İçinde im olan 5 harfli 133 kelime var. İçerisinde İM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında im olan kelimeler listesine ya da sonu im ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İm Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İM, Mİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİRİM
-
-
"beyim, aziz dostum, arkadaşım" anlamlarında bir seslenme sözü
-
"beyim, aziz dostum, arkadaşım" anlamlarında bir seslenme sözü
- SEHİM
-
Kelime Kökeni: Arapça sehm
-
[isim, eskimiş]
Hisse bedeli
-
Bakınız pay
-
[mimarlık]
Yüksek çelik binaların tepesinin sürekli olarak sağa sola yaylanması
-
[isim, eskimiş]
Hisse bedeli
- KİMYA
-
Kelime Kökeni: Arapça kīmyāʾ
-
[isim]
Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim
-
[mecaz]
Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey
- "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır."
-
[mecaz]
Bakınız uyum
-
[isim]
Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim
- TAMİM
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿmīm
-
[isim]
Bakınız genelge
- "Askerî tamimlerin, nizamların, kanunların, tefsirlerin, göreneklerin çeşidi, vergi kâtibinin hafızasına yerleşti."
-
[eskimiş, felsefe]
Bakınız genelleştirme
-
[eskimiş, mantık]
Bakınız genelleme
-
[isim]
Bakınız genelge
- GİDİM
-
-
[isim]
Gitmek işi
- "Mutluluk, gelimi gidimi tez bir konuktur; acı ise, gittiği yere postu seren yüzsüzün teki..."
-
[isim]
Gitmek işi
- TAKİM
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿḳīm
-
[isim, eskimiş]
Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma
-
Mikrobundan arıtma
-
[isim, eskimiş]
Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma
- ŞİMDİ
-
-
[zarf]
Şu anda, içinde bulunulan zamanda; imdi
- "Şimdi daha bahtiyar bir haberi sevgili bir sesten bizzat duymaya imkân buluyoruz."
-
Az sonra, yakında
- "Ben arabayı garaja bırakıp şimdi döneceğim."
-
Az önce, biraz önce, demin
- "Otobüs şimdi geçti, öbürü ne zaman gelir bilmem."
-
Artık, bundan böyle, bu duruma göre
- "Sizden kaçan hayvanı da şimdi kim bilir hangi semtte satacaklar?"
-
[zarf]
Şu anda, içinde bulunulan zamanda; imdi
- KİMSE
-
-
[zamir]
Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi
- "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."
-
[zamir]
Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi
- KERİM
-
Kelime Kökeni: Arapça kerīm
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız soylu
-
Eli açık, cömert
-
[din bilimi]
Allah'ın adlarından biri
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız soylu
- ALAİM
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿalā'im
-
[isim]
Belirtiler, alametler
- "Buse kadar çirkin bir şey tasavvur edemem, diyordu, o da sadizm alaiminden bir şey, müthiş bir hatıra!"
-
[isim]
Belirtiler, alametler
- PİŞİM
-
-
[isim]
Pişmek işi
-
[sıfat]
Bakınız pişirim
-
[isim]
Pişmek işi
- İSTİM
-
Kelime Kökeni: İngilizce steam
-
[isim]
Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar; islim
- "Sanıyorum ki istimi fazla gelmiş kazanlar gibi hırslarından patlayacaklar."
-
[isim]
Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar; islim
- HARİM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīm
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
- ERİME
-
-
[isim]
Erimek işi
- "Dışarıda karlar erimeye başlamış."
-
[isim]
Erimek işi
- CİSİM
-
Kelime Kökeni: Arapça cism
-
[isim]
Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey
-
Bütün vücut
- "Şair, kan ile aşk arasındaki münasebeti kanının bütün damarlarını dolaşarak cismine yayıldığını zikrederek kurar."
-
[kimya, fizik]
Bakınız tanecik
-
[isim]
Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey
- MİMAR
-
Kelime Kökeni: Arapça miʿmār
-
[isim]
Yapıları belirli ölçü ve kurallara göre tasarlayan kimse
- "Binanın mimarını da bulsanız bu sualinize cevap vermez."
-
[isim]
Yapıları belirli ölçü ve kurallara göre tasarlayan kimse
- BİLİM
-
-
[isim]
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi; ilim
- "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."
-
Genelgeçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi
-
Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci
-
[isim]
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi; ilim
- GEÇİM
-
-
[isim]
Geçinmek işi; maişet
- "Geçimini dülgerlikle sağlardı."
-
Anlaşma, uyum
- "Aralarında geçim yok."
-
[isim]
Geçinmek işi; maişet
- İMROZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı bir tür koyun
-
[isim, hayvan bilimi]
Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı bir tür koyun
- YİYİM
-
-
[isim]
Yemek işi
-
[isim]
Yemek işi