İçinde kes olan 5 harfli 19 kelime var. İçerisinde KES bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kes olan kelimeler listesine ya da sonu kes ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kes Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KES, SEK
2 Harfli Kelimeler
EK, ES, KE, SE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KESER
-
-
[isim]
Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç; kerki
- "Kadınlar kucaklarından bebeklerini atıp ellerine keserleri aldılar."
-
[isim]
Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç; kerki
- KESİŞ
-
-
[isim]
Kesmek işi
-
[isim]
Kesmek işi
- KESİT
-
-
[isim]
Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey
- "Ağacın kesiti."
-
Bakınız kesim
-
Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç
- "Bu süreç, bu çok önemli yaşam kesiti bilinmez olarak kalacak."
-
[matematik]
Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi; makta
- "Bir kürenin her kesiti daire biçiminde olur."
-
[isim]
Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey
- NEKES
-
Kelime Kökeni: Farsça nākes
-
[sıfat]
Bakınız cimri
-
[sıfat]
Bakınız cimri
- KESİR
-
Kelime Kökeni: Arapça kesr
-
[isim, matematik]
Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı
- "Yarım, üçte bir, yüzde üç birer kesirdir."
-
[isim, matematik]
Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı
- KESAT
-
Kelime Kökeni: Arapça kesād
-
[isim]
Alışverişte durgunluk
- "Bugünlerde alışveriş de kesat."
-
Bakınız kıtlık
-
[isim]
Alışverişte durgunluk
- KESEK
-
-
[isim]
Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça
-
Bakınız tezek
-
Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası
-
[isim]
Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça
- KESİM
-
-
[isim]
Kesmek işi
-
Toplumun belli nitelikleri ve özellikleri taşıyan, genellikle ekonomik veya toplumsal faaliyetlerin yürütüldüğü bölümü; kesit, sektör
- "Bugün işçi kesimine sunulacak öneriler konuşuldu."
-
Sınırlanmış, ayrılmış şey
- "Oyunlar aruz ve hece olmak üzere iki kesime ayrılmıştı."
-
Ara verme, sonlandırma zamanı
- "Ders kesimi."
-
İşaretlenmiş belli yer
- "Gemi, su kesiminin üstünden yaralandı."
-
Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi; fason
-
[tarih]
Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi; mukataa
-
[ağızlardan]
Bakınız boy bos
-
[ağızlardan]
Ödenecek miktarı belirleme, alışverişte anlaşma
-
[isim]
Kesmek işi
- KESİN
-
-
[sıfat]
Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen; kati
- "Sevmem kesin sözleri, bir kesin söz duydum mu tersine söylemek gelir içimden."
-
[zarf]
Bakınız kesinlikle
-
[sıfat]
Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen; kati
- KESEN
-
-
[sıfat]
Kesme işini yapan
-
[isim, matematik]
Bir şekli özellikle bir üçgenin kenarlarını kesen doğru; sekant
-
[sıfat]
Kesme işini yapan
- KESON
-
Kelime Kökeni: Fransızca caisson
-
[isim, teknik]
Su altında veya sulu zeminde temel ve köprü ayağı yapmak için kullanılan, içine su girmeyen büyük kutu
-
[isim, teknik]
Su altında veya sulu zeminde temel ve köprü ayağı yapmak için kullanılan, içine su girmeyen büyük kutu
- KESİK
-
-
[sıfat]
Kesilmiş olan
- "Biri saçları kesik, gözleri ayrık, dişleri dökük fakat çok dinç ve güzel bir nineydi."
-
Kesilerek bozulmuş olan (süt)
- "Kesik süt."
-
Bakınız kısa
-
[isim]
Bakınız çökelek
-
[isim]
Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı; kupür
- "İçinde bir gazete kesiği var."
-
[isim]
Kesilmiş olan yer
- "Parmağındaki kesikler."
-
Bakınız aralıklı
- "Derinlerden gelen kesik düdük sesleri arasında, evimin ve çocuklarımın çığlığını yakalamak için bir hayli uğraştım."
-
[spor]
Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu)
-
[argo]
Parası olmayan
-
[argo]
Tutkun, hayran olan
-
[isim, ağızlardan]
Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek
-
[sıfat]
Kesilmiş olan
- KESEL
-
Kelime Kökeni: Arapça kesel
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tembellik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tembellik
- KESİF
-
Kelime Kökeni: Arapça kes̱īf
- KESBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kesbī
-
[sıfat, eskimiş]
Sonradan elde edinilmiş, sonradan kazanılmış
-
[sıfat, eskimiş]
Sonradan elde edinilmiş, sonradan kazanılmış
- KESKİ
-
-
[isim]
Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç
-
Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin alet; tırnak
-
Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası
-
[isim]
Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç
- BİKES
-
Kelime Kökeni: Farsça bīkes
-
[sıfat]
Bakınız kimsesiz
-
[zarf, eskimiş]
Kimsesiz bir biçimde
- "Memleket öksüz, bikes ve sahipsiz kalakalmıştır."
-
[sıfat]
Bakınız kimsesiz
- KESRE
-
Kelime Kökeni: Arapça kesre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız esre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız esre
- KESME
-
-
[isim]
Kesmek işi; kat (II)
-
Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas
-
[sıfat]
Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
- "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat."
-
[sıfat]
Kesin, değişmez; maktu
- "Kesme fiyat."
-
[dil bilgisi]
Bakınız kesme işareti
-
[edebiyat]
Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı; kat (II)
-
[bitki bilimi]
Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı; akçakesme (Phillyrea latifolia)
-
[matematik]
Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi
-
[sinema, televizyon]
İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum
-
[eskimiş]
Bakınız lokum
-
[isim]
Kesmek işi; kat (II)