "Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  6. [mecaz] Bakınız hassas
  7. [mecaz] Dikkatli olan
  8. [zarf, mecaz] Yoğun bir biçimde
  9. [argo] Bakınız zampara
  10. İşini iyi yapan
    • "Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu." (Turhan Seçer)
KESENE

  1. [isim, ağızlardan] Sözleşme, yazılı anlaşma
  2. Götürü veya toptan satış
    • "Şimdi bu, kesene işlerine girişiyor, mekteplere ekmek veriyor. Trabzonlu bir ortakla bir eskici koltukçu dükkânı işletiyor." (Memduh Şevket Esendal)
KESMİK

  1. [isim, ağızlardan] Kesilmiş sütün koyu bölümü
  2. Başakla karışık iri saman
  3. Taş gibi olmuş toprak parçası
HERKES

Kelime Kökeni: Farsça her + kes

  1. [zamir] İnsanların bütünü; cümle, cemi cümle, cümle âlem, dünya âlem, yediden yetmişe, yedi mahalle, yedi düvel
    • "Neylersin ölüm herkesin başında / Uyudun uyanmadın olacak" (Cahit Sıtkı Tarancı)
KESYAP

  1. [isim] Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim; kolaj
KERKES

Kelime Kökeni: Arapça kerkes

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız akbaba
KESMEK

  1. [-i] Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak; katetmek
    • "İpi kesmek."
  2. Dibinden ayırmak
    • "Ağaçları kesmek. Dalları kesmek."
  3. Düzgün parçalara ayırmak
    • "Eti kesmek. Patatesi kesmek."
  4. Kesici bir araçla yaralamak
  5. [nesnesiz] Ucunu almak
    • "Saç kesmek. Tırnak kesmek."
  6. [nesnesiz] Hayvanın başını gövdesinden ayırmak; boğazlamak
    • "Koyun kesmek. Tavuk kesmek."
  7. Son vermek, gidermek
    • "Bu ilaç baş ağrısını keser."
  8. Ara vermek
    • "Bu üç zavallı bizden rahatsız oldular ve derslerini keserek çekildiler." (Memduh Şevket Esendal)
  9. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek
    • "Yardımı kestiler. Ücreti ödemeyince telefonu kestiler."
  10. Akımı durdurmak
    • "Şimdi belediye ile anlaşamayan müteşebbis cereyanı kesmiş." (Sait Faik Abasıyanık)
  11. Belirtmek, kararlaştırmak
    • "Gününü daha kesmedik."
  12. [nesnesiz, -den] Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek
    • "Ücretinden beş lira kesmişler."
  13. Para basmak
  14. Azaltmak, güçleştirmek
    • "Rüzgâr geminin yolunu kesiyor."
  15. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak
  16. Geçişi önlemek
    • "Yolu kesmek."
  17. [nesnesiz] Bakınız susmak
    • "Kes artık yeter!"
  18. Hasta organı ameliyatla almak
  19. Bölmek, ayırmak
    • "Bulvarı kesen küçük sokaklardan biri."
  20. Yazıyı, filmi kısaltmak
  21. [-e] Söylenen şeye bürünmek
    • "Tabiat mayıs ayında yeşile kesti."
  22. [nesnesiz, argo] Uydurmak, yalan söylemek
  23. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak
    • "Rüzgâr yüzümü kesiyor."
  24. [mecaz] Birini yermek, kötülemek
    • "Hiç değil beni kesmeden edemez o." (Orhan Kemal)
  25. [mecaz] Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak
  26. [mecaz] Vahşice öldürmek
  27. [spor] Oyuncuyu takım kadrosuna almamak
KESTEL

  1. [isim] Bursa iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü