İçinde iman olan 23 kelime var. İçerisinde İMAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında iman olan kelimeler listesine ya da sonu iman ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SANTİMANTALİTE, SANTİMANTALİZM
SEDİMANTASYON
SANTİMANTAL
HAVALİMANI, İMANSIZLIK, LİMANLAMAK
İMANLILIK, İMANSIZCA, KOMPLİMAN, LİMANLAMA
HAKİMANE, İMANLICA, LİMANLIK, SÜTLİMAN, ZALİMANE
ALİMANE, İMANİYE, İMANSIZ
İMANIM, İMANLI
LİMAN
İMAN
İman Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
AMİN, İMAN, İNAM, MAİN, MANİ
3 Harfli Kelimeler
ANİ, İMA, MAİ, NAM, NİM
2 Harfli Kelimeler
AM, AN, İM, İN, MA, Mİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SANTİMANTALİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca sentimentalité
-
[isim]
Hassaslık, duygululuk, içtenlik
-
[isim]
Hassaslık, duygululuk, içtenlik
- SANTİMANTALİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca sentimentalisme
-
[isim]
Aşırı duygululuk, davranışlarına duygularıyla yön veren kimsenin durumu
-
[isim]
Aşırı duygululuk, davranışlarına duygularıyla yön veren kimsenin durumu
- SEDİMANTASYON
-
Kelime Kökeni: Fransızca sédimentation
-
[isim]
Bakınız çökelme
-
[tıp]
Pıhtılaşması önlenmiş kanda, alyuvarların dibe çökme hızının ölçülmesiyle yapılan bir tür kan muayenesi
-
[jeoloji]
Bakınız tortulaşma
-
[isim]
Bakınız çökelme
- SANTİMANTAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca sentimental
-
[sıfat]
Duygulu, içli, hassas
- "Beni santimantal bulacaksınız."
-
[sıfat]
Duygulu, içli, hassas
- HAVALİMANI
-
-
[isim]
Uluslararası veya şehirler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticari kuruluşların bütünü; hava meydanı
-
Bu altyapının yerleştirilmesini, işletilmesini ve geliştirilmesini sağlayan kuruluş
-
[isim]
Uluslararası veya şehirler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticari kuruluşların bütünü; hava meydanı
- İMANSIZLIK
-
-
[isim]
Bakınız inançsızlık
- "İmansızlığın sonu budur, efendi. Acımana şaşıyorum. Allah ona ahirette yatacak yer verecek mi sanıyorsun?"
-
[isim]
Bakınız inançsızlık
- LİMANLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Gemi vb. bir limana girip orada kalmak
- "Batıdan gelen bu kıyı hattı boyunca tüm Türk vapurları ve yelkenlileri limanlamak için İnebolu’nun, Sinop’un antik taşlarıyla yapılmış bu limanına girmek zorundalar."
-
[mecaz]
Yatışmak, sakinleşmek
-
[nesnesiz]
Gemi vb. bir limana girip orada kalmak
- İMANLILIK
-
-
[isim]
İmanlı olma durumu
-
[isim]
İmanlı olma durumu
- LİMANLAMA
-
-
[isim]
Limanlamak işi veya durumu
-
[isim]
Limanlamak işi veya durumu
- İMANSIZCA
-
-
[zarf]
İmansız bir biçimde
-
[zarf]
İmansız bir biçimde
- KOMPLİMAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca compliment
-
[isim]
Gönül okşayıcı, hoşa giden söz
- "İltifatlar, komplimanlar ortasında kendimi kaybetmemeye güç muvaffak oldum."
-
[mecaz]
Bakınız koltuklama
- "Bütün bu zırvaları kompliman diye söylemiyorsun da, ne diye yumurtluyorsun öyleyse?"
-
[isim]
Gönül okşayıcı, hoşa giden söz
- İMANLICA
-
-
[zarf]
İmanlı bir biçimde
-
[zarf]
İmanlı bir biçimde
- ZALİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓālim + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız acımasızca
- "Fakat bunların hepsini veya çoğunu yaptırmak için bir ihtiyar kalbine teklif edilen bu fazla azabı çok insafsızca, zalimane buluyordu."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız acımasızca
- HAKİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥakīm + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bilgece
- "Bundan dolayı hem vakit kazanılmak hem bu gibi kötü niyetlerine meydan verilmemek için onun hakimane bir cevapla ümide düşürülmesi lazımdı."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bilgece
- SÜTLİMAN
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[sıfat]
Durgun, sakin olan
-
[mecaz]
Gürültüsüz, olaysız
- "Hiçbir önemli olay olmamıştı o günlerde; her şey kontrol altındaydı, her şey sütliman görünüyordu görünebildiği kadarıyla."
-
[sıfat]
Durgun, sakin olan
- LİMANLIK
-
-
[sıfat]
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer)
-
Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava)
- "… Kâğıthane civarına hava limanlık olursa on akçeye, deniz yavuz olursa on beş akçeye gidilirdi."
-
[sıfat]
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer)
- ALİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿālim + Farsça -āne
-
[sıfat]
Âlime yakışan
- "Kitaplarının çoğu edebiyat tarihine girmiş olan âlimane eserlerdir."
-
[zarf]
Âlime yakışır bir biçimde
- "Efendim, arkadaşımız beyefendi, şüphesiz vâkıfane ve âlimane buyuruyorlar, istifade ediyoruz."
-
[sıfat]
Âlime yakışan
- İMANSIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız inançsız
-
[mecaz]
İnsafsız, acımasız
-
[sıfat]
Bakınız inançsız
- İMANİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça īmāniyye
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız inancılık
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız inancılık
- İMANLI
-
-
[sıfat]
İmanı olan, iman etmiş olan; itikatlı, mümin
-
[mecaz]
İnsaflı, vicdanlı olan
-
[sıfat]
İmanı olan, iman etmiş olan; itikatlı, mümin