İçinde kel olan 5 harfli 20 kelime var. İçerisinde KEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kel olan kelimeler listesine ya da sonu kel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K L

3 Harfli Kelimeler

ELK, KEL

2 Harfli Kelimeler

EK, EL, KE, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEKEL

Kelime Kökeni: Fransızca séquelle

  1. [isim, tıp] Bir hastalıktan sonra yerleşip kalan işlev veya doku bozukluğu
    • "Kırık ve çıkık sekellerine kaplıca yararlıdır."
TİKEL

  1. [sıfat] Bakınız kısmi
  2. [felsefe] Bir türün bütün bireylerine değil de bir veya birkaç bireyine ilişkin olan; cüzi, tümel karşıtı
DİKEL

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız meni
SÖKEL

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız malul
  2. Bakınız güçsüz
  3. Bakınız hasta
NİKEL

Kelime Kökeni: Fransızca nickel

  1. [isim, kimya] Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element (simgesi Ni)
ÇEKEL

  1. [isim, ağızlardan] Küçük çapa
  2. Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm
KELLİ

  1. [edat, ağızlardan] Çıkma durumundaki sözlerin ardı sıra geldiğinde birbirine bağladığı iki yargıdan birincisini zorlayıcı bir sebep olarak gösteren bir söz
    • "Sen meram ettikten kelli, tekeden süt çıkarırım, ağam! diyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
KELEK

  1. [isim, bitki bilimi] Olgunlaşmamış, ham kavun
  2. Irmaklarda işleyen ve şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan bir tür sal
  3. [sıfat] Yer yer çıplaklığı veya boşluğu olan
    • "Kelek mısır."
  4. [sıfat] Bakınız kılsız
    • "Kelek tulum."
  5. [sıfat, argo] Aptal, salak olan (kimse)
KELEM

Kelime Kökeni: Farsça kelem

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız lahana
KELAM

Kelime Kökeni: Arapça kelām

  1. [isim] Bakınız söz
    • "Mecliste arif ol kelamı dinle / El iki söylerse sen birin söyle" (Karacaoğlan)
  2. Söyleyiş biçimi
  3. [din bilimi] Başta Tanrı'nın varlığı, birliği, peygamberlik ve ahiret olmak üzere İslamiyet'in ana ilkelerini konu edinen bilim
KELES

  1. [isim] Bursa iline bağlı ilçelerden biri
KELER

  1. [isim] Kertenkele, bukalemun gibi yerde sürünerek ilerleyen, beşer parmak ve dörder ayaklı, çok uzun kuyruklu sürüngenlerin ortak adı
  2. [hayvan bilimi] Köpek balıkları takımının kelergiller familyasından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, uzunluğu 1,5 metre kadar olan, bir defada 20 yavru doğuran bir tür balık; keler balığı (Rhina squatina)
KELLE

Kelime Kökeni: Farsça kelle

  1. [isim] Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı
  2. Ekinlerde başak
  3. Külçe biçimindeki şeker
    • "Şekerin kellesi yetmiş üç kuruştan satılıyor." (Attilâ İlhan)
  4. [teklifsiz konuşmada] Bakınız baş
KELEP

  1. [isim, ağızlardan] Büyük iplik çilesi
  2. Bağlam, demet
KELEŞ

  1. [sıfat, ağızlardan] Yiğit, cesur, bahadır olan
  2. Yakışıklı, sevimli, güzel olan
  3. Vücut yapısı gösterişsiz
  4. Çirkin, kötü olan
  5. Bakınız kel
    • "Kayseri Çarşısı'nın tavanını, kubbesini kökünden kazıtmış. O canım mimariyi bir keleşe döndürmüş." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
İLKEL

  1. [sıfat] İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan; ilkelce, iptidai, primitif
    • "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu." (Metin And)
  2. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan; primitif
  3. Basit, karmaşık olmayan
    • "Gayet ilkel bir dokuma tezgâhında harıl harıl çalışan iki işçi gördüm." (Fikret Otyam)
  4. [isim] Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad
  5. [mecaz] Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz
  6. [felsefe] Zaman bakımından en eski olan; iptidai, primitif
ŞEKEL

Kelime Kökeni: İngilizce shekel

  1. [isim] İsrail'in para birimi
KELİK

  1. [isim, ağızlardan] Eski ayakkabı
TEKEL

  1. [isim] Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum; inhisar, monopol
  2. Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu; inhisar, monopol
  3. [mecaz] Bir kişi veya kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç
    • "Özel yalıların tekelinden kurtarılan yeni kıyılar da halkın denizle buluşmasını sağlayacak." (Haldun Taner)
ÇÖKEL

  1. [isim] Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu
    • "Çünkü buralarda hızlı bir çökel birikimi oluyor ve kesintisiz sürüp gidiyordu." (Hilmi Balcı)
  2. [kimya] Bakınız çökelti
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü