İçinde ire olan 7 harfli 32 kelime var. İçerisinde İRE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ire olan kelimeler listesine ya da Sonu ire ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E R İ Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİREKÇİ
-
-
[isim]
Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse
-
[isim]
Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse
- DAİRELİ
-
-
[sıfat]
Dairesi olan
- "Katları dörder odalı, bir mutfak, bir sofa dört daireli bir apartmana sahibiz." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Dairesi olan
- KİREÇLİ
-
-
[sıfat]
Birleşiminde kireç olan veya kireci çok olan
- "Bir söylenişe göre, arazi tamamıyla kireçli olduğu için ağaçlar serpilme gücünden mahrum kalıyormuş." (Ahmet Rasim)
-
Kireç sürülmüş, kireç bulaşmış
- "Kireçli duvarlar."
-
[sıfat]
Birleşiminde kireç olan veya kireci çok olan
- TEZKİRE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Divan şairlerinin hayatını ve şiirlerini genellikle subjektif bir bakış açısıyla değerlendiren eser
-
[isim]
Divan şairlerinin hayatını ve şiirlerini genellikle subjektif bir bakış açısıyla değerlendiren eser
- KİREMİT
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha
- "Geçen gün kiremitleri aktarmak için dama çıkmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha
- VESAİRE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz, ve benzerleri
- "Biz yollarda eğer bulabilirsek başımıza gölge verecek kadar hurma dalı, ot vesaire topluyorduk." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz, ve benzerleri
- NİRENGİ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi
-
[isim]
Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi
- BİRECİK
- ...
- ZAHİREN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Görünüşte, görünüşe göre
- "Zahiren ufak, ehemmiyetsiz, değersiz bir sebepten dolayı iki sevgili arasında bir nazlaşma kavgası." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[zarf]
Görünüşte, görünüşe göre
- DİRENİM
-
-
[isim]
Direnme işi, inat, taannüt
-
Temerrüt
-
[isim]
Direnme işi, inat, taannüt
- DİREMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak
-
[-e]
Direnmek, karşı koymak, inat etmek, ısrar etmek
-
[-i]
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak
- NADİREN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Seyrek
- "Onların evine nadiren yemeğe gittiğim akşamlar..." (Halide Edip Adıvar)
-
[zarf]
Seyrek
- DİRETME
-
-
[isim]
Diretmek işi, inat
-
[isim]
Diretmek işi, inat
- DİRENME
-
-
[isim]
Direnmek işi, karşı koyma, dayanma, inat etme, ısrar etme, mukavemet etme
-
[isim]
Direnmek işi, karşı koyma, dayanma, inat etme, ısrar etme, mukavemet etme
- GİRESUN
- ...
- DİRENİŞ
-
-
[isim]
Direnme işi veya biçimi, karşı koyma, dayanma, mukavemet
- "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu." (Tarık Buğra)
-
[isim]
Direnme işi veya biçimi, karşı koyma, dayanma, mukavemet
- SİRETEN
- ...
- PİRELER
-
-
[isim]
İnsanlarla hayvanlarda dış asalağı olarak yaşayan, ağız yapıları kan emmeye elverişli, birçok familyaya ayrılan kanatlılar takımı
-
[isim]
İnsanlarla hayvanlarda dış asalağı olarak yaşayan, ağız yapıları kan emmeye elverişli, birçok familyaya ayrılan kanatlılar takımı
- BASİRET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Doğru görüş, uzağı görüş, seziş, uyanıklık, anlayış, kavrayış, dikkat, sağgörü, önsezi
- "Kanal'ı müdafaa edenler, yüz millik cephe üzerinde çok basiretle vazife görmeye mecbur idiler." (Falih Rıfkı Atay)
- "Bazen en mahir canilerin bile böyle mühim nisyanlarda bulunacak kadar basiretleri bağlanır." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Doğru görüş, uzağı görüş, seziş, uyanıklık, anlayış, kavrayış, dikkat, sağgörü, önsezi
- BİREYCİ
-
-
[isim]
Kişi haklarını savunan kimse
-
Bireycilikten yana olan kimse, ferdiyetçi
-
[isim]
Kişi haklarını savunan kimse