İçinde gi olan 6 harfli 45 kelime var. İçerisinde Gİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gi olan kelimeler listesine ya da sonu gi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DİNGİL

  1. [isim] Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil; eksen, aks
    • "Öyleleri görülür ki arabanın dingilleri üzerine oturtulmuş büyük kafesler sanırsınız." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [sıfat, argo] Aptal, salak olan (kimse)
  3. [sıfat, argo] Kaba saba olan
DİNGİN

  1. [sıfat] Sakin, durgun olan
    • "Çevredeki çınarlar, dingin bir gariplik içinde, ağır ağır, tek tek yapraklarını dökerdi." (Attilâ İlhan)
  2. Hareket etmeyen, kımıldamayan
  3. [mecaz] Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz olan
    • "Dingin bir at."
NERGİS

Kelime Kökeni: Farsça nergis

  1. [isim, bitki bilimi] Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 santimetre yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi (Narcissus)
GİRİFT

Kelime Kökeni: Farsça girift

  1. [sıfat] Birbirinin içine girip karışmış; girişik, çapraşık
    • "Girift bir konudur bu, en başta yeni şiir kavramı ile karıştırılır." (Melih Cevdet Anday)
  2. Güzel yazı sanatında boş yer bırakmayacak biçimde iç içe istif edilmiş (yazı)
  3. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde kullanılmış, neye benzer bir çalgı
KEVGİR

Kelime Kökeni: Farsça kefgīr

  1. [isim] Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı; delikli, ilistir
ERGİME

  1. [isim] Ergimek işi; zeveban
GİTSİN

  1. emir kiplerinden sonra gelerek buyrulan işin yapılmasından sorunun kapanması istendiğini anlatan bir söz
    • "Bu parayı verelim gitsin. İmzanı atıver gitsin."
GELGİT

  1. [isim] Boşuna gidip gelme
    • "Bu gelgitten bıktım."
  2. [coğrafya] Ay ve Güneş'in yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı; metcezir
BİLGİÇ

  1. [sıfat] Bilgili olan (kimse)
    • "Bazı bilgiç hekimler dillerinin makarasını çözerler, tıptan anlamayan hastalarına tıbbi ıstılahlar kullanarak dert anlatırlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [mecaz] Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse)
BEZGİN

  1. [sıfat] Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
    • "Bir ara bezgin bakışlarımla karşılaşan Şeref, toparlanmak gereği duyuyor." (Ahmet Ümit)
  2. Canlılığını yitirmiş
    • "Bir aralık başımı yukarı kaldırdım ve tavandan sarkan bezgin ışığa baktım." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  3. [zarf] Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde
    • "Kafasındaki çalkantılar yüzünden kaşları bezgin çatıldı." (Lâtife Tekin)
GİTMEK

  1. [-e] Bir yere doğru yönelmek; gidedurmak, uzanmak
  2. [-den] Bir yerden veya bir işten ayrılmak
  3. Çıkmak, ulaşmak
    • "Bu yol nereye gider?"
  4. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak
    • "Her gün çalışmaya gidiyor."
  5. [nesnesiz] Sürmek, devam etmek
    • "Ama böyle giderse Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin." (Memduh Şevket Esendal)
  6. Yakışmak, yaraşmak
    • "Bu renk ona gitmedi."
  7. Tüketilmek, harcanmak
    • "Eline geçen paranın çoğu da İstanbul'da çoluğa çocuğa gidiyor." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [nesnesiz] Götürülmek, gönderilmek
    • "Haber daha yeni gitti."
  9. [nesnesiz] Yeter olmak, yetmek, yetişmek
    • "İki ton kömür üç ay gider."
  10. [nesnesiz] Yürümek, yol almak
    • "Bu at iyi gider."
  11. [nesnesiz] Bakınız dayanmak
    • "Bu giysi iki yıl gider."
  12. [nesnesiz] Sona ermek
    • "Yaz gitti, kış geldi."
  13. [nesnesiz] Herhangi bir durumda olmak
    • "Yolculuk iyi gidiyor. Bakalım bu iş nasıl gidecek?"
  14. [nesnesiz] Yok olmak, elden çıkmak
    • "Gemiler ve saray hepsi gitti." (Falih Rıfkı Atay)
  15. [nesnesiz] Bakınız ölmek
    • "Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın" (Âşık Veysel)
  16. Bakınız başvurmak
    • "Mahkemeye gitmek."
  17. [nesnesiz] Bir şey zarar görmüş olmak
    • "Duvarın boyası gitmiş."
  18. [nesnesiz] Makine, işlemek, çalışmak
    • "Bu saat iyi gidiyor."
  19. [-den] Bakınız satılmak
    • "Altın kaçtan gidiyor?" (Sait Faik Abasıyanık)
  20. Bakınız yapmak
    • "Para ayarlamasına gitmek."
  21. [mecaz] Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak; yuvarlanmak
    • "Bu işin sonu nereye gider."
  22. [yardımcı fiil] Değerlendirmek, saymak, karşılamak
    • "Bu iş hoşuma gitmedi, tuhafıma gitti."
SİLGİÇ

  1. [isim] Bakınız silecek
İLGİNÇ

  1. [sıfat] İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çekici olan; enteresan
    • "Kızına ilginç mektuplar yazardı." (Ayla Kutlu)
TASGİR

Kelime Kökeni: Arapça taṣġīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız küçültme
  2. [dil bilimi] Bir isim veya sıfatı küçültmek suretiyle kullanma
DİZGİN

  1. [isim] Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış
GİBİLİ

  1. [sıfat] Herhangi bir şeye benzeten
  2. "Gibi" sözünü kullanan
  3. [zarf] Herhangi bir şeye benzeterek
  4. [zarf] "Gibi" sözünü kullanarak
GEZGİN

  1. [isim] Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; gezmen, seyyah
    • "Yabancı gezginlerin Türkiye üzerine kitaplarında da meddahlar ve hikâyelerinin konuları üzerine bilgi buluruz." (Metin And)
GİRGİN

  1. [sıfat] Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen, pısırık karşıtı
    • "Kara kaş, kurnaz, girgin bir kadındı." (Reşat Nuri Güntekin)
GERGİN

  1. [sıfat] Gerilmiş durumda olan
    • "Avuç içlerine gergin ip iyice oturmasına, avuçlarını yakmasına karşın iki üç karıştan fazla çekemedi." (Osman Şahin)
  2. Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt)
    • "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı." (Peyami Safa)
  3. [mecaz] Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki)
    • "Arkadaşımın kocasıyla arası gergin."
  4. [mecaz] Can sıkıcı şeylerle tatsız bir durum almış
    • "Her hadisenin rüzgârı onun gergin sinirlerini derin derin sarsmıştır." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
DEĞGİN

  1. [edat] Bakınız ilişkin
  2. Bakınız ilgili
  3. Bakınız ait
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü