İçinde haz olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde HAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında haz olan kelimeler listesine ya da sonu haz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Haz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H Z

3 Harfli Kelimeler

HAZ

2 Harfli Kelimeler

AH, AZ, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEHAZ

Kelime Kökeni: Arapça meʾḫaẕ

  1. [isim, eskimiş] Bir eser yazılırken başvurulan kaynak
CİHAZ

Kelime Kökeni: Arapça cihāz

  1. [isim] Bakınız aygıt
    • "Sana dün sorduğun cihaz konusunda bilgi verecektim." (Çağrı Karlıdağ)
  2. Bakınız çeyiz
    • "Gelinin cihazı 130 deveye yüklü idi; on iki sandık içinde bulunan hazinesi, atlas, diba ve ipekli elbiseleri de 74 katır taşıyordu." (Osman Turan)
HAZCI

  1. [sıfat, felsefe, ekonomi] Hazcılığı benimseyen ve savunan; hedonist
HAZIK

Kelime Kökeni: Arapça ḥāẕiḳ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız usta
    • "Şimdi eskisi gibi mi, İstanbul'da hazık hekimden geçilmiyor." (Attilâ İlhan)
ABHAZ

  1. [isim] Bakınız Abaza
HAZIM

Kelime Kökeni: Arapça hażm

  1. [isim, biyoloji] Bakınız sindirim
  2. [mecaz] Benimseme, kabul etme
HAZIR

Kelime Kökeni: Arapça ḥāżir

  1. [sıfat] Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan; anık (I), amade, müheyya
    • "Her şey emre müheyya, hazır bir vaziyette bekliyor." (Esat Mahmut Karakurt)
  2. Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş
    • "Yemek hazır, buyurun."
  3. Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı
    • "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."
  4. [zarf] Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak
    • "İçindeki her şeyle birlikte dünyayı fethetmeye artık kendilerini hazır hissediyorlardı." (İhsan Oktay Anar)
  5. [zarf] Fırsattan yararlanarak
    • "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım." (Reşat Nuri Güntekin)
HAZAR

  1. [isim] VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
HAZAN

Kelime Kökeni: Farsça ḫazān

  1. [isim] Bakınız sonbahar
    • "Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda." (Mehmet Akif Ersoy)
HAZNE

Kelime Kökeni: Arapça ḫazīne

  1. [isim] Bakınız hazine
  2. Bakınız depo
    • "Altında ve üstünde cıva dolu iki hazne vardı." (İhsan Oktay Anar)
  3. [eskimiş] Bakınız döl yatağı
HAZİN

Kelime Kökeni: Arapça ḥazīn

  1. [sıfat] Bakınız hüzünlü
    • "Her şey dayanılmayacak kadar hazindi." (Attilâ İlhan)
HAZRO

  1. [isim] Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü