İçinde ile olan 7 harfli 77 kelime var. İçerisinde İLE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ile olan kelimeler listesine ya da sonu ile ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İle Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E L İ
3 Harfli Kelimeler
İLE
2 Harfli Kelimeler
EL, İL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİLEZİK
-
-
[isim]
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka
- "Küpelerini, yüzüğünü, bileziklerini satsa taksi parasını denkleştirebilir miydi acaba?"
-
İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça
- "Sonra ayağını yandaki su borusunun bileziğine koydu."
-
Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka
-
Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç
-
[argo]
Bakınız kelepçe
-
[isim]
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka
- DİLEMMA
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim, eskimiş, mantık]
Bakınız ikilem
-
[isim, eskimiş, mantık]
Bakınız ikilem
- İLENMEK
-
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek; beddua etmek, kargımak, kargışlamak, intizar etmek
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek; beddua etmek, kargımak, kargışlamak, intizar etmek
- ÇİLESİZ
-
-
[sıfat]
Çilesi olmayan, sıkıntısı olmayan
- "Çocukluğumun tragedyasız ve çilesiz altın günlerini anımsadım."
-
[sıfat]
Çilesi olmayan, sıkıntısı olmayan
- BİLEYİŞ
-
-
[isim]
Bilemek işi; bileyleyiş
-
[isim]
Bilemek işi; bileyleyiş
- NARGİLE
-
Kelime Kökeni: Farsça nārgile
-
[isim]
Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç
- "Köprü üstündeki gazinolardan birine gidip bir nargile tellendirmek istedim."
-
[isim]
Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç
- FAZİLET
-
Kelime Kökeni: Arapça fażīlet
-
[isim]
Bakınız erdem
- "Onun iyiliğini, faziletini, şan ve şerefini görmek benim saadetimdir."
-
[isim]
Bakınız erdem
- GERİLEK
-
-
[sıfat]
Kendi üstüne geri dönen veya döner görünen
-
[sıfat]
Kendi üstüne geri dönen veya döner görünen
- BİLEŞİK
-
-
[sıfat]
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan; mürekkep (I)
-
[kimya]
Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde); mürekkep (I)
- "Su, bileşik bir maddedir."
-
[isim]
Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası
-
[sıfat]
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan; mürekkep (I)
- BİLEŞME
-
-
[isim]
Bileşmek işi; terekküp
-
[isim]
Bileşmek işi; terekküp
- BİLEŞİM
-
-
[isim]
Bileşmek işi
- "Mustafa Kemal Dil Kurumunu, Tarih Kurumunu ulusal bir bileşim yaratılsın, ulusal bir bilinç doğsun diye kurmuş."
-
[kimya]
İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma; terkip
- "Suyun bileşiminde hidrojenle oksijen vardır."
-
[kimya]
Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı
-
[kimya]
Bileşme sonucu oluşan cisim
-
[isim]
Bileşmek işi
- BİLEREK
-
-
[zarf]
Yaptığı işin doğuracağı sonuçların farkında olarak; bile bile, kasten
-
[hukuk]
Önceden zihinde tasarlayarak, bilinçli olarak, isteyerek; bile bile, bililtizam, kasten, taammüden
-
[zarf]
Yaptığı işin doğuracağı sonuçların farkında olarak; bile bile, kasten
- BİLECEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Her şeyi bilen, her şeyden anlayan
-
Bakınız ukala
-
[sıfat, ağızlardan]
Her şeyi bilen, her şeyden anlayan
- YEDİLER
-
-
[isim, din bilimi]
Yedi kişilik evliya topluluğu
-
[isim, din bilimi]
Yedi kişilik evliya topluluğu
- İLETKEN
-
-
[sıfat, fizik]
Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde); nâkil, yalıtkan karşıtı
-
Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey)
-
[sıfat, fizik]
Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde); nâkil, yalıtkan karşıtı
- BİLETLİ
-
-
[sıfat]
Bileti olan
-
Bilet kullanılan
-
[sıfat]
Bileti olan
- EFİLEME
-
-
[isim]
Efilemek işi
-
[isim]
Efilemek işi
- PİLESİZ
-
-
[sıfat]
Pilesi olmayan; plisiz
-
[sıfat]
Pilesi olmayan; plisiz
- İLENÇLİ
-
-
[sıfat]
İçinde beddua barındıran
- "İlençli bir konuşma yaptı."
-
İlence uğramış; kargışlı
- "Kendi iç yalnızlığına geri dönen, ilençli bir şair gibidir."
-
[sıfat]
İçinde beddua barındıran
- BİLETÇİ
-
-
[isim]
Bilet satan görevli
- "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti."
-
[isim]
Bilet satan görevli