İçinde h olan 8 harfli 901 kelime var. İçerisinde H harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında h harfi olan kelimeler listesine ya da sonu h harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HÜSRANLI

  1. [sıfat] Hüsran içinde bulunan
HAYTALIK

  1. [isim] Hayta olma durumu
    • "Eski usluluğum, eski nazlılığım yavaş yavaş sinsi bir haytalığa dönmeye başlayacaktır." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SİLAHŞOR

Kelime Kökeni: Arapça silāḥ + Farsça -şor

  1. [isim] Silah kullanmada usta olan kimse
  2. [mecaz] Bir ideolojiyi bağnaz bir biçimde savunan kimse
HASRETME

  1. [isim] Hasretmek işi
HİKMETLİ

  1. [sıfat] Hikmeti olan
BAHARİYE

Kelime Kökeni: Farsça bahār + Arapça -iyye

  1. [isim] Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside
    • "Nefi’nin IV. Murat için yazdığı ünlü bahariyesi musammat bir kasidedir." (Cem Dilçin)
HARİCİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḫāriciyye

  1. [isim, tıp] Ameliyatla tedavi edilen hastalıklar
  2. [tıp] Hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm
    • "Hariciye koğuşu."
  3. [eskimiş] Bakınız dış işleri
    • "Avrupa hariciye memurlarından başkaları için kapanmış, bilinmez ve yasak bir yerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
HOLMİYUM

Kelime Kökeni: Fransızca holmium

  1. [isim, kimya] Atom numarası 67, atom ağırlığı 164,94 olan, oksidi açık sarı renkte, tuzları portakal sarısı renginde, az bulunan bir element (sembolü Ho)
TAHVİLAT

Kelime Kökeni: Arapça taḥvīlāt

  1. [isim, eskimiş] Tahviller
    • "... paraya karşı öyle kayıtsızmış ki bir gün kendisine ‘Crédit foncier Egyptien’ tahvilatı piyangosunun yüz bin franklık büyük ikramiyesi isabet etmiş de..." (Abdülhak Şinasi Hisar)
YAHUDİCE

  1. [isim] Yahudilerin kullandığı dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
    • "Yahudice türkü."
BİRAHANE

Kelime Kökeni: İtalyanca birra + Farsça ḫāne

  1. [isim] Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer
    • "Dün akşam Reha Bey bana oturduğumuz birahanede muharrir Ahmet Rasim Bey'i de tanıttı." (Osman Cemal Kaygılı)
HASBİHAL

Kelime Kökeni: Arapça ḥasb + ḥāl

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sohbet
    • "Dayıyla yeğen arasında o uzun, o bitmez tükenmez hasbihâllerin mevzusu neydi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
MUHALLİK

  1. [isim] Muhal olma durumu
MUHTERİZ

Kelime Kökeni: Arapça muḥteriz

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız çekingen
DAHLETME

  1. [isim] Dahletmek işi
HEMZEMİN

Kelime Kökeni: Farsça hemzemīn

  1. [sıfat] Aynı düzeyde olan
HUNHARCA

  1. [zarf] Hunhara yakışır bir biçimde; hunharcasına
MUHTEKİR

Kelime Kökeni: Arapça muḥtekir

  1. [sıfat, eskimiş, ticaret] Bakınız vurguncu
PAHLAMAK

  1. [-i] Bir parçanın keskin kenarını keserek pah durumuna getirmek, keskinliğini gidermek
MÜNHASIR

Kelime Kökeni: Arapça munḥaṣir

  1. [sıfat] Bakınız mahsus (I)
    • "Onu yalnız ince hastalığa münhasır zanneder, başka hastalıklara aldırmadığı hâlde, veremliden son derece çekinirdi." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bakınız sınırlı
    • "Harp yalnız Avrupa'ya münhasır kalmadı."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü