İçinde kab olan 8 harfli 22 kelime var. İçerisinde KAB bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kab olan kelimeler listesine ya da Sonu kab ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A B K Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BAK
2 Harfli Kelimeler
AB, AK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AYAKKABI
-
-
[isim]
Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek, başmak, pabuç
-
[isim]
Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek, başmak, pabuç
- MUKABELE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Karşılık verme, karşılama, karşılık
- "Dâhilî isyanlara mukabele ve mukavemet ettik." (Atatürk)
-
Karşı gelme, başkaldırma
-
Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi
-
Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma
-
[isim]
Karşılık verme, karşılama, karşılık
- KABUKSUZ
-
-
[sıfat]
Kabuğu olmayan
-
[sıfat]
Kabuğu olmayan
- KABALACI
-
-
[isim]
Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse, kabala ile uğraşan kişi
-
[isim]
Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse, kabala ile uğraşan kişi
- MUNKABIZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Büzülmüş, toplanmış
-
Pekliği olan, peklik çeken
-
Verimsiz, işe yaramaz
-
[sıfat]
Büzülmüş, toplanmış
- KABIZLIK
-
-
[isim]
Kabız
-
[isim]
Kabız
- KABARMAK
-
-
[nsz]
Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
- "Ekmek iyi kabardı."
-
Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak
- "Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Niceliği artmak, büyümek
- "Masraf kabardı."
-
Şişmek, genişlemek
- "İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi." (Peyami Safa)
-
Hayvanların tüyleri dikilmek
-
Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak
- "Bu kumaş çabuk kabardı."
-
Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak
- "Masanın kaplaması kabardı."
- "Dolabın boyası kabardı."
-
Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak
-
Bulanmak
-
Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek
- "Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır." (Necati Cumalı)
-
[nsz]
Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak
-
Böbürlenmek, gururlanmak
- "Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu." (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
- MURAKABE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Denetleme
- "Onun tatlı sert murakabesi, konağın her ferdince kabul edilmiş." (Samiha Ayverdi)
-
Tasavvufta Tanrı'ya bağlanarak çile doldurma
-
[isim]
Denetleme
- AHZÜKABZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kendine mal etme
-
Para tahsilinde bulunmaya yetkili olma
-
[isim]
Kendine mal etme
- KABAKLIK
-
-
[isim]
Karpuz veya kavunun ham olma durumu
-
Başın tüysüz veya dazlak olma durumu
-
Bilgisizlik, görgüsüzlük
-
[isim]
Karpuz veya kavunun ham olma durumu
- KABARCIK
-
-
[isim]
İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik
- "Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu." (Haldun Taner)
-
Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik
-
Kabartı
- "Köy, dağın ortasında, toprak kabarcıkları gibi dizilen evleriyle bir mezarlığa benziyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi
-
[isim]
İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik
- KABUSSUZ
- ...
- KABARALI
-
-
[sıfat]
Kabara çakılmış olan
- "Erkekler kabaralı ayakkabılarıyla birer ikişer evlerine döndüler." (Necati Cumalı)
-
[sıfat]
Kabara çakılmış olan
- KABALİST
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kabalacı (I)
- "Şair, âlim, mütefennin, feylesof, mutasavvıf ve kabalist olduğu kadar hayalperverdi." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Kabalacı (I)
- KABLOSUZ
-
-
[sıfat]
Kablosu olmayan
-
Kablo olmaksızın bağlantı sağlayan (araç, gereç)
-
[sıfat]
Kablosu olmayan
- AKABİNDE
-
-
[zarf]
Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından
- "Kulağı iki kesik tırnak kıskacına aldıktan sonra başı şiddetle sağa sola sarsar, akabinde yanaklarda patlayan iki şimşek alevi gözlerden çıkar." (Ahmet Rasim)
-
[zarf]
Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından
- KABZIMAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, çiçekçi esnafı, komisyoncu
-
[isim]
Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, çiçekçi esnafı, komisyoncu
- HOKKABAZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
El çabukluğu ile birtakım şaşırtıcı olaylar yapmayı meslek edinen kimse
- "Bu arsada zaman zaman at cambazları, hokkabazlar, palyaçolar hünerlerini gösterirler." (Salâh Birsel)
-
[sıfat]
Başkalarını aldatarak yalan dolanla iş gören
- "O ne hokkabaz heriftir."
-
[isim]
El çabukluğu ile birtakım şaşırtıcı olaylar yapmayı meslek edinen kimse
- KABARECİ
-
-
[isim]
Kabare oyuncusu
- "Şu üç delikanlı bugün gerçekten Avrupa klası birer kabareci olma yolundadır." (Haldun Taner)
-
[isim]
Kabare oyuncusu
- KABARTMA
-
-
[isim]
Kabartmak işi
-
Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı
-
Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef
- "Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Kabartılarak yapılmış olan
- "Kabartma harita."
-
[isim]
Kabartmak işi