İçinde iye olan 9 harfli 118 kelime var. İçerisinde İYE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında iye olan kelimeler listesine ya da sonu iye ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

İye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Y İ

3 Harfli Kelimeler

İYE

2 Harfli Kelimeler

EY, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KABİLİYET

Kelime Kökeni: Arapça ḳābiliyyet

  1. [isim] Bakınız yetenek
    • "Bence şairin asıl sanatı ruh anlarını ifade etmek hususundaki kabiliyetidir." (Asaf Halet Çelebi)
KIRTASİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḳirṭāsiyye

  1. [isim] Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü
  2. Kâğıtla yapılan işlemler
SAMİMİYET

Kelime Kökeni: Arapça ṣamīmiyyet

  1. [isim] Bakınız içtenlik
    • "Hayatın kokusu ve rengi olan samimiyet sizden uçup gitmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız açık yüreklilik
  3. Senli benli olma durumu
    • "Herhangi bir samimiyet bile mutlaka hakikat demek değildir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
CİLDİYECİ

  1. [isim, tıp] Deri hastalıkları uzmanı; dermatolog
    • "Hastaneye bir cildiyeci atandığını duyan geliyordu." (Ayşe Kulin)
CEMİYETLİ

  1. [sıfat] Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan
    • "O kadar cemiyetli bir hayatımız vardı ki bir türlü bırakamadım." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
BATTANİYE

Kelime Kökeni: Arapça baṭṭāniyye

  1. [isim] Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanılan, çoğu yünden dokunmuş kalınca örtü
    • "Hasta bakıcı duvarın önündeki dolaptan bir battaniye çıkarıyor." (Ahmet Ümit)
MARUFİYET

Kelime Kökeni: Arapça maʿrūfiyyet

  1. [isim, eskimiş] Bilinme, tanınma, belli olma
    • "Memuriyetlerinin marufiyeti icabıyla birbirini ismen tanımamaları mümkün değildi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
REKTİFİYE

Kelime Kökeni: Fransızca rectifier

  1. [isim] Bakınız motor yenileme
GALİBİYET

Kelime Kökeni: Arapça ġālibiyyet

  1. [isim] Bakınız yengi
    • "İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler." (Atatürk)
MÜLKİYELİ

  1. [isim] Siyasal Bilgiler Okulu Fakültesi öğrencisi veya bu okulu bitirmiş kişi
  2. Mülkiye Mektebi öğrencisi veya mezunu
SARRAFİYE

Kelime Kökeni: Arapça ṣarrāfiyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sarraflık hakkı
HARDALİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḫardaliyye

  1. [isim] İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası
    • "Edirne'nin hardaliyesi."
DİYETETİK

Kelime Kökeni: Fransızca diététique

  1. [isim] Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı
NARENCİYE

Kelime Kökeni: Farsça nārenc + Arapça -iyye

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız turunçgiller
MAHMUDİYE

Kelime Kökeni: Arapça maḥmūdiyye

  1. [isim] Bugün süs altını gibi kullanılan, II. Mahmut zamanında basılmış, ince altın sikke
    • "Karısının altınlarını, kızının mahmudiyelerini neleri varsa hep aldılar." (Halit Fahri Ozansoy)
MASUNİYET

Kelime Kökeni: Arapça maṣūniyyet

  1. [isim, eskimiş] Korunmuş olma durumu
    • "O zaman yüzünün çocuklara mahsus körpeliği masuniyetle birleşmişti." (Peyami Safa)
  2. [hukuk] Bakınız dokunulmazlık
HARABİYET

Kelime Kökeni: Arapça ḫarābiyet

  1. [isim] Bakınız haraplık
    • "Beyin korteksinin harabiyeti sonucu bir olguyla karşı karşıya imişiz." (Tarık Dursun K)
CEMBİYELİ

  1. [sıfat] Cembiyesi olan
    • "Tüfekli ve cembiyeli nöbetçiler arasında içeri girdi." (Falih Rıfkı Atay)
HİYERARŞİ

Kelime Kökeni: Fransızca hiérarchie

  1. [isim] Bakınız aşama sırası
    • "Emeklilik dönemlerinde bile eski askerlik hiyerarşisini sürdürürler." (Haldun Taner)
ZÜCCACİYE

Kelime Kökeni: Arapça zucāciyye

  1. [isim] Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış bardak, tabak vb. eşya; cıncık
    • "Venedikliler Osmanlı limanlarına yünlü, işlemeli kadife, züccaciye, kâğıt gibi işlenmiş sanayi ürünleri getiriyor, buralardan da baharat, ipek, pamuk ipliği gibi maddeleri alıp götürüyorlardı." (Fatma İrfan Serhan)
  2. [sıfat, eskimiş] Cam, porselen ile ilgili
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü