İçinde kalmak olan 9 kelime var. İçerisinde KALMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kalmak olan kelimeler listesine ya da sonu kalmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
OTURAKALMAK, UYUYAKALMAK
ARTAKALMAK, BAKAKALMAK, DONAKALMAK, DURAKALMAK, KALAKALMAK, ŞAŞAKALMAK
KALMAK
Kalmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
6 Harfli Kelimeler
KALKMA, KALMAK
5 Harfli Kelimeler
AKMAK, ALMAK, KAKMA, KALAK, KALMA, MAKAK, MALAK
4 Harfli Kelimeler
AKAK, AKMA, ALMA, AMAL, KAKA, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ALA, AMA, KAK, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OTURAKALMAK
-
-
[-e, -de]
Oturup kalmak
- "Sonra da ‘İçim almaz can kurban!’ deyip, yine de dört beş çay daha içerek el ayak çekilene değin suskuyla oturakalmıştı yerine."
-
[mecaz]
Bir şey bir yere yerleşmek
- "Acaba büyük, güzel, kahverengi gözlerine oturakalmış hüzünden dolayı mı..."
-
[-e, -de]
Oturup kalmak
- UYUYAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Otururken veya bir yere yaslanıp dururken istemeden uyuyuvermek
- "Teyzem de çok gecikiyor, uyuyakalmışım yeniden."
-
[nesnesiz]
Otururken veya bir yere yaslanıp dururken istemeden uyuyuvermek
- BAKAKALMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak
- "Bakakalırım giden geminin ardından / Atamam kendimi denize, dünya güzel / Serde erkeklik var, ağlayamam"
-
[-e, nesnesiz]
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak
- DURAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak
-
[nesnesiz]
Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak
- ŞAŞAKALMAK
-
-
[-e]
Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek
- "Fırtınadan sonra şaşakalır insan, anlayamaz o azgın denizin ne kerametle, nasıl durulduğunu."
-
[-e]
Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek
- DONAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
- "Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım."
-
Bakınız taşlaşmak
-
[nesnesiz]
Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
- KALAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- "Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar."
-
Güç durumda kalmak
- "Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık."
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- ARTAKALMAK
-
-
[-den]
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
- "Artakalan para ile çocuk pek güç geçiniyordu."
-
[-den]
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
- KALMAK
-
-
[nesnesiz]
Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
- "Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı."
-
Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
- "Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı."
-
[-de]
Bakınız konaklamak
- "Hemen karargâha yerleşmezsem ne geri dönebilir ne de otelde kalabilirdim."
-
[-le]
Bakınız yaşamak
- "Tam beş sene benimle beraber kaldı."
-
Bakınız eğleşmek
-
Hayatını sürdürmek
- "O aileden bir bu çocuk kaldı."
-
Varlığını korumak, sürdürmek
- "Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı."
-
[-de]
Oyalanmak, vakit geçirmek
- "Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı."
-
Sınıf geçmemek
- "Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de."
-
[-de]
İşlemez, yürümez duruma gelmek
- "Araba yarı yolda kaldı."
-
[-e]
İleriye atılmak; ertelenmek
- "Mahkeme ayın on sekizine kaldı."
-
[-de]
Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak
- "Oda duman içinde kaldı."
-
[-de]
Bir işi belli bir noktada bırakmak
- "Bugün iş maddesinde kaldık."
-
[-den]
Miras olarak geçmek
- "Çiftlik ana babasından kalmış."
-
[-den]
Yapamamak
- "Misafir geldi, gezmeden kaldık."
-
Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
- "Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına."
-
[-le]
Bakınız yetinmek
- "Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı."
-
[-le]
Bakınız sınırlanmak
- "Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı."
-
Herhangi bir durumu sürdürmek
-
[yardımcı fiil]
Olmak, herhangi bir durumda bulunmak
- "Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık."
-
[yardımcı fiil]
Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
- "Bakakalmak."
- "Şaşakalmak."
- "Donakalmak. Şaşırıp kalmak. Donup kalmak."
-
[nesnesiz]
Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek