İçinde had olan 38 kelime var. İçerisinde HAD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında had olan kelimeler listesine ya da sonu had ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
HADIMLAŞTIRMAK, KELİMEİŞEHADET
HADEMEİHAYRAT, HADIMLAŞTIRMA
HADDİZATINDA
HADDELENMEK, HADDİKİFAYE, HADİSİŞERİF, ŞEHADETNAME
BAHADIRLIK, ÇUHADARLIK, HADDECİLİK, HADDELEMEK, HADDELENME
HADDEHANE, HADDELEME, HADEMELİK, HADİSESİZ, HADSİZLİK
HADIMLIK, HADİSELİ, HADİSENE, MUHADDEP, MUHADDİS
BAHADIR, ÇUHADAR, HADDECİ, HADİSAT, ŞEHADET
HADEME, HADİSE, HADSİZ
HADDE, HADIM, HADİM, HADİS
HADİ
HAD
Had Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
DAH, HAD
2 Harfli Kelimeler
AD, AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KELİMEİŞEHADET
-
Kelime Kökeni: Arapça kelime + şehādet
-
[isim, din bilimi]
İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz
-
[isim, din bilimi]
İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz
- HADIMLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Eneyerek kısırlaştırmak
-
[mecaz]
Önemini azaltmak, değersizleştirmek
-
[-i]
Eneyerek kısırlaştırmak
- HADIMLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Hadımlaştırmak işi
-
[isim]
Hadımlaştırmak işi
- HADEMEİHAYRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫademe + ḫayrāt
-
[isim, eskimiş]
Camilerde gönüllü çalışan, getirgötür işlerini yapan kimse
- "Cemaat azlığı ve imam, müezzin ve hademeihayrat yokluğundan kapalıdır."
-
[isim, eskimiş]
Camilerde gönüllü çalışan, getirgötür işlerini yapan kimse
- HADDİZATINDA
-
-
[zarf]
Bakınız aslında
- "Haddizatında bir kırpıntı bohçasını andıran kabinesine plancı, reformcu hükûmet adını takmıştı."
-
[zarf]
Bakınız aslında
- HADDELENMEK
-
-
[nesnesiz]
Haddeleme işi yapılmak
- "Demir, kireç içinde biraz dinlendikten sonra, civata yapımı için kaliteli duruma getirilmek üzere soğuk haddeleme makinesinde civata ebatlarına göre haddelenir."
-
[nesnesiz]
Haddeleme işi yapılmak
- HADDİKİFAYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥadd + kifāye
-
[isim, eskimiş]
Yeterli olma
- "İşte memurlarımızın, alelhusus küçük memurlarımızın maaşı bu tenzilat icra edildikten sonra fevkalade tenezzül ediyor ve haddikifayede değildir."
-
[isim, eskimiş]
Yeterli olma
- HADİSİŞERİF
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥadįs̱ + şerįf
-
[isim, din bilimi]
Bakınız hadis
-
[isim, din bilimi]
Bakınız hadis
- ŞEHADETNAME
-
Kelime Kökeni: Arapça şehādet + Farsça nāme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız diploma
- "Benim lise şehadetnamem -diplomam- koskoca bir kâğıttır."
-
Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge
- "Aşı şehadetnamesi. İyi hâl şehadetnamesi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız diploma
- HADDECİLİK
-
-
[isim]
Haddecinin yaptığı iş
- "Yapabildiği tek iş demir-çelik fabrikalarında haddecilik olduğu için Gebze Çayırova’da bir demir çelik fabrikasında işe başlamış."
-
[isim]
Haddecinin yaptığı iş
- HADDELENME
-
-
[isim]
Haddelenmek işi
-
[isim]
Haddelenmek işi
- ÇUHADARLIK
-
-
[isim]
Çuhadar olma durumu
-
[isim]
Çuhadar olma durumu
- BAHADIRLIK
-
-
[isim]
Bahadır olma durumu; baturluk
- "Alp'ın ilk bahadırlığını işiten yurttaşlar etrafına toplandılar."
-
[isim]
Bahadır olma durumu; baturluk
- HADDELEMEK
-
-
[-i, madencilik]
Madenleri haddeden geçirerek birtakım işlemler sonucu istenilen biçime getirmek
-
[-i, madencilik]
Madenleri haddeden geçirerek birtakım işlemler sonucu istenilen biçime getirmek
- HADEMELİK
-
-
[isim]
Bakınız hizmetlilik
- "İşte o deli hastanesinde senin bu İstanbullu hademelik ediyormuş."
-
[isim]
Bakınız hizmetlilik
- HADDEHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥādde + Farsça ḫāne
-
[isim]
Büyük yassı levhaların eritildiği, merdanelerden geçirildiği yer
- "Sonra Karabük’teki amcasının yanına giderek Demir-Çelik Endüstrisi haddehane kısmına işçi olarak girmiştir."
-
[isim]
Büyük yassı levhaların eritildiği, merdanelerden geçirildiği yer
- HADDELEME
-
-
[isim]
Haddelemek işi
- "Bazı haddeleme ürünleri demir-çelik fabrikalarında üretimin bir devamı olarak gerçekleştirilmektedir."
-
[isim]
Haddelemek işi
- HADİSESİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız olaysız
-
[zarf]
Olaysız bir biçimde
- "Son senenin ilkbaharı hadisesiz geçti."
-
[sıfat]
Bakınız olaysız
- HADSİZLİK
-
-
[isim]
Bakınız sınırsızlık
- "Bu suret sizin için tenezzül, benim için hadsizlik değil midir?"
-
[isim]
Bakınız sınırsızlık
- HADIMLIK
-
-
[isim]
Hadım olma durumu
- "Hanımına bu kadar yakınlığını hadımlığına mı borçlusun?"
-
[sıfat]
Hadım edilecek (kimse)
- "Jerom’un parasını yiyen bazı Araplar kara Berberî oğlanları hadımlık diye getirip kendilerine teslim ederdi burada geçmişte."
-
[isim]
Hadım olma durumu