İçinde göz olan 7 harfli 21 kelime var. İçerisinde GÖZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında göz olan kelimeler listesine ya da sonu göz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Göz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
G Z Ö
3 Harfli Kelimeler
GÖZ
2 Harfli Kelimeler
ÖZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AÇGÖZLÜ
-
-
[sıfat, mecaz]
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen; açgöz, gözü aç, gözü doymaz, haris, tamahkâr, tokgözlü karşıtı
- "Hiç boşuna heveslenme açgözlü yamyam. O miyavladığın benim elim."
-
[sıfat, mecaz]
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen; açgöz, gözü aç, gözü doymaz, haris, tamahkâr, tokgözlü karşıtı
- GÖZÜNDE
-
-
(o kimseye) göre
- "Şairin okurlar gözünde büyük çok büyük bir yeri vardır."
-
(o kimseye) göre
- GÖZYAŞI
-
-
[isim]
Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri; yaş (II)
- "Birer kalp bıraktılar bize kırık / Ömrümüzce gözyaşı döktürecek"
-
[isim]
Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri; yaş (II)
- GÖZEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Kumaştaki deliği örerek kapatmak
-
Dikilen bitkilerin seyrek yerlerini sıklaştırmak
-
[-i, ağızlardan]
Kumaştaki deliği örerek kapatmak
- AÇIKGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık."
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- GÖZENEK
-
-
[isim]
Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri
-
[anatomi]
Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık; mesame
-
[biyoloji]
Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri; mesame
-
[fizik]
Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş
-
[isim]
Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri
- GÖZLEĞİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Gözetleme yeri
-
Dağların yüksek yerlerinde nişan almak için ağaç veya taştan yapılan belli yer
-
[isim, ağızlardan]
Gözetleme yeri
- GÖZÜKME
-
-
[isim]
Gözükmek işi
- "Biraz daha tırmanınca ileride çam ormanı gözükmeye başladı."
-
[isim]
Gözükmek işi
- KARAGÖZ
-
-
[isim]
Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
-
Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu yansıtan kimse
-
[isim]
Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
- AYNAGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açıkgöz
- "Küçük oğul köşede bucakta pinekler, büyük oğul da aynagöz ortada dolaşırdı."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açıkgöz
- PARAGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- "Bundan dolayı bu paragöz adamın sırf körpeliğinden dolayı aldığı ufak tefek kızcağızı herkes görmek istiyordu."
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- GÖZÜKÜŞ
-
-
[isim]
Gözükmek işi
-
[isim]
Gözükmek işi
- GÖZDAĞI
-
-
[isim, mecaz]
Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma
- "Küfürlerin arasında duyduğu sözlerden, bu gözdağının sabahki olayla ilintili olduğunu anlar gibiydi."
-
[isim, mecaz]
Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma
- TEPEGÖZ
-
-
[isim]
Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç
-
[sıfat]
Dar alınlı, gözleri saçlarının bittiği yere çok yakın görünen (kimse)
-
[sıfat]
Dikkatsizce, sağa sola çarparak yürüyen (kimse)
-
[hayvan bilimi]
Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu bir hayvan (Cyclops strenuus)
-
[isim]
Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç
- KUŞGÖZÜ
-
-
[isim, mimarlık]
Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere
-
[isim, mimarlık]
Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere
- GÖZETİM
-
-
[isim]
Gözetmek işi; nezaret
- "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır."
-
[hukuk]
Bakınız gözaltı
-
[isim]
Gözetmek işi; nezaret
- GÖZETME
-
-
[isim]
Gözetmek işi
- "Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir."
-
[isim]
Gözetmek işi
- SARIGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
- GÖZETİŞ
-
-
[isim]
Gözetmek işi
-
[isim]
Gözetmek işi
- GÖZLEME
-
-
[isim]
Gözlemek işi; tarassut
-
[gök bilimi, meteoroloji]
Özel araçlarla inceleme
-
[isim]
Gözlemek işi; tarassut