İçinde ih olan 7 harfli 65 kelime var. İçerisinde İH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ih olan kelimeler listesine ya da Sonu ih ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TERAVİH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz, teravih namazı
- "Bu ramazan gecesi, teravih kılınırken, çarşıdan geçtik." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz, teravih namazı
- İNTİHAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi
- "O anda ölmek, intihar etmek istiyordum." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Hayatını tehlikeye düşürecek aşırı davranış veya iş
-
[isim]
Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi
- FİHRİST
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İçindekiler
-
Alfabetik sıralamalar için kullanılan, kenarında bütün harflerin yer aldığı not defteri
-
Katalog
-
[isim]
İçindekiler
- İŞTİHAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ün salma, tanınma
-
[isim]
Ün salma, tanınma
- İTTİHAZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sayma, tutma
- "Sözünüzü senet ittihaz ediyorum."
-
Alma
- "Tedbir ittihaz etmek."
-
[isim]
Sayma, tutma
- SİHİRLİ
-
-
[sıfat]
Büyülü, afsunlu, füsunkâr
- "Bu sihirli şarapla para, Garden Bar'da, Tanrı'nın gecesi su gibi akardı." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[sıfat]
Büyülü, afsunlu, füsunkâr
- İHTİLAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Karmaşıklık
-
Karşılaşıp görüşme
-
[isim]
Karmaşıklık
- İLTİHAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Katılma
- "Ricat yolu üstünde bıraktığımız nöbetçiler birer birer müfrezeye iltihak etti." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Katılma
- İHTİLAÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çırpınma
- "Bütün zehirlenen köpeklerde görülen ihtilaçlarla kıvranmaya, çırpınmaya başlamıştı." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Çırpınma
- İHRACAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir ülkenin ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satması, dış satım
- "İhracatın artmayışına üzülüyorsunuz, durmayın üzerinde..." (Çetin Altan)
-
[isim]
Bir ülkenin ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satması, dış satım
- EMRİHAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ölüm
- "Bir emrihak vaki olduğu zaman yerimize oğullarımız geçecek." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
-
[isim]
Ölüm
- MİHRACE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Hindistan'da racadan daha büyük hükümdarlara verilen unvan
-
[isim]
Hindistan'da racadan daha büyük hükümdarlara verilen unvan
- BİHABER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Habersiz, bilgisiz
- "Kimisi maişet derdine düşmüş / Rahattan bihaber." (Cahit Sıtkı Tarancı)
-
[sıfat]
Habersiz, bilgisiz
- İRTİHAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ölüm
-
[isim]
Ölüm
- NASİHAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Öğüt
- "Nasihatleri sonuna kadar dinler ve bitince hiç sesini çıkarmaz." (Memduh Şevket Esendal)
- "Dinle sana bir nasihat edeyim / Hatırdan gönülden geçici olma." (Karacaoğlan)
- "Ayrılırlarken anası, Ayşe'ye son bir nasihat verdi." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Öğüt
- İHTİYAÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gereksinim
- "Oyun, çocuklar için bir ihtiyaçtır."
- "Benim kendi hesabıma radyoya hiç ihtiyacım olmadı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Güçlü istek
- "Şefkatten ölecek derecede hisli, içli bir hâlde bağrıma basmak ihtiyacında idim." (Refik Halit Karay)
-
Yoksulluk, yokluk
- "İhtiyaç adamcağızın belini büktü."
-
[isim]
Gereksinim
- TARİHÇİ
-
-
[isim]
Tarihsel konular üzerinde araştırmalar yapan, tarih kitapları yazan kimse, müverrih
-
Tarih öğretmeni
-
[isim]
Tarihsel konular üzerinde araştırmalar yapan, tarih kitapları yazan kimse, müverrih
- İHATALI
-
-
[sıfat]
Alanı geniş
-
Kavrayışlı, anlayışlı
-
[sıfat]
Alanı geniş
- İHRAÇÇI
-
-
[isim]
İhracatçı
-
Hisse senedi, tahvil vb. kıymetli kâğıtları dış piyasaya satmaya yetkili kuruluş
-
[isim]
İhracatçı
- ZİHAYAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
Canlı, neşeli, dinç
- "Fakat ben, bilakis o kadar zihayat, o kadar zinde ve faal idim ki..." (Ömer Seyfettin)
-
Canlı, neşeli, dinç