Sonunda gün olan 12 kelime var. GÜN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde gün olan kelimeler listesine ya da başında gün olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
GÜNBEGÜN
ÇÖZGÜN, DÜZGÜN, SÜRGÜN, SÜZGÜN
BUGÜN, LAGÜN, ÖLGÜN, ÖRGÜN, ÖZGÜN, ÜZGÜN
GÜN
Gün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
GÜN
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÜNBEGÜN
-
Kelime Kökeni: Türkçe gün + Farsça -be + Türkçe gün
-
[zarf]
Bakınız günden güne
- "Günbegün artıyor meşakkat."
-
[zarf]
Bakınız günden güne
- SÜRGÜN
-
-
[isim]
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
- "Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete utandırıcı bir gönül yarası karışmalıdır."
-
Sürülme işi; nefiy
- "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu."
-
Bir kimsenin sürüldüğü yer
- "Sürgünlerde çile dolduruyordu en güzel yaşında."
-
Bakınız filiz (I)
-
Bakınız ishal
-
[isim]
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
- ÇÖZGÜN
-
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
-
Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
- DÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Doğru ve pürüzsüz; muntazam
- "Ayşe çayı demlemiş, düzgün dilimlerle francala kesiyordu."
-
Düzenli, kusursuz olan; biçimli, rabıtalı, muntazam
-
Hiçbir eksiği olmayan
- "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil."
-
[zarf]
Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde
- "Düzgün konuşuyor."
-
[matematik]
Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)
- "Düzgün çok yüzlü."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız fondöten
-
[sıfat]
Doğru ve pürüzsüz; muntazam
- SÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı."
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- BUGÜN
-
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak."
-
İçinde bulunulan çağ, zaman
- "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler."
-
[zarf]
İçinde bulunulan gün içinde
- "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız."
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- ÖRGÜN
-
-
[sıfat]
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
-
[sıfat]
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
- LAGÜN
-
Kelime Kökeni: Fransızca lagune
-
[isim, coğrafya]
Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
- "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut."
-
Deniz veya okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göl
-
[isim, coğrafya]
Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
- ÖLGÜN
-
-
[sıfat]
Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
- "Ölgün sesi pürtüklü bir duvar, tırtıklı bir kâğıt gibi belli belirsiz yükselip alçaldı."
-
Pörsümüş, solmuş (bitki)
-
[mecaz]
Cansız, renksiz, dikkat çekmeyen
- "Ölgün lambaların yarı aydınlattığı bir salonda onlarla karşı karşıya oturduk."
-
[mecaz]
Gücü azalmış, zayıflamış
- "Canlı olmaya çalışan ölgün adımlarla kapağı odasına attı."
-
[sıfat]
Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
- ÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
- "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi."
-
[sıfat]
Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
- ÖZGÜN
-
-
[sıfat]
Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan; orijinal, ibdai
- "Eskinin doğa ile uyuşan, özgün yapılarını yıkıp yerine yabancı, öykünme, yaratıcılıktan yoksun yapılar dikerek çirkinleştirdik."
-
Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan
- "Özgün biçim."
-
Çeviri olmayan, asıl olan (metin); orijinal
-
[sıfat]
Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan; orijinal, ibdai
- GÜN
-
-
[isim]
Bakınız güneş
-
Güneş ışığı
-
Bakınız gündüz
- "Bütün gün yanında kalırdım."
-
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre; ruz
- "Kız kardeşi üç yıl, bir gün olsun canı sıkılmadan yaşadı Tatvan'da."
-
İçinde bulunulan zaman
- "Aylıkları, günün ihtiyaçları karşısında devede kulak gibi kalıyordu."
-
Zaman, sıra
- "Ama şu son günlerde büyük bir ilerleme olmuştu kadında."
-
Çağ, devir
-
İyi yaşanmış zaman
- "Zavallı, gün görmedi."
-
Bayram niteliğinde özel gün
- "Bugün Fransızların günü imiş."
-
Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı
- "Yarın Ayşe Hanım'ın günü."
-
[isim]
Bakınız güneş