İçinde gün olan 6 harfli 14 kelime var. İçerisinde GÜN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gün olan kelimeler listesine ya da sonu gün ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Gün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

G N Ü

3 Harfli Kelimeler

GÜN

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜRGÜN

  1. [isim] Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
    • "Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete utandırıcı bir gönül yarası karışmalıdır." (Refik Halit Karay)
  2. Sürülme işi; nefiy
    • "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Bir kimsenin sürüldüğü yer
    • "Sürgünlerde çile dolduruyordu en güzel yaşında." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Bakınız filiz (I)
  5. Bakınız ishal
GÜNDEM

  1. [isim] Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
  2. Yaşanan günlük olaylar
GÜNDÜZ

  1. [isim] Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
    • "Tan yeri ağarmış, gündüz olmaya başlamıştı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [zarf] Günün sabahtan akşama kadar süren bölümünde
    • "Ankara'da gündüz tedrisat yapan bu fakülteye devam edebilmek için bir iş aradım." (Nâzım Hikmet)
GÜNDEŞ

  1. [sıfat] Aynı günde olan
  2. Bakınız çağdaş
    • "Avusturya edebiyatının en güçlü gündeş yazarlarından biri olan I. Bachmann..." (Selim İleri)
  3. Bakınız güncel
    • "Oğuz Atay'ın her cümlesi özel, dahası gündeş anlamlar taşıyan hikâyesine sığınmıştım." (Selim İleri)
GÜNCEK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız şemsiye
GÜNCEL

  1. [sıfat] Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.); gündeş, aktüel
    • "Güncel olaylar, yorumlarla şaşılacak bir özdeşlik, bir uyum gösterir." (Necati Cumalı)
GÜNÖTE

  1. [isim, gök bilimi] Yer yörüngesinin Güneş'e en uzak bulunduğu nokta; evç
    • "Yer, temmuzun başlangıcına doğru günöteye varmış bulunur."
GÜNÜCÜ

  1. [sıfat] Bakınız kıskanç
    • "Güvenli olmaktan çok günücü bir sesti Saruhanoğlu Hızır Şah Bey’in ‘Alacağını sanmıyorum.’ deyişi." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
SÜZGÜN

  1. [sıfat] Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
    • "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı." (Orhan Veli Kanık)
GÜNLÜK

  1. [sıfat] O günkü, o günle ilgili
  2. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek
    • "On günlük çocuk. Sekiz günlük gezi."
  3. Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan; jurnal
    • "Günlük gazetelerde her gün başvuran öğrencilerin adları yayımlanıyordu." (Metin And)
  4. Her gün için
  5. Her gün yaşanan
    • "Hasta yaşadığı travma sonrasında yaşamdan ve günlük rutinden kopmuş, yaşam sevincini ve arzusunu kaybetmiş." (Alp Şentürk)
  6. [isim] Günü gününe tutulan hatıra; günce, muhtıra
  7. Her gün giyilen kıyafet
    • "Elif günlüklerini giyinmiş, kuşağını sarınmış, girdi." (Kemal Tahir)
  8. [isim, edebiyat] Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser; günce, güncelik
    • "Bugün çok ağladım sevgili günlük. Kimse beni sevmiyor sanki. Herkes bana bir koyunmuşum gibi bakıyor." (Mustafa Çay)
ÇÖZGÜN

  1. [sıfat] Çözülmüş, dağılmış
  2. Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
DÜZGÜN

  1. [sıfat] Doğru ve pürüzsüz; muntazam
    • "Ayşe çayı demlemiş, düzgün dilimlerle francala kesiyordu." (Cahit Uçuk)
  2. Düzenli, kusursuz olan; biçimli, rabıtalı, muntazam
  3. Hiçbir eksiği olmayan
    • "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [zarf] Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde
    • "Düzgün konuşuyor."
  5. [matematik] Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)
    • "Düzgün çok yüzlü."
  6. [isim, eskimiş] Bakınız fondöten
GÜNSÜZ

  1. [sıfat, tıp] Günü belli olmayan (tarih)
    • "Küçücük harflerle yazılmış bir isim gördü sonra. Altında aysız, günsüz, mevsimsiz bir tarih." (Faruk Duman)
  2. Güneş görmeyen
    • "Oysa burada açarız oda kapısını, dışarısı diyerek çıkarız kuyulara, sarnıçlara. Günsüz, nursuz sokaklara." (Füruzan)
  3. [mecaz] Günlük hayatını sürdürmekte zorlanan, düzenli bir işi gücü olmayan
    • "Feodal dönemin krizli çözülme yıllarında, üretim ve geçim araçları, para, bunların anlatımı olarak servet birikmiş, öte yanda çiftçilikten ve zanaattan kopan günsüz ve geleceksiz insan kümeleri ortaya çıkmıştı." (Haluk Yurtsever)
  4. [tıp] Bakınız erkendoğan
GÜNISI

  1. [isim] Güneş enerjisinden yararlanarak sıcak su elde etmeye yarayan düzenek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü