İçinde hak olan 8 harfli 24 kelime var. İçerisinde HAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hak olan kelimeler listesine ya da sonu hak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Hak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAK, KAH
2 Harfli Kelimeler
AH, AK, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAKLAŞMA
-
-
[isim]
Haklaşmak biçimi veya durumu
-
[isim]
Haklaşmak biçimi veya durumu
- BİHAKKIN
-
Kelime Kökeni: Arapça biḥaḳḳin
-
[zarf, eskimiş]
Hakkıyla, hakkını vererek
- "İşinin ehlidir, bihakkın çalışıyor."
-
[zarf, eskimiş]
Hakkıyla, hakkını vererek
- TAHAKKÜM
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥakkum
-
[isim]
Baskı yaparak hükmetme, zorbalıkla hüküm sürme
- "… ataerkillik, bütün bir sosyal düzenin veya aile dışında bir kurumun yapılanmasını anlatan bir tahakküm tarzıdır."
-
[isim]
Baskı yaparak hükmetme, zorbalıkla hüküm sürme
- HAKİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥakīm + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bilgece
- "Bundan dolayı hem vakit kazanılmak hem bu gibi kötü niyetlerine meydan verilmemek için onun hakimane bir cevapla ümide düşürülmesi lazımdı."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bilgece
- HAKANLIK
-
-
[isim]
Hakan olma durumu
- "Eski Türk hukukundan gelen hakanlık sistemi, devletin yüksek çıkarlarını kollayarak yasama yetkisini padişaha bırakıyordu."
-
Hakanın egemenliğindeki ülke
- "Hazar tarihinin gerçek hakanlık devresi 630’dan itibaren başlamaktadır."
-
Hakanın yönetimi
-
[isim]
Hakan olma durumu
- HAKSIZCA
-
-
[sıfat]
Hakka, adalete uymayan
- "Haksızca bir suçlama."
-
[zarf]
Hakka, adalete uymayan biçimde; haksızcasına
- "Yanlış yere, haksızca kabaran öfkeleri yatışmıştı."
-
[sıfat]
Hakka, adalete uymayan
- HAKSEVER
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳḳ + Türkçe sever
-
[sıfat]
Doğru bildiği şeyden ayrılmayan (kimse); hakperest
-
[sıfat]
Doğru bildiği şeyden ayrılmayan (kimse); hakperest
- MUHAKKİK
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥaḳḳiḳ
-
[sıfat]
Gerçeği araştıran
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soruşturmacı
-
[sıfat]
Gerçeği araştıran
- MUHAKKAK
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥaḳḳaḳ
-
[sıfat]
Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş
- "Yalnız muhakkak olan bir şey varsa o da Orhan'ın bana fena hâlde âşık olduğudur."
-
[zarf]
Bakınız kesinlikle
- "Bahçenin havasında söylenen hayatın türküsü, o şen veya hazin türkü ömrü muhakkak arttırır, dinleyen varsa şayet."
-
[sıfat]
Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş
- HAKKIYLA
-
-
[zarf]
Gereği gibi; iyice
- "Eserin tekniği, sanatını hakkıyla bilen bir şair tarafından yazıldığını belirtmektedir."
-
Hak ederek
-
[zarf]
Gereği gibi; iyice
- HAKEMLİK
-
-
[isim]
Hakemin görevi; yargıcılık
- "Bir çayırlıkta futbol oynayan çocuklara hakemlik yaptım."
-
Hakem olma durumu
- "Hakemlik, esas olarak tarafların kendi arzularıyla seçtikleri barışçı bir çözüm yoludur."
-
[isim]
Hakemin görevi; yargıcılık
- HAKŞİNAS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳḳ + Farsça -şinās
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız haktanır
- "Türkiye’nin bu uzlaşıcı tutumu, halkın hakiki isteklerine uygun hakşinas bir hâl çaresi bulması imkânını Konseye vermektedir."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız haktanır
- HAKKINDA
-
-
[edat]
İlgili olarak; üzerine, için
- "Her iki eserde de bu suallerin cevapları hakkında uzun uzun tafsilat verilmektedir."
-
[edat]
İlgili olarak; üzerine, için
- HAKTANIR
-
-
[sıfat]
Herkesin hakkını gözeten (kimse); hakşinas
-
[sıfat]
Herkesin hakkını gözeten (kimse); hakşinas
- MUHAKEME
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥākeme
- MÜLHAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mulḥaḳāt
-
[isim, eskimiş]
Bir bütüne katılanlar, ekler
-
Bir merkeze bağlı olan yerler
- "Ankara'nın mülhakatı."
-
[isim, eskimiş]
Bir bütüne katılanlar, ekler
- HAKKETME
-
-
[isim]
Bakınız kakma
-
[isim]
Bakınız kakma
- HAKİMEVİ
-
-
[isim]
Hâkimlik hizmetinde bulunanların dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina
-
[isim]
Hâkimlik hizmetinde bulunanların dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina
- HAKİMLİK
-
- HAKLILIK
-
-
[isim]
Haklı olma durumu
- "Çarçabuk ve büsbütün inanmak istiyorum aklımın haklılığına."
-
[isim]
Haklı olma durumu