İçinde haz olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde HAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında haz olan kelimeler listesine ya da sonu haz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Haz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAZ
2 Harfli Kelimeler
AH, AZ, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MEHAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça meʾḫaẕ
-
[isim, eskimiş]
Bir eser yazılırken başvurulan kaynak
-
[isim, eskimiş]
Bir eser yazılırken başvurulan kaynak
- CİHAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça cihāz
- HAZCI
-
-
[sıfat, felsefe, ekonomi]
Hazcılığı benimseyen ve savunan; hedonist
-
[sıfat, felsefe, ekonomi]
Hazcılığı benimseyen ve savunan; hedonist
- HAZIK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥāẕiḳ
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız usta
- "Şimdi eskisi gibi mi, İstanbul'da hazık hekimden geçilmiyor."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız usta
- ABHAZ
-
-
[isim]
Bakınız Abaza
-
[isim]
Bakınız Abaza
- HAZIM
-
Kelime Kökeni: Arapça hażm
-
[isim, biyoloji]
Bakınız sindirim
-
[mecaz]
Benimseme, kabul etme
-
[isim, biyoloji]
Bakınız sindirim
- HAZIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥāżir
-
[sıfat]
Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan; anık (I), amade, müheyya
- "Her şey emre müheyya, hazır bir vaziyette bekliyor."
-
Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş
- "Yemek hazır, buyurun."
-
Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı
- "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."
-
[zarf]
Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak
- "İçindeki her şeyle birlikte dünyayı fethetmeye artık kendilerini hazır hissediyorlardı."
-
[zarf]
Fırsattan yararlanarak
- "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."
-
[sıfat]
Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan; anık (I), amade, müheyya
- HAZAR
-
-
[isim]
VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
-
[isim]
VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
- HAZAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫazān
-
[isim]
Bakınız sonbahar
- "Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda."
-
[isim]
Bakınız sonbahar
- HAZNE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫazīne
-
[isim]
Bakınız hazine
-
Bakınız depo
- "Altında ve üstünde cıva dolu iki hazne vardı."
-
[eskimiş]
Bakınız döl yatağı
-
[isim]
Bakınız hazine
- HAZİN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥazīn
-
[sıfat]
Bakınız hüzünlü
- "Her şey dayanılmayacak kadar hazindi."
-
[sıfat]
Bakınız hüzünlü
- HAZRO
-
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri