İçinde kes olan 5 harfli 19 kelime var. İçerisinde KES bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kes olan kelimeler listesine ya da sonu kes ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kes Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K S

3 Harfli Kelimeler

KES, SEK

2 Harfli Kelimeler

EK, ES, KE, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KESER

  1. [isim] Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç; kerki
    • "Kadınlar kucaklarından bebeklerini atıp ellerine keserleri aldılar." (Lâtife Tekin)
KESİŞ

  1. [isim] Kesmek işi
KESİT

  1. [isim] Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey
    • "Ağacın kesiti."
  2. Bakınız kesim
  3. Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç
    • "Bu süreç, bu çok önemli yaşam kesiti bilinmez olarak kalacak." (Selim İleri)
  4. [matematik] Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi; makta
    • "Bir kürenin her kesiti daire biçiminde olur."
NEKES

Kelime Kökeni: Farsça nākes

  1. [sıfat] Bakınız cimri
KESİR

Kelime Kökeni: Arapça kesr

  1. [isim, matematik] Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı
    • "Yarım, üçte bir, yüzde üç birer kesirdir."
KESAT

Kelime Kökeni: Arapça kesād

  1. [isim] Alışverişte durgunluk
    • "Bugünlerde alışveriş de kesat." (Nabizade Nâzım)
  2. Bakınız kıtlık
KESEK

  1. [isim] Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça
  2. Bakınız tezek
  3. Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası
KESİM

  1. [isim] Kesmek işi
  2. Toplumun belli nitelikleri ve özellikleri taşıyan, genellikle ekonomik veya toplumsal faaliyetlerin yürütüldüğü bölümü; kesit, sektör
    • "Bugün işçi kesimine sunulacak öneriler konuşuldu."
  3. Sınırlanmış, ayrılmış şey
    • "Oyunlar aruz ve hece olmak üzere iki kesime ayrılmıştı." (Metin And)
  4. Ara verme, sonlandırma zamanı
    • "Ders kesimi."
  5. İşaretlenmiş belli yer
    • "Gemi, su kesiminin üstünden yaralandı."
  6. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi; fason
  7. [tarih] Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi; mukataa
  8. [ağızlardan] Bakınız boy bos
  9. [ağızlardan] Ödenecek miktarı belirleme, alışverişte anlaşma
KESİN

  1. [sıfat] Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen; kati
    • "Sevmem kesin sözleri, bir kesin söz duydum mu tersine söylemek gelir içimden." (Nurullah Ataç)
  2. [zarf] Bakınız kesinlikle
KESEN

  1. [sıfat] Kesme işini yapan
  2. [isim, matematik] Bir şekli özellikle bir üçgenin kenarlarını kesen doğru; sekant
KESON

Kelime Kökeni: Fransızca caisson

  1. [isim, teknik] Su altında veya sulu zeminde temel ve köprü ayağı yapmak için kullanılan, içine su girmeyen büyük kutu
KESİK

  1. [sıfat] Kesilmiş olan
    • "Biri saçları kesik, gözleri ayrık, dişleri dökük fakat çok dinç ve güzel bir nineydi." (Halide Edip Adıvar)
  2. Kesilerek bozulmuş olan (süt)
    • "Kesik süt."
  3. Bakınız kısa
  4. [isim] Bakınız çökelek
  5. [isim] Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı; kupür
    • "İçinde bir gazete kesiği var." (Falih Rıfkı Atay)
  6. [isim] Kesilmiş olan yer
    • "Parmağındaki kesikler."
  7. Bakınız aralıklı
    • "Derinlerden gelen kesik düdük sesleri arasında, evimin ve çocuklarımın çığlığını yakalamak için bir hayli uğraştım." (Necip Fazıl Kısakürek)
  8. [spor] Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu)
  9. [argo] Parası olmayan
  10. [argo] Tutkun, hayran olan
  11. [isim, ağızlardan] Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek
KESEL

Kelime Kökeni: Arapça kesel

  1. [isim, eskimiş] Bakınız tembellik
KESİF

Kelime Kökeni: Arapça kes̱īf

  1. [sıfat] Bakınız yoğun
    • "Karanlık, karın beyazlığıyla karışınca daha kesif, elle tutulur gibi bir şey oluyor." (Nâzım Hikmet)
  2. [eskimiş] Saydam olmayan
  3. [eskimiş] Bakınız sık
KESBİ

Kelime Kökeni: Arapça kesbī

  1. [sıfat, eskimiş] Sonradan elde edinilmiş, sonradan kazanılmış
KESKİ

  1. [isim] Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç
  2. Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin alet; tırnak
  3. Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası
BİKES

Kelime Kökeni: Farsça bīkes

  1. [sıfat] Bakınız kimsesiz
  2. [zarf, eskimiş] Kimsesiz bir biçimde
    • "Memleket öksüz, bikes ve sahipsiz kalakalmıştır." (Sâmiha Ayverdi)
KESRE

Kelime Kökeni: Arapça kesre

  1. [isim, eskimiş] Bakınız esre
KESME

  1. [isim] Kesmek işi; kat (II)
  2. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas
  3. [sıfat] Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
    • "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat." (Refik Halit Karay)
  4. [sıfat] Kesin, değişmez; maktu
    • "Kesme fiyat."
  5. [dil bilgisi] Bakınız kesme işareti
  6. [edebiyat] Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı; kat (II)
  7. [bitki bilimi] Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı; akçakesme (Phillyrea latifolia)
  8. [matematik] Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi
  9. [sinema, televizyon] İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum
  10. [eskimiş] Bakınız lokum
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü