Sonunda gün olan 12 kelime var. GÜN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde gün olan kelimeler listesine ya da başında gün olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

GÜNBEGÜN

6 Harfli Kelimeler

ÇÖZGÜN, DÜZGÜN, SÜRGÜN, SÜZGÜN

5 Harfli Kelimeler

BUGÜN, LAGÜN, ÖLGÜN, ÖRGÜN, ÖZGÜN, ÜZGÜN

3 Harfli Kelimeler

GÜN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Gün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

G N Ü

3 Harfli Kelimeler

GÜN

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜNBEGÜN

Kelime Kökeni: Türkçe gün + Farsça -be + Türkçe gün

  1. [zarf] Bakınız günden güne
    • "Günbegün artıyor meşakkat." (Âşık Veysel)
SÜRGÜN

  1. [isim] Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
    • "Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete utandırıcı bir gönül yarası karışmalıdır." (Refik Halit Karay)
  2. Sürülme işi; nefiy
    • "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Bir kimsenin sürüldüğü yer
    • "Sürgünlerde çile dolduruyordu en güzel yaşında." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Bakınız filiz (I)
  5. Bakınız ishal
ÇÖZGÜN

  1. [sıfat] Çözülmüş, dağılmış
  2. Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
DÜZGÜN

  1. [sıfat] Doğru ve pürüzsüz; muntazam
    • "Ayşe çayı demlemiş, düzgün dilimlerle francala kesiyordu." (Cahit Uçuk)
  2. Düzenli, kusursuz olan; biçimli, rabıtalı, muntazam
  3. Hiçbir eksiği olmayan
    • "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [zarf] Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde
    • "Düzgün konuşuyor."
  5. [matematik] Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)
    • "Düzgün çok yüzlü."
  6. [isim, eskimiş] Bakınız fondöten
SÜZGÜN

  1. [sıfat] Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
    • "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı." (Orhan Veli Kanık)
BUGÜN

  1. [isim] İçinde bulunulan gün
    • "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak." (Elif Şafak)
  2. İçinde bulunulan çağ, zaman
    • "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler." (Nâzım Hikmet)
  3. [zarf] İçinde bulunulan gün içinde
    • "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız." (Ahmet Ümit)
ÖRGÜN

  1. [sıfat] Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
LAGÜN

Kelime Kökeni: Fransızca lagune

  1. [isim, coğrafya] Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
    • "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut." (Ömer Alim Erginoğlu)
  2. Deniz veya okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göl
ÖLGÜN

  1. [sıfat] Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
    • "Ölgün sesi pürtüklü bir duvar, tırtıklı bir kâğıt gibi belli belirsiz yükselip alçaldı." (Elif Şafak)
  2. Pörsümüş, solmuş (bitki)
  3. [mecaz] Cansız, renksiz, dikkat çekmeyen
    • "Ölgün lambaların yarı aydınlattığı bir salonda onlarla karşı karşıya oturduk." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  4. [mecaz] Gücü azalmış, zayıflamış
    • "Canlı olmaya çalışan ölgün adımlarla kapağı odasına attı." (Haldun Taner)
ÜZGÜN

  1. [sıfat] Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
    • "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi." (Tarık Buğra)
ÖZGÜN

  1. [sıfat] Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan; orijinal, ibdai
    • "Eskinin doğa ile uyuşan, özgün yapılarını yıkıp yerine yabancı, öykünme, yaratıcılıktan yoksun yapılar dikerek çirkinleştirdik." (Necati Cumalı)
  2. Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan
    • "Özgün biçim."
  3. Çeviri olmayan, asıl olan (metin); orijinal
GÜN

  1. [isim] Bakınız güneş
  2. Güneş ışığı
  3. Bakınız gündüz
    • "Bütün gün yanında kalırdım." (Adalet Ağaoğlu)
  4. Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre; ruz
    • "Kız kardeşi üç yıl, bir gün olsun canı sıkılmadan yaşadı Tatvan'da."
  5. İçinde bulunulan zaman
    • "Aylıkları, günün ihtiyaçları karşısında devede kulak gibi kalıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  6. Zaman, sıra
    • "Ama şu son günlerde büyük bir ilerleme olmuştu kadında." (Ayşe Kulin)
  7. Çağ, devir
  8. İyi yaşanmış zaman
    • "Zavallı, gün görmedi."
  9. Bayram niteliğinde özel gün
    • "Bugün Fransızların günü imiş."
  10. Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı
    • "Yarın Ayşe Hanım'ın günü."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü