İçinde gün olan 6 harfli 14 kelime var. İçerisinde GÜN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gün olan kelimeler listesine ya da sonu gün ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Gün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
G N Ü
3 Harfli Kelimeler
GÜN
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÜRGÜN
-
-
[isim]
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
- "Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete utandırıcı bir gönül yarası karışmalıdır."
-
Sürülme işi; nefiy
- "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu."
-
Bir kimsenin sürüldüğü yer
- "Sürgünlerde çile dolduruyordu en güzel yaşında."
-
Bakınız filiz (I)
-
Bakınız ishal
-
[isim]
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
- GÜNDEM
-
-
[isim]
Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
-
Yaşanan günlük olaylar
-
[isim]
Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
- GÜNDÜZ
-
-
[isim]
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
- "Tan yeri ağarmış, gündüz olmaya başlamıştı."
-
[zarf]
Günün sabahtan akşama kadar süren bölümünde
- "Ankara'da gündüz tedrisat yapan bu fakülteye devam edebilmek için bir iş aradım."
-
[isim]
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
- GÜNDEŞ
-
- GÜNCEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız şemsiye
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız şemsiye
- GÜNCEL
-
-
[sıfat]
Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.); gündeş, aktüel
- "Güncel olaylar, yorumlarla şaşılacak bir özdeşlik, bir uyum gösterir."
-
[sıfat]
Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.); gündeş, aktüel
- GÜNÖTE
-
-
[isim, gök bilimi]
Yer yörüngesinin Güneş'e en uzak bulunduğu nokta; evç
- "Yer, temmuzun başlangıcına doğru günöteye varmış bulunur."
-
[isim, gök bilimi]
Yer yörüngesinin Güneş'e en uzak bulunduğu nokta; evç
- GÜNÜCÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız kıskanç
- "Güvenli olmaktan çok günücü bir sesti Saruhanoğlu Hızır Şah Bey’in ‘Alacağını sanmıyorum.’ deyişi."
-
[sıfat]
Bakınız kıskanç
- SÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı."
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- GÜNLÜK
-
-
[sıfat]
O günkü, o günle ilgili
-
Üzerinden gün geçmiş veya geçecek
- "On günlük çocuk. Sekiz günlük gezi."
-
Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan; jurnal
- "Günlük gazetelerde her gün başvuran öğrencilerin adları yayımlanıyordu."
-
Her gün için
-
Her gün yaşanan
- "Hasta yaşadığı travma sonrasında yaşamdan ve günlük rutinden kopmuş, yaşam sevincini ve arzusunu kaybetmiş."
-
[isim]
Günü gününe tutulan hatıra; günce, muhtıra
-
Her gün giyilen kıyafet
- "Elif günlüklerini giyinmiş, kuşağını sarınmış, girdi."
-
[isim, edebiyat]
Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser; günce, güncelik
- "Bugün çok ağladım sevgili günlük. Kimse beni sevmiyor sanki. Herkes bana bir koyunmuşum gibi bakıyor."
-
[sıfat]
O günkü, o günle ilgili
- ÇÖZGÜN
-
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
-
Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
- DÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Doğru ve pürüzsüz; muntazam
- "Ayşe çayı demlemiş, düzgün dilimlerle francala kesiyordu."
-
Düzenli, kusursuz olan; biçimli, rabıtalı, muntazam
-
Hiçbir eksiği olmayan
- "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil."
-
[zarf]
Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde
- "Düzgün konuşuyor."
-
[matematik]
Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)
- "Düzgün çok yüzlü."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız fondöten
-
[sıfat]
Doğru ve pürüzsüz; muntazam
- GÜNSÜZ
-
-
[sıfat, tıp]
Günü belli olmayan (tarih)
- "Küçücük harflerle yazılmış bir isim gördü sonra. Altında aysız, günsüz, mevsimsiz bir tarih."
-
Güneş görmeyen
- "Oysa burada açarız oda kapısını, dışarısı diyerek çıkarız kuyulara, sarnıçlara. Günsüz, nursuz sokaklara."
-
[mecaz]
Günlük hayatını sürdürmekte zorlanan, düzenli bir işi gücü olmayan
- "Feodal dönemin krizli çözülme yıllarında, üretim ve geçim araçları, para, bunların anlatımı olarak servet birikmiş, öte yanda çiftçilikten ve zanaattan kopan günsüz ve geleceksiz insan kümeleri ortaya çıkmıştı."
-
[tıp]
Bakınız erkendoğan
-
[sıfat, tıp]
Günü belli olmayan (tarih)
- GÜNISI
-
-
[isim]
Güneş enerjisinden yararlanarak sıcak su elde etmeye yarayan düzenek
-
[isim]
Güneş enerjisinden yararlanarak sıcak su elde etmeye yarayan düzenek