İçinde kır olan 7 harfli 44 kelime var. İçerisinde KIR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kır olan kelimeler listesine ya da sonu kır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K R
3 Harfli Kelimeler
IRK, KIR
2 Harfli Kelimeler
IR
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAKIRCI
-
-
[isim]
Bakır işleyen veya bakır kap kacak satan kimse
- "Bakırcının önünde renkten renge girdin. Daldın gittin, sorularıma cevap vermedin."
-
[isim]
Bakır işleyen veya bakır kap kacak satan kimse
- KIRKLAR
-
-
[isim, din bilimi]
Kırk kişilik evliya topluluğu
-
[isim, din bilimi]
Kırk kişilik evliya topluluğu
- FIKIRTI
-
-
[isim]
Hafif kaynamayı anlatan yansıma sesinin adı
-
[mecaz]
Bakınız cilveleşme
- "Hani fiskoslar, gülüşmeler, fıkırtılar."
-
[isim]
Hafif kaynamayı anlatan yansıma sesinin adı
- ÇAKIRCI
-
-
[isim]
Avcı çakırdoğan yetiştiren ve avda kullanan kimse
-
Taşrada saray için çakırdoğan yetiştiren kimse
-
[tarih]
Padişahla birlikte ava katılan ve avda çakırdoğanı elinde taşıyan kimse
-
[isim]
Avcı çakırdoğan yetiştiren ve avda kullanan kimse
- ŞIKIRTI
-
-
[isim]
Şıkırdama sonucu çıkan sesin adı
- "Birden denizin oradan, öteden su şıkırtısına benzer bir ses çalınıyor kulağına."
-
[isim]
Şıkırdama sonucu çıkan sesin adı
- BAKIRLI
-
-
[sıfat]
Bakır içeren (maddeler)
- "Bakırlı metaller."
-
[sıfat]
Bakır içeren (maddeler)
- SAKIRTI
-
-
[isim, ağızlardan]
Korkudan veya soğuktan titreme
-
[isim, ağızlardan]
Korkudan veya soğuktan titreme
- KIRITMA
-
-
[isim]
Kırıtmak işi
- "O kuruntularımız, o tafralarımız, o Ermeni gelini gibi kırıtmalarımız pek boşuna demektir."
-
[isim]
Kırıtmak işi
- KIRMACI
-
-
[isim]
Giysilere pile yapan kimse
-
Basılmış formaları katlayan kimse
-
[ağızlardan]
Kırılmış tahıl satıcısı
-
[ağızlardan]
Bakınız değirmenci
-
[isim]
Giysilere pile yapan kimse
- KIRACAK
-
-
[isim]
Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet
-
[isim]
Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet
- KIRLENT
-
Kelime Kökeni: Fransızca guirlande
-
[isim]
Çiçek veya yaprak işlemeli süs
-
İşlemeli veya işlemesiz bir tür küçük yastık
-
[isim]
Çiçek veya yaprak işlemeli süs
- TIKIRTI
-
-
[isim]
Tıkırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- "Ansızın arkasında bir tıkırtı duydu."
-
[isim]
Tıkırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- KIRKLIK
-
-
[sıfat]
Kırk tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden kırk tane bulunan
- "Kırklık paket."
-
Kırk yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
- "Yalnız yüzünün bir yanı muharebede yanmış kırklık bir memurun ne düşündüğünü anlamak kabil değildir."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kırk para
-
[isim]
Doğacak çocuk için hazırlanan bez veya giysi
-
[sıfat]
Kırk tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden kırk tane bulunan
- KIRIŞMA
-
-
[isim]
Kırışmak işi
-
[kimya]
Genellikle aşırı ölçüde kurutucu kullanılması veya boyanın çok kalın uygulanması sonucunda yüzeyde buruşukluk oluşması
-
[isim]
Kırışmak işi
- KIKIRTI
-
-
[isim]
Kıkırdama sırasında çıkan sesin adı
-
[isim]
Kıkırdama sırasında çıkan sesin adı
- LAKIRTI
-
-
[isim]
Bakınız söz
- "Birdenbire kesildi halkın lakırtıları / Korku içinde durdu tavla şakırtıları"
-
[mecaz]
Boş söz, dedikodu, laf
- "Lakırtıdır o, aldırma!"
-
[isim]
Bakınız söz
- KIRIMLI
-
-
[isim]
Kırım’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Kırım’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- KIRINIM
-
-
[isim, fizik]
Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı; difraksiyon
-
[isim, fizik]
Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı; difraksiyon
- KIRIKÇI
-
-
[isim]
Kırıkları düzelten kimse; sınıkçı
-
[isim]
Kırıkları düzelten kimse; sınıkçı
- KIRIŞIK
-
-
[sıfat]
Kırışmış olan
- "Söz tiyatroya gelince bu yaşlı sanatkârın kırışık yüzü birdenbire canlandı."
-
[isim]
Kırışmış yer; büzüşük, kırışıklık
-
[isim]
Deride esnekliğin kaybolmasından oluşan kıvrım
- "Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında"
-
[sıfat]
Kırışmış olan