İçinde kar olan 5 harfli 31 kelime var. İçerisinde KAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kar olan kelimeler listesine ya da sonu kar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K R

3 Harfli Kelimeler

ARK, KAR

2 Harfli Kelimeler

AK, AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DAKAR

  1. [isim] Senegal'in başkenti
JAKAR

Kelime Kökeni: Fransızca Fransız Jacquard özel adından

  1. [isim] Her çözgü ipliğinin başlı başına hareket ettiği mekanik dokuma tezgâhı
  2. Bu tezgâhta dokunmuş karmaşık desenli kumaş
KARMA

  1. [isim] Karmak işi
  2. Ayrı türden olan ögelerin iç içe geçmelerini, birbiri içinde dağılmalarını sağlama
    • "İzmir karması ilk müsabakasını 2 Haziran 1913 tarihinde İstanbul şampiyonu Galatasaray'la yaptı." (Osman Öndeş)
  3. [sıfat] Ayrı türden olan ögelerin karıştırılmasıyla oluşmuş; muhtelit, kompozit
KARYE

Kelime Kökeni: Arapça ḳarye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız köy
KARST

Kelime Kökeni: Almanca Karst

  1. [isim, jeoloji] Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi
KARGA

  1. [isim, hayvan bilimi] Kargagillerden, kanatları geniş, tüyleri kara renkte bir tür kuş (Corvus)
KARGO

Kelime Kökeni: İngilizce cargo

  1. [isim] Uçak, gemi vb. bir taşıtla taşınan eşya, yük
  2. Yük taşıyan uçak, gemi, kamyon vb.
    • "Eğer çok sayıda veya büyük boyutlu eşyalar satın aldıysanız bunları kargo ile Türkiye’ye gönderebilirsiniz." (Keremcan Büyüktaşkın)
  3. Bir yerden bir yere yük veya posta taşıyan şirket
  4. Bu şirketin taşıdığı yük veya posta; kargo paketi
KARGI

  1. [isim] Dalyanlarda büyük balıklar için kullanılan demir kanca
  2. Silah olarak kullanılan, ucu sivri ve demirli uzun mızrak
    • "Avlunun ortasında, elinde bir uzun kargı ile saatlerce başı havada, ağzı açık hayran hayran dolaşırdı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [bitki bilimi] Bakınız kamış
KARNE

Kelime Kökeni: Fransızca carnet

  1. [isim, eğitim] İlk ve ortaöğretim öğrencilerine dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge
    • "Karnesinde çok fazla zayıfı varsa onunla uygun bir dille konuşunuz." (Mustafa Uslu)
  2. Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge
    • "Ekmek karnesi. Vapur karnesi."
KARAF

Kelime Kökeni: İtalyanca caraffa

  1. [isim] Bakınız karafa
KARŞI

  1. [isim] Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin esas tutulan yüzünün ilerisi; ön
    • "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı; yamaç
    • "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik." (Refik Halit Karay)
  3. Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer; ön
    • "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. [sıfat] Bulunan yere göre önde, ileride olan
    • "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."
  5. [sıfat] Ayrı şeyleri temsil edenlerin her birine göre diğeri; alternatif
    • "İlkin bütün bunların bir emperyalizm numarası olduğunu söyleyerek kesin bir karşı tavır koydu." (Murathan Mungan)
  6. [edat] ... için
    • "Şair Nabi’nin dünya görüşünde komşulara karşı iyi niyet beslemek, onlara kem gözle bakmamak… önemli yer tutar." (Nurullah Aydeniz)
  7. [edat] … yaklaşırken, -e doğru
    • "Yaptığı, düşündüğü her şey sabaha karşı çalan telefonun, beyninde sürekli çınlayan tiz ve madenî sesinin üzerine düşüyor." (Oya Baydar)
  8. [edat] Yüzünü bir şeye veya bir yere doğru çevirerek, yönelmiş olarak
    • "Bahçeye karşı oturmak."
  9. [edat] Karşılık olarak; mukabil
    • "İyiliğe karşı iyilik adalettir. İyiliğe karşı kötülük cinayettir." (Ali Fuat Başgil)
  10. [edat] “Katında, yanında, nezdinde” anlamlarında eş görevli kelimelerden sonra kullanılan bir söz
    • "Ele, âleme ve eşe dosta karşı güçlü görünmek gerek." (Bekir Tünay)
  11. [zarf] Tedbir olarak
    • "Zeytin ağaçlarını diğer meyveli ağaçlar gibi kurda kuşa, böceğe sineğe karşı ilaçlamak da gerekmez." (Tarık Uslu)
  12. [zarf] Aykırı olarak, aykırı düşecek biçimde
    • "Su yavaş akarken akıntıya karşı yüzebildim, ancak yamaçtaki hızlı akıntıya karşı yüzmeye çalışmam boşa çabaydı." (Yılmaz Gürbüz)
KARHA

Kelime Kökeni: Arapça ḳarḥa

  1. [isim, eskimiş, tıp] Bakınız ülser
KARAR

Kelime Kökeni: Arapça ḳarār

  1. [isim] Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı
    • "Bu kararı söyleyen sesin tesiri gözlerimizi yaşla doldurdu." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [hukuk] Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı; hüküm, mahkeme kararı
    • "Yargıç kararı."
  3. Bu yargıyı bildiren belge
    • "Mahkeme kararını aldı."
  4. Değişmeyen, düzenli durum
  5. Değişmez olma
    • "Havanın hiç kararı yok."
  6. Tam ölçüsünde, ne az ne çok
    • "Yemeğin tuzu karar."
  7. [müzik] Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş
KARAT

Kelime Kökeni: Fransızca carat

  1. [isim] Değerli taşların ağırlığını ölçmekte kullanılan, 200 miligramlık birim
  2. [isim] Altın alaşımlarının saflık derecesini gösteren birim; ayar
KARAY

  1. [isim] Genellikle Polonya ve Litvanya’da yaşayan Musevi inancında bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse; Karaim
KARIŞ

  1. [isim] Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık
    • "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KAROT

Kelime Kökeni: Almanca karotte

  1. [isim] Buz, ağaç, göl ve deniz dibi çamurları, kaya vb. doğal materyallerden veya beton gibi dayanıklılığını belirlemenin önemli olduğu yapay malzemelerden alınan silindir şeklindeki numune
KARIK

  1. [isim] Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması
  2. [sıfat] Karlı bir alana bakma sonucu kamaşmış (göz)
KARUN

Kelime Kökeni: Arapça ḳārūn

  1. [isim] Kur'an'da kendisinden çok zengin olarak söz edilen ve bütün mal varlığı bir anda yok olan kişi
    • "Karun, zengin olunca fakirliğindeki iyi, güzel hasletleri kaybetti." (Osman Aslanoğlu)
KARIN

  1. [isim] İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi; batın
    • "Şuursuz bir acele ile mahmuzlarını atının karnına vurdu." (Ömer Seyfettin)
  2. Bakınız döl yatağı
    • "Fakat karnındaki çocuk da bu insanüstü erkeğin bir parçasıydı." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm
    • "Geminin karnı. Şişenin karnı."
  4. Bakınız mide
    • "Karnım aç, elim ayağım donmuş gibi." (Halide Edip Adıvar)
  5. [mecaz] İçten geçen, gönüldeki şey
    • "Ben senin karnındakini ne bileyim?"
  6. [mecaz] Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme
  7. [fizik] Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü