İçinde kalmak olan 9 kelime var. İçerisinde KALMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kalmak olan kelimeler listesine ya da sonu kalmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

OTURAKALMAK, UYUYAKALMAK

10 Harfli Kelimeler

ARTAKALMAK, BAKAKALMAK, DONAKALMAK, DURAKALMAK, KALAKALMAK, ŞAŞAKALMAK

6 Harfli Kelimeler

KALMAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kalmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K K L M

6 Harfli Kelimeler

KALKMA, KALMAK

5 Harfli Kelimeler

AKMAK, ALMAK, KAKMA, KALAK, KALMA, MAKAK, MALAK

4 Harfli Kelimeler

AKAK, AKMA, ALMA, AMAL, KAKA, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA

3 Harfli Kelimeler

AKA, ALA, AMA, KAK, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, AM, LA, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OTURAKALMAK

  1. [-e, -de] Oturup kalmak
    • "Sonra da ‘İçim almaz can kurban!’ deyip, yine de dört beş çay daha içerek el ayak çekilene değin suskuyla oturakalmıştı yerine." (Füruzan)
  2. [mecaz] Bir şey bir yere yerleşmek
    • "Acaba büyük, güzel, kahverengi gözlerine oturakalmış hüzünden dolayı mı..." (Emine Işınsu)
UYUYAKALMAK

  1. [nesnesiz] Otururken veya bir yere yaslanıp dururken istemeden uyuyuvermek
    • "Teyzem de çok gecikiyor, uyuyakalmışım yeniden." (Adalet Ağaoğlu)
BAKAKALMAK

  1. [-e, nesnesiz] Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak
    • "Bakakalırım giden geminin ardından / Atamam kendimi denize, dünya güzel / Serde erkeklik var, ağlayamam" (Orhan Veli Kanık)
DURAKALMAK

  1. [nesnesiz] Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak
ŞAŞAKALMAK

  1. [-e] Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek
    • "Fırtınadan sonra şaşakalır insan, anlayamaz o azgın denizin ne kerametle, nasıl durulduğunu." (Azra Erhat)
DONAKALMAK

  1. [nesnesiz] Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
    • "Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Bakınız taşlaşmak
KALAKALMAK

  1. [nesnesiz] Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
    • "Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar." (Elif Şafak)
  2. Güç durumda kalmak
    • "Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
ARTAKALMAK

  1. [-den] Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
    • "Artakalan para ile çocuk pek güç geçiniyordu." (Halit Fahri Ozansoy)
KALMAK

  1. [nesnesiz] Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
    • "Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı." (Tarık Buğra)
  2. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
    • "Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [-de] Bakınız konaklamak
    • "Hemen karargâha yerleşmezsem ne geri dönebilir ne de otelde kalabilirdim." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [-le] Bakınız yaşamak
    • "Tam beş sene benimle beraber kaldı." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Bakınız eğleşmek
  6. Hayatını sürdürmek
    • "O aileden bir bu çocuk kaldı."
  7. Varlığını korumak, sürdürmek
    • "Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  8. [-de] Oyalanmak, vakit geçirmek
    • "Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı." (Necati Cumalı)
  9. Sınıf geçmemek
    • "Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de."
  10. [-de] İşlemez, yürümez duruma gelmek
    • "Araba yarı yolda kaldı."
  11. [-e] İleriye atılmak; ertelenmek
    • "Mahkeme ayın on sekizine kaldı." (Sait Faik Abasıyanık)
  12. [-de] Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak
    • "Oda duman içinde kaldı."
  13. [-de] Bir işi belli bir noktada bırakmak
    • "Bugün iş maddesinde kaldık."
  14. [-den] Miras olarak geçmek
    • "Çiftlik ana babasından kalmış."
  15. [-den] Yapamamak
    • "Misafir geldi, gezmeden kaldık."
  16. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
    • "Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına." (Haldun Taner)
  17. [-le] Bakınız yetinmek
    • "Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı."
  18. [-le] Bakınız sınırlanmak
    • "Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı." (Atatürk)
  19. Herhangi bir durumu sürdürmek
  20. [yardımcı fiil] Olmak, herhangi bir durumda bulunmak
    • "Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık." (Falih Rıfkı Atay)
  21. [yardımcı fiil] Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
    • "Bakakalmak."
    • "Şaşakalmak."
    • "Donakalmak. Şaşırıp kalmak. Donup kalmak."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü