İçinde iye olan 7 harfli 117 kelime var. İçerisinde İYE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında iye olan kelimeler listesine ya da sonu iye ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
İYE
2 Harfli Kelimeler
EY, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TENKİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça tenḳiye
-
[isim, eskimiş]
Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme
-
Bu iş için kullanılan araç
-
[isim, eskimiş]
Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme
- KÜLLİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça kulliyye
-
[isim]
Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kütüphane, hastane vb. yapıların bütünü
- "Bursa’da şehir planı yapılırken çınarlar ve külliyeler dikkate alınmak zorunda kalınmış, yollar ve alanlar da ona göre belirlenmiştir."
-
Belli bir idari, ekonomik, kültürel ve sosyal amaca yönelik çeşitli kuruluşların toplu bir biçimde bulunduğu yer
-
[isim]
Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kütüphane, hastane vb. yapıların bütünü
- ŞATHİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça şaṭḥiyye
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser
-
Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser
- FAHRİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça faḫriyye
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında şairlerin kendi özelliklerinden övünerek söz ettikleri manzume veya manzumenin bir bölümü
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında şairlerin kendi özelliklerinden övünerek söz ettikleri manzume veya manzumenin bir bölümü
- EHLİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ehliyyet
-
[isim]
Bakınız sürücü belgesi
-
Bakınız uzluk
- "Üstat, ehliyetin son olgunluk merhalesini ifade ettiğinden yaş, baş ve sakal mefhumlarını da ihtiva ederdi."
-
Bakınız yeterlilik
-
[isim]
Bakınız sürücü belgesi
- AİDİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāʾidiyyet
-
[isim]
Bakınız aitlik
- "Süreksiz olan ya da gelip geçici olmaya aday nitelik taşıyan aidiyetler toplumun devamlılığının temel dinamiği olamazlar."
-
[isim]
Bakınız aitlik
- TESVİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça tesviye
-
[isim]
Düz duruma getirme; düzleme
-
[ticaret]
Ödeme, verme
-
Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt
-
[isim]
Düz duruma getirme; düzleme
- ASABİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣabiyyet
-
[isim, tıp]
Bakınız sinir bilimi
-
Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü
-
[isim, tıp]
Bakınız sinir bilimi
- MÜLHİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça mulūḫiyye
-
[isim, bitki bilimi]
Ihlamurgillerden, yaprakları sebze ve yeşillik olarak kullanılan bir bitki; Yahudi ebegümeci, mühliye (Corchorus olitorius)
- "… çocuklar bugün mülhiye pişirmiş gibi bir ifadeyle eşlerinin mutfak hünerlerinden söz edebilirler, bunlar erkeklerin eşlerinden bahsetmek için kullandıkları formüllerdir."
-
[isim, bitki bilimi]
Ihlamurgillerden, yaprakları sebze ve yeşillik olarak kullanılan bir bitki; Yahudi ebegümeci, mühliye (Corchorus olitorius)
- HASİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāṣiyyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız özellik
-
Yiyecek ve içeceğin yararı, etki
-
[isim, eskimiş]
Bakınız özellik
- NİSAİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça nisāʾiyye
-
[isim, tıp]
Bakınız kadın hastalıkları
-
[isim, tıp]
Bakınız kadın hastalıkları
- FISKİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça fisḳiyye
-
[isim]
Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde fışkırtan ağızlık; fışkırık, fevvare
- "Bu fıskiyenin sularını yıllarca neşeden çağıldar gibi duymuştum."
-
[isim]
Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde fışkırtan ağızlık; fışkırık, fevvare
- SEYFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça seyfiyye
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti’nde idari ve askerî zümre mensupları
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti’nde idari ve askerî zümre mensupları
- TIBBİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭibbiyye
-
[isim, eskimiş]
Doktor yetiştiren fakülte
- "İki yabancı dil bilen, okumuş, kibar bir tıbbiye talebesi."
-
[isim, eskimiş]
Doktor yetiştiren fakülte
- AMELİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uygulama
- "Şimdi yavaş yavaş kendimize geliyoruz ama bir damak kaldırma ameliyesine muhtacız hâlâ."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uygulama
- VARİYET
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zenginlik
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zenginlik
- TARZİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça tarżiye
-
[isim, eskimiş]
Söylenen kırıcı bir söz veya yapılan kötü bir davranış için karşıdakinden özür dileme, gönül alma
- "Arkadaşım namına Refik Bey'den gayet kuvvetli bir tarziye isterim."
-
[isim, eskimiş]
Söylenen kırıcı bir söz veya yapılan kötü bir davranış için karşıdakinden özür dileme, gönül alma
- REFTİYE
-
Kelime Kökeni: Farsça reft + Arapça -iyye
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi
- FETHİYE
-
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
- ZİHNİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕihniyye
-
[isim, felsefe]
Bakınız anlıkçılık
-
[isim, felsefe]
Bakınız anlıkçılık