İçinde kıl olan 8 harfli 47 kelime var. İçerisinde KIL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kıl olan kelimeler listesine ya da sonu kıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AKILDANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿāḳil + Farsça dānā

  1. [isim] Akıl veren kimse
BAKILMAK

  1. [-e, nesnesiz] Bakma işine konu olmak veya bakma işi yapılmak
    • "Uzaktan bakıldığında, asabi ve çirkin bir cadıyı andırıyordu." (Ayşe Kulin)
PIRNAKIL

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [sıfat] Herhangi bir yerde yoğun olarak, çok fazla bulunan
    • "... yemyeşil yaprak, pırnakıl çiçek olan ağaçlar bile cümle yeşilliklerini ve çiçeklerini atıp karalar bağladı." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
  2. [zarf] Yoğun biçimde, çok fazla olarak
    • "Pırnakıl açarlar, saksılardan taşarlar. Onlar da canlı, sevildiklerini bilmezler mi!" (Nezihe Meriç)
KILAPTAN

Kelime Kökeni: Arapça ḳullāb + Farsça -dān

  1. [isim] Pirinç, bakır, kalay vb. madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldız vurulmuş ince metal iplik
  2. Pamuk ipliğine sırma katılarak eğrilmiş iplik
  3. [sıfat] Bu tür iplikten yapılmış
ÇATKILIK

  1. [isim] Çift öküzlerini birbirlerine bağlayan çifte boyunduruklu ağaç
KILIKSIZ

  1. [sıfat] Giyimi düzgün olmayan; kıyafetsiz, süfli
    • "Çocuk, kılıksız ve bakımsız." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [zarf] Giyimi düzgün olmayan, süfli bir biçimde
    • "Niye bugün buraya bu kadar kılıksız, üstelik de bir karış sakalla geldim?" (Haldun Taner)
BASKILIK

  1. [sıfat] Baskı için uygun olan
    • "Gazeteye telefon edip erken baskılık haberim olacak dedim." (Ayhan Hünalp)
  2. Baskı için gerekli olan
  3. Belirli sayıda baskı yapan
    • "... Büyük Doğu birinci sayısından bugüne kadar vasati 10.000 baskılık seviyesini muhafaza edebilmiştir." (Necip Fazıl Kısakürek)
  4. [isim] Bir masadaki kâğıtların uçmaması için üzerlerine konulan özel biçimdeki ağırlık
KILKIRAN

  1. [isim, tıp] Bakınız saçkıran
KAKILMAK

  1. [-e] Kakma işi yapılmak
  2. Ağaç veya diğer ahşap malzeme üzerine kakma işi yapılmak; hakkedilmek
    • "O kadar çok, o kadar bol inci kakılmıştı ki tahtın üstüne, bunları insan birer sedef düğme sanıyordu." (Nâzım Hikmet)
TIKILMAK

  1. [nesnesiz] Tıkma işi yapılmak
    • "Bütün vücudu sanki ziftten bir kılıf içine tıkılmış gibi idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Dar, sıkıntılı bir yerde bulunmak, sıkışmak
    • "Mecliste altmış kişi bir odaya tıkıldık." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Bakınız hapsedilmek
    • "Bu bücürü yeni tıkıldığı karakolun birinden ben çıkarttım." (Nâzım Hikmet)
SIKILMAZ

  1. [sıfat] Bakınız utanmaz
KILICINA

  1. [zarf] Kalas, cetvel tahtası gibi kalınlığı eninden az olan şeyler keskin ve dar tarafı yukarı gelmek üzere; kılıçlama
    • "Kirişleri kılıcına yerleştirmeli."
SIKILMAK

  1. [nesnesiz] Sıkma işi yapılmak
    • "Çamaşırlar sıkıldı."
  2. [-den] Can sıkıntısı duymak
    • "Ama lunaparkların işlemeli dönme dolaplarına bakmaktan hiç sıkılmadı." (Adalet Ağaoğlu)
  3. Utanıp çekinmek
    • "O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Sıkıntıya düşmek
TAKILGAN

  1. [sıfat] Bakınız muzip
FIŞKILIK

  1. [isim] Fışkının biriktirildiği yer
SIKILGAN

  1. [sıfat] Bakınız utangaç
    • "Eski mahcup, sıkılgan Hüsam Efendi, şimdi çaçaron bir şey olmuştu." (Ömer Seyfettin)
KILLILIK

  1. [isim] Kıllı olma durumu
ÇIKILMAK

  1. [nesnesiz] Çıkma işi yapılmak
    • "En dipte ikişer ayak merdivenle çıkılan ayrı iki odada farklı aileler otururlardı." (Ayla Kutlu)
KILLANMA

  1. [isim] Kıllanmak işi
KILDIRMA

  1. [isim] Kıldırmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü