İçinde had olan 38 kelime var. İçerisinde HAD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında had olan kelimeler listesine ya da sonu had ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

HADIMLAŞTIRMAK, KELİMEİŞEHADET

13 Harfli Kelimeler

HADEMEİHAYRAT, HADIMLAŞTIRMA

12 Harfli Kelimeler

HADDİZATINDA

11 Harfli Kelimeler

HADDELENMEK, HADDİKİFAYE, HADİSİŞERİF, ŞEHADETNAME

10 Harfli Kelimeler

BAHADIRLIK, ÇUHADARLIK, HADDECİLİK, HADDELEMEK, HADDELENME

9 Harfli Kelimeler

HADDEHANE, HADDELEME, HADEMELİK, HADİSESİZ, HADSİZLİK

8 Harfli Kelimeler

HADIMLIK, HADİSELİ, HADİSENE, MUHADDEP, MUHADDİS

7 Harfli Kelimeler

BAHADIR, ÇUHADAR, HADDECİ, HADİSAT, ŞEHADET

6 Harfli Kelimeler

HADEME, HADİSE, HADSİZ

5 Harfli Kelimeler

HADDE, HADIM, HADİM, HADİS

4 Harfli Kelimeler

HADİ

3 Harfli Kelimeler

HAD

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Had Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A D H

3 Harfli Kelimeler

DAH, HAD

2 Harfli Kelimeler

AD, AH, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KELİMEİŞEHADET

Kelime Kökeni: Arapça kelime + şehādet

  1. [isim, din bilimi] İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz
HADIMLAŞTIRMAK

  1. [-i] Eneyerek kısırlaştırmak
  2. [mecaz] Önemini azaltmak, değersizleştirmek
HADIMLAŞTIRMA

  1. [isim] Hadımlaştırmak işi
HADEMEİHAYRAT

Kelime Kökeni: Arapça ḫademe + ḫayrāt

  1. [isim, eskimiş] Camilerde gönüllü çalışan, getirgötür işlerini yapan kimse
    • "Cemaat azlığı ve imam, müezzin ve hademeihayrat yokluğundan kapalıdır." (Zeki Çelikkol)
HADDİZATINDA

  1. [zarf] Bakınız aslında
    • "Haddizatında bir kırpıntı bohçasını andıran kabinesine plancı, reformcu hükûmet adını takmıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
HADDELENMEK

  1. [nesnesiz] Haddeleme işi yapılmak
    • "Demir, kireç içinde biraz dinlendikten sonra, civata yapımı için kaliteli duruma getirilmek üzere soğuk haddeleme makinesinde civata ebatlarına göre haddelenir." (Fevzi Sürmeli)
HADDİKİFAYE

Kelime Kökeni: Arapça ḥadd + kifāye

  1. [isim, eskimiş] Yeterli olma
    • "İşte memurlarımızın, alelhusus küçük memurlarımızın maaşı bu tenzilat icra edildikten sonra fevkalade tenezzül ediyor ve haddikifayede değildir." (TBMM tutanakları)
HADİSİŞERİF

Kelime Kökeni: Arapça ḥadįs̱ + şerįf

  1. [isim, din bilimi] Bakınız hadis
ŞEHADETNAME

Kelime Kökeni: Arapça şehādet + Farsça nāme

  1. [isim, eskimiş] Bakınız diploma
    • "Benim lise şehadetnamem -diplomam- koskoca bir kâğıttır." (Burhan Felek)
  2. Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge
    • "Aşı şehadetnamesi. İyi hâl şehadetnamesi."
HADDECİLİK

  1. [isim] Haddecinin yaptığı iş
    • "Yapabildiği tek iş demir-çelik fabrikalarında haddecilik olduğu için Gebze Çayırova’da bir demir çelik fabrikasında işe başlamış." (Nevzat Keleş)
HADDELENME

  1. [isim] Haddelenmek işi
ÇUHADARLIK

  1. [isim] Çuhadar olma durumu
BAHADIRLIK

  1. [isim] Bahadır olma durumu; baturluk
    • "Alp'ın ilk bahadırlığını işiten yurttaşlar etrafına toplandılar." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
HADDELEMEK

  1. [-i, madencilik] Madenleri haddeden geçirerek birtakım işlemler sonucu istenilen biçime getirmek
HADEMELİK

  1. [isim] Bakınız hizmetlilik
    • "İşte o deli hastanesinde senin bu İstanbullu hademelik ediyormuş." (Fatma İrfan Serhan)
HADDEHANE

Kelime Kökeni: Arapça ḥādde + Farsça ḫāne

  1. [isim] Büyük yassı levhaların eritildiği, merdanelerden geçirildiği yer
    • "Sonra Karabük’teki amcasının yanına giderek Demir-Çelik Endüstrisi haddehane kısmına işçi olarak girmiştir." (Doğan Avcıoğlu)
HADDELEME

  1. [isim] Haddelemek işi
    • "Bazı haddeleme ürünleri demir-çelik fabrikalarında üretimin bir devamı olarak gerçekleştirilmektedir." (Atila Bağrıaçık)
HADİSESİZ

  1. [sıfat] Bakınız olaysız
  2. [zarf] Olaysız bir biçimde
    • "Son senenin ilkbaharı hadisesiz geçti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
HADSİZLİK

  1. [isim] Bakınız sınırsızlık
    • "Bu suret sizin için tenezzül, benim için hadsizlik değil midir?" (Ahmet Midhat Efendi)
HADIMLIK

  1. [isim] Hadım olma durumu
    • "Hanımına bu kadar yakınlığını hadımlığına mı borçlusun?" (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [sıfat] Hadım edilecek (kimse)
    • "Jerom’un parasını yiyen bazı Araplar kara Berberî oğlanları hadımlık diye getirip kendilerine teslim ederdi burada geçmişte." (Murat Başekin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü