İçinde itmek olan 22 kelime var. İçerisinde İTMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında itmek olan kelimeler listesine ya da sonu itmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

SÜREGİTMEK

9 Harfli Kelimeler

BERKİTMEK

8 Harfli Kelimeler

BEKİTMEK, DEVİTMEK, EĞRİTMEK, EKŞİTMEK, ERGİTMEK, ESKİTMEK, ESRİTMEK, İNCİTMEK, PEKİTMEK, SEKİTMEK

7 Harfli Kelimeler

EĞİTMEK, ERİTMEK, EYİTMEK, İŞİTMEK

6 Harfli Kelimeler

BİTMEK, ÇİTMEK, DİTMEK, GİTMEK, YİTMEK

5 Harfli Kelimeler

İTMEK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

İtmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M T İ

5 Harfli Kelimeler

İTMEK

4 Harfli Kelimeler

EKİM, EKİT, EKTİ, EMİK, ETİK, ETKİ, İTME, TİKE

3 Harfli Kelimeler

ETİ, KEM, KET, KİM, KİT, MET, MİT, TEK, TEM, TİK, TİM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, ET, İM, İT, KE, Kİ, ME, Mİ, TE, Tİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜREGİTMEK

  1. [nesnesiz] Aynı biçimde devam etmek
    • "İki yetişkin arasında süregiden gerilimin fazlasıyla farkındaydı." (Elif Şafak)
BERKİTMEK

  1. [-i] Bakınız sağlamlaştırmak
ESKİTMEK

  1. [-i] Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek
    • "Çocuk, pantolonunu eskitti."
  2. [mecaz] Etkisini sürdürememek
    • "Yunus Emre'yi yüzyıllar eskitemedi."
  3. [mecaz] Bakınız yaşlandırmak
    • "Alkol, tütün ve aşk eskitti beni." (Attilâ İlhan)
  4. Daha eski görünmesi için herhangi bir eşya üzerinde boya vb. ile işlem yapmak
EĞRİTMEK

  1. [-i] Bakınız eğriltmek
İNCİTMEK

  1. [-i] İncinmesine yol açmak
    • "Sol ayağımı geçen gün biraz incitmiştim." (Aka Gündüz)
  2. [mecaz] Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek; kıtlamak
    • "Bu gibi işlerin halkı incitmeyeceğini söylediler." (Memduh Şevket Esendal)
EKŞİTMEK

  1. [-i] Ekşimesine yol açmak
    • "Kiminin beyni ekşitir hayatı, kiminin de midesi." (Necip Fazıl Kısakürek)
ESRİTMEK

  1. [-i, eskimiş] Sarhoş olmasına yol açmak, sarhoş etmek
BEKİTMEK

  1. [-i, ağızlardan] Bakınız tıkamak
  2. Bakınız sağlamlaştırmak
DEVİTMEK

  1. [-i] Hareket durumuna getirmek
SEKİTMEK

  1. [-i] Bakınız sektirmek
PEKİTMEK

  1. [-i] Güç vermek, güçlendirmek, tekit etmek
  2. Daha önce istenip de yerine getirilmemiş bir iş için yeniden resmî bir yazı yazmak, tekit etmek
ERGİTMEK

  1. [-i, fizik] Sıcaklığın yükseltilmesi ile bir cismin veya maddenin katı durumdan sıvı duruma geçişini sağlamak
EĞİTMEK

  1. [-i] Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak; terbiyelemek, terbiye etmek
    • "Çocukları eğitmek."
  2. Belli bir konuda yetiştirme
  3. Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek
EYİTMEK

  1. [nesnesiz, eskimiş] Bakınız demek
    • "Kul Mustafa eydür coştum / Aşkın deryasına düştüm" (Kul Mustafa)
İŞİTMEK

  1. [-i] Kulakla algılamak; duymak
    • "Doktorun sesini işitince koştu, yanakları kırmızı, gözleri parlıyordu." (Halide Edip Adıvar)
  2. Haber almak
ERİTMEK

  1. [-i] Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak
    • "Fazla yağlarını eritmek için karısı ile yürüyüşe çıkan fabrikatör..." (Haldun Taner)
  2. [mecaz] Harcayıp tüketmek
  3. [mecaz] Çok üzmek
  4. [mecaz] Bakınız zayıflatmak
  5. [mecaz] Bir şeyi yok etmek
    • "Bu durgun ve sıcak öğle saati hepsinde muayyen bir düşünce veya muayyen bir hisle muayyen bir gayeye doğru hareket etmek kabiliyetini eritmiş gibiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ÇİTMEK

  1. [-i] Bir araya getirmek; çitilemek (II), çitimek
  2. Deri, örgü veya kumaştaki deliği örerek yamamak; çitilemek, çitimek
  3. Tarağın dişlerini iplikle bağlayıp sıkıştırmak
BİTMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız tükenmek
    • "Dün akşam param bitmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Sona ermek; tükenmek
  3. [mecaz] Çok yorulmak
  4. [mecaz] Güçsüz kalmak, çok zayıflamak
    • "Biçare adam on günde limon sarısına dönmüş, incelmiş, bitmiş." (Etem İzzet Benice)
  5. [-e, argo] Çok sevmek, bayılmak, beğenmek
    • "Buğulu bir sesi var. Ben böyle sese biterim." (Haldun Taner)
GİTMEK

  1. [-e] Bir yere doğru yönelmek; gidedurmak, uzanmak
  2. [-den] Bir yerden veya bir işten ayrılmak
  3. Çıkmak, ulaşmak
    • "Bu yol nereye gider?"
  4. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak
    • "Her gün çalışmaya gidiyor."
  5. [nesnesiz] Sürmek, devam etmek
    • "Ama böyle giderse Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin." (Memduh Şevket Esendal)
  6. Yakışmak, yaraşmak
    • "Bu renk ona gitmedi."
  7. Tüketilmek, harcanmak
    • "Eline geçen paranın çoğu da İstanbul'da çoluğa çocuğa gidiyor." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [nesnesiz] Götürülmek, gönderilmek
    • "Haber daha yeni gitti."
  9. [nesnesiz] Yeter olmak, yetmek, yetişmek
    • "İki ton kömür üç ay gider."
  10. [nesnesiz] Yürümek, yol almak
    • "Bu at iyi gider."
  11. [nesnesiz] Bakınız dayanmak
    • "Bu giysi iki yıl gider."
  12. [nesnesiz] Sona ermek
    • "Yaz gitti, kış geldi."
  13. [nesnesiz] Herhangi bir durumda olmak
    • "Yolculuk iyi gidiyor. Bakalım bu iş nasıl gidecek?"
  14. [nesnesiz] Yok olmak, elden çıkmak
    • "Gemiler ve saray hepsi gitti." (Falih Rıfkı Atay)
  15. [nesnesiz] Bakınız ölmek
    • "Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın" (Âşık Veysel)
  16. Bakınız başvurmak
    • "Mahkemeye gitmek."
  17. [nesnesiz] Bir şey zarar görmüş olmak
    • "Duvarın boyası gitmiş."
  18. [nesnesiz] Makine, işlemek, çalışmak
    • "Bu saat iyi gidiyor."
  19. [-den] Bakınız satılmak
    • "Altın kaçtan gidiyor?" (Sait Faik Abasıyanık)
  20. Bakınız yapmak
    • "Para ayarlamasına gitmek."
  21. [mecaz] Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak; yuvarlanmak
    • "Bu işin sonu nereye gider."
  22. [yardımcı fiil] Değerlendirmek, saymak, karşılamak
    • "Bu iş hoşuma gitmedi, tuhafıma gitti."
YİTMEK

  1. [nesnesiz] Yok olmak, ortadan kalkmak; kaybolmak
  2. Görünmez olmak
    • "O gökle deniz arasındaki, gemilerin asılı kaldığı ışık genişliği yitti, gemiler denize indiler." (Yaşar Kemal)
  3. Sahip olunan bir şey elden çıkmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü