İçinde iye olan 9 harfli 118 kelime var. İçerisinde İYE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında iye olan kelimeler listesine ya da sonu iye ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
İYE
2 Harfli Kelimeler
EY, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KABİLİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳābiliyyet
-
[isim]
Bakınız yetenek
- "Bence şairin asıl sanatı ruh anlarını ifade etmek hususundaki kabiliyetidir."
-
[isim]
Bakınız yetenek
- KIRTASİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳirṭāsiyye
-
[isim]
Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü
-
Kâğıtla yapılan işlemler
-
[isim]
Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü
- SAMİMİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣamīmiyyet
-
[isim]
Bakınız içtenlik
- "Hayatın kokusu ve rengi olan samimiyet sizden uçup gitmişti."
-
Bakınız açık yüreklilik
-
Senli benli olma durumu
- "Herhangi bir samimiyet bile mutlaka hakikat demek değildir."
-
[isim]
Bakınız içtenlik
- CİLDİYECİ
-
-
[isim, tıp]
Deri hastalıkları uzmanı; dermatolog
- "Hastaneye bir cildiyeci atandığını duyan geliyordu."
-
[isim, tıp]
Deri hastalıkları uzmanı; dermatolog
- CEMİYETLİ
-
-
[sıfat]
Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan
- "O kadar cemiyetli bir hayatımız vardı ki bir türlü bırakamadım."
-
[sıfat]
Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan
- BATTANİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça baṭṭāniyye
-
[isim]
Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanılan, çoğu yünden dokunmuş kalınca örtü
- "Hasta bakıcı duvarın önündeki dolaptan bir battaniye çıkarıyor."
-
[isim]
Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanılan, çoğu yünden dokunmuş kalınca örtü
- MARUFİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿrūfiyyet
-
[isim, eskimiş]
Bilinme, tanınma, belli olma
- "Memuriyetlerinin marufiyeti icabıyla birbirini ismen tanımamaları mümkün değildi."
-
[isim, eskimiş]
Bilinme, tanınma, belli olma
- REKTİFİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca rectifier
-
[isim]
Bakınız motor yenileme
-
[isim]
Bakınız motor yenileme
- GALİBİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ġālibiyyet
-
[isim]
Bakınız yengi
- "İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler."
-
[isim]
Bakınız yengi
- MÜLKİYELİ
-
-
[isim]
Siyasal Bilgiler Okulu Fakültesi öğrencisi veya bu okulu bitirmiş kişi
-
Mülkiye Mektebi öğrencisi veya mezunu
-
[isim]
Siyasal Bilgiler Okulu Fakültesi öğrencisi veya bu okulu bitirmiş kişi
- SARRAFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣarrāfiyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sarraflık hakkı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sarraflık hakkı
- HARDALİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫardaliyye
-
[isim]
İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası
- "Edirne'nin hardaliyesi."
-
[isim]
İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası
- DİYETETİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca diététique
-
[isim]
Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı
-
[isim]
Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı
- NARENCİYE
-
Kelime Kökeni: Farsça nārenc + Arapça -iyye
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız turunçgiller
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız turunçgiller
- MAHMUDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥmūdiyye
-
[isim]
Bugün süs altını gibi kullanılan, II. Mahmut zamanında basılmış, ince altın sikke
- "Karısının altınlarını, kızının mahmudiyelerini neleri varsa hep aldılar."
-
[isim]
Bugün süs altını gibi kullanılan, II. Mahmut zamanında basılmış, ince altın sikke
- MASUNİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça maṣūniyyet
-
[isim, eskimiş]
Korunmuş olma durumu
- "O zaman yüzünün çocuklara mahsus körpeliği masuniyetle birleşmişti."
-
[hukuk]
Bakınız dokunulmazlık
-
[isim, eskimiş]
Korunmuş olma durumu
- HARABİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarābiyet
-
[isim]
Bakınız haraplık
- "Beyin korteksinin harabiyeti sonucu bir olguyla karşı karşıya imişiz."
-
[isim]
Bakınız haraplık
- CEMBİYELİ
-
-
[sıfat]
Cembiyesi olan
- "Tüfekli ve cembiyeli nöbetçiler arasında içeri girdi."
-
[sıfat]
Cembiyesi olan
- HİYERARŞİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca hiérarchie
-
[isim]
Bakınız aşama sırası
- "Emeklilik dönemlerinde bile eski askerlik hiyerarşisini sürdürürler."
-
[isim]
Bakınız aşama sırası
- ZÜCCACİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça zucāciyye
-
[isim]
Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış bardak, tabak vb. eşya; cıncık
- "Venedikliler Osmanlı limanlarına yünlü, işlemeli kadife, züccaciye, kâğıt gibi işlenmiş sanayi ürünleri getiriyor, buralardan da baharat, ipek, pamuk ipliği gibi maddeleri alıp götürüyorlardı."
-
[sıfat, eskimiş]
Cam, porselen ile ilgili
-
[isim]
Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış bardak, tabak vb. eşya; cıncık