İçinde im olan 6 harfli 110 kelime var. İçerisinde İM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında im olan kelimeler listesine ya da sonu im ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İm Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İM, Mİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SANTİM
-
Kelime Kökeni: Fransızca centime
-
[isim]
Bazı ülkelerde kullanılan para biriminin yüzde birine eşit olan küçük para birimi
- "Biçare polis bilmiyordu ki karşısındaki adamın cebinde santim bile yoktu."
-
[matematik]
Bakınız santimetre
- "Boyu kendisinden en aşağı kırk santim küçük olan bu çocuğu bir türlü beğenmiyordu."
-
[isim]
Bazı ülkelerde kullanılan para biriminin yüzde birine eşit olan küçük para birimi
- NEODİM
-
Kelime Kökeni: Fransızca néodyme
-
[isim, kimya]
Atom numarası 60, atom ağırlığı 144,3, yoğunluğu 6,96 olan, seryumdan daha sert bir element (simgesi Nd)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 60, atom ağırlığı 144,3, yoğunluğu 6,96 olan, seryumdan daha sert bir element (simgesi Nd)
- BELKİM
-
-
[zarf]
Bakınız belki
-
[zarf]
Bakınız belki
- ÇİMDİK
-
-
[isim]
Bir kimsenin etini başparmak ve işaret parmağının ucu arasına kıstırarak can yakacak şekilde burma, sıkma
- "Çocuklar durmadan konuşuyorlar, birbirlerini dürtüyorlar, gülüyorlar, kalemtıraş kavgası yapıyorlar. Sağa sola, öne arkaya, yarım omuz ucu, dirsek, çimdik..."
-
[sıfat]
Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktarda olan
- "… bir su bardağı organik ince bulgur, bir çay bardağı irmik, bir çay bardağı kepekli un, bir çimdik tuz…"
-
[mecaz]
Gönül kıracak söz
- "Her röportajı bir yeni muziplik, bir yeni çimdik içerirdi."
-
[ağızlardan]
Bakınız Tatar böreği
-
[isim]
Bir kimsenin etini başparmak ve işaret parmağının ucu arasına kıstırarak can yakacak şekilde burma, sıkma
- TAKSİM
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳsīm
-
[isim]
Bakınız paylaştırma
- "Bu antlaşmalar, Osmanlı Devleti'nin taksimini öngörüyordu."
-
[eskimiş, matematik]
Bakınız bölü
-
[müzik]
Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçlama yöntemiyle çaldığı müzik
-
[isim]
Bakınız paylaştırma
- ÇİMMEK
-
-
[nesnesiz]
Suya dalıp çıkmak
-
[ağızlardan]
Bakınız yıkanmak
- "Arıkta çimdim de geldim diye fısıldadı."
-
Bakınız yüzmek (I)
-
[nesnesiz]
Suya dalıp çıkmak
- İTİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtimād
-
[isim]
Bakınız güven
- "Kendisine olan itimat ve sevgimiz berkemaldir."
-
[isim]
Bakınız güven
- DİMDİK
-
-
[sıfat]
Çok dik; mum direk
-
Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen
-
[zarf]
Çok dik bir biçimde
-
[zarf]
Bakınız dosdoğru
- "Çevik adımlarla dimdik yürüyen, uzun boylu, yakışıklı, varlıklı bir adam."
-
[zarf]
Kaskatı, çok sertleşmiş olarak
-
[zarf]
Dikkatli, ısrarlı bir biçimde
- "Gerçeği yakalamak umuduyla dimdik bakıyorum gözlerinin içine."
-
[mecaz]
Dikkatli, ısrarlı (bakış)
-
[sıfat]
Çok dik; mum direk
- ÇİMÇİM
-
-
[isim]
Ege Bölgesi’ne özgü, haşlanarak, kızartılarak, sotelenerek yenebilen, lezzetli, aynı zamanda levrek, karagöz, lagos vb. balıkların avlanmasında cansız yem olarak kullanılan küçük karides
- "Tekneye paragadi sepeti, misinalar, oltalar, çimçim, mürekkep balığı gibi yemlikler, su ve yiyecekler alındı."
-
[isim]
Ege Bölgesi’ne özgü, haşlanarak, kızartılarak, sotelenerek yenebilen, lezzetli, aynı zamanda levrek, karagöz, lagos vb. balıkların avlanmasında cansız yem olarak kullanılan küçük karides
- ALŞİMİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca alchimie
-
[isim]
Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı; simya
- "Alşimi birtakım metallerin bulunmasına yol açtığı için kimyanın gelişmesine katkıda bulunmuştur."
-
[isim]
Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı; simya
- İMALAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿmālāt
-
[isim, ticaret]
Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal
-
İşlenerek yapılan üretim
- "Bu paketler satılsın, imalata ondan sonra devam edilecekti."
-
[isim, ticaret]
Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal
- DEVRİM
-
- SANKİM
-
-
[zarf]
Bakınız sanki
-
[zarf]
Bakınız sanki
- KARAİM
-
Kelime Kökeni: İbranice
-
[isim]
Bakınız Karay
-
[isim]
Bakınız Karay
- HATİME
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫātime
- MİMOZA
-
Kelime Kökeni: Fransızca mimosa
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi; gümüşi akasya (Mimosa)
- "Fakat Emma, uzakta ilk mimozaların arasında tropikal bir lacivertlikle uzanan denize dalmıştı."
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi; gümüşi akasya (Mimosa)
- TİMBAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca timbale
-
[isim, müzik]
Üstü deri ile kaplı, bakırdan yapılan, küre biçiminde bir davul türü
-
[isim, müzik]
Üstü deri ile kaplı, bakırdan yapılan, küre biçiminde bir davul türü
- MÜSLİM
-
Kelime Kökeni: Arapça muslim
-
[isim, din bilimi]
Bakınız Müslüman
-
[isim, din bilimi]
Bakınız Müslüman
- LİMONİ
-
Kelime Kökeni: Farsça līmūn + -î
-
[isim]
Bakınız limon rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[sıfat, mecaz]
Bozulmuş veya bozulmaya yüz tutmuş olan (dostluk ilişkisi); mayhoş
- "Evdeki limoni hava sadece ana babayı üzmüyor; salondaki, odalardaki, mutfaktaki ve hatta tuvaletteki bütün dengeleri bozuyordu."
-
[sıfat, mecaz]
Alıngan, beklenmeyen bir zamanda öfkelenen
- "Anasını alacak değilim ama bilirim, çok şişman kadınların huyları biraz limoni olur."
-
[isim]
Bakınız limon rengi
- KELİME
-
Kelime Kökeni: Arapça kelime
-
[isim]
Bir veya birkaç heceden oluşan, anlamlı ses birliği; söz, sözcük, lügat
- "Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır."
-
[isim]
Bir veya birkaç heceden oluşan, anlamlı ses birliği; söz, sözcük, lügat