İçinde gi olan 6 harfli 45 kelime var. İçerisinde Gİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gi olan kelimeler listesine ya da sonu gi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİNGİL
-
-
[isim]
Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil; eksen, aks
- "Öyleleri görülür ki arabanın dingilleri üzerine oturtulmuş büyük kafesler sanırsınız."
-
[sıfat, argo]
Aptal, salak olan (kimse)
-
[sıfat, argo]
Kaba saba olan
-
[isim]
Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil; eksen, aks
- DİNGİN
-
-
[sıfat]
Sakin, durgun olan
- "Çevredeki çınarlar, dingin bir gariplik içinde, ağır ağır, tek tek yapraklarını dökerdi."
-
Hareket etmeyen, kımıldamayan
-
[mecaz]
Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz olan
- "Dingin bir at."
-
[sıfat]
Sakin, durgun olan
- NERGİS
-
Kelime Kökeni: Farsça nergis
-
[isim, bitki bilimi]
Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 santimetre yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi (Narcissus)
-
[isim, bitki bilimi]
Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 santimetre yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi (Narcissus)
- GİRİFT
-
Kelime Kökeni: Farsça girift
-
[sıfat]
Birbirinin içine girip karışmış; girişik, çapraşık
- "Girift bir konudur bu, en başta yeni şiir kavramı ile karıştırılır."
-
Güzel yazı sanatında boş yer bırakmayacak biçimde iç içe istif edilmiş (yazı)
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde kullanılmış, neye benzer bir çalgı
-
[sıfat]
Birbirinin içine girip karışmış; girişik, çapraşık
- KEVGİR
-
Kelime Kökeni: Farsça kefgīr
-
[isim]
Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı; delikli, ilistir
-
[isim]
Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı; delikli, ilistir
- ERGİME
-
-
[isim]
Ergimek işi; zeveban
-
[isim]
Ergimek işi; zeveban
- GİTSİN
-
-
emir kiplerinden sonra gelerek buyrulan işin yapılmasından sorunun kapanması istendiğini anlatan bir söz
- "Bu parayı verelim gitsin. İmzanı atıver gitsin."
-
emir kiplerinden sonra gelerek buyrulan işin yapılmasından sorunun kapanması istendiğini anlatan bir söz
- GELGİT
-
-
[isim]
Boşuna gidip gelme
- "Bu gelgitten bıktım."
-
[coğrafya]
Ay ve Güneş'in yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı; metcezir
-
[isim]
Boşuna gidip gelme
- BİLGİÇ
-
-
[sıfat]
Bilgili olan (kimse)
- "Bazı bilgiç hekimler dillerinin makarasını çözerler, tıptan anlamayan hastalarına tıbbi ıstılahlar kullanarak dert anlatırlar."
-
[mecaz]
Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse)
-
[sıfat]
Bilgili olan (kimse)
- BEZGİN
-
-
[sıfat]
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
- "Bir ara bezgin bakışlarımla karşılaşan Şeref, toparlanmak gereği duyuyor."
-
Canlılığını yitirmiş
- "Bir aralık başımı yukarı kaldırdım ve tavandan sarkan bezgin ışığa baktım."
-
[zarf]
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde
- "Kafasındaki çalkantılar yüzünden kaşları bezgin çatıldı."
-
[sıfat]
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
- GİTMEK
-
-
[-e]
Bir yere doğru yönelmek; gidedurmak, uzanmak
-
[-den]
Bir yerden veya bir işten ayrılmak
-
Çıkmak, ulaşmak
- "Bu yol nereye gider?"
-
Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak
- "Her gün çalışmaya gidiyor."
-
[nesnesiz]
Sürmek, devam etmek
- "Ama böyle giderse Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin."
-
Yakışmak, yaraşmak
- "Bu renk ona gitmedi."
-
Tüketilmek, harcanmak
- "Eline geçen paranın çoğu da İstanbul'da çoluğa çocuğa gidiyor."
-
[nesnesiz]
Götürülmek, gönderilmek
- "Haber daha yeni gitti."
-
[nesnesiz]
Yeter olmak, yetmek, yetişmek
- "İki ton kömür üç ay gider."
-
[nesnesiz]
Yürümek, yol almak
- "Bu at iyi gider."
-
[nesnesiz]
Bakınız dayanmak
- "Bu giysi iki yıl gider."
-
[nesnesiz]
Sona ermek
- "Yaz gitti, kış geldi."
-
[nesnesiz]
Herhangi bir durumda olmak
- "Yolculuk iyi gidiyor. Bakalım bu iş nasıl gidecek?"
-
[nesnesiz]
Yok olmak, elden çıkmak
- "Gemiler ve saray hepsi gitti."
-
[nesnesiz]
Bakınız ölmek
- "Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın"
-
Bakınız başvurmak
- "Mahkemeye gitmek."
-
[nesnesiz]
Bir şey zarar görmüş olmak
- "Duvarın boyası gitmiş."
-
[nesnesiz]
Makine, işlemek, çalışmak
- "Bu saat iyi gidiyor."
-
[-den]
Bakınız satılmak
- "Altın kaçtan gidiyor?"
-
Bakınız yapmak
- "Para ayarlamasına gitmek."
-
[mecaz]
Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak; yuvarlanmak
- "Bu işin sonu nereye gider."
-
[yardımcı fiil]
Değerlendirmek, saymak, karşılamak
- "Bu iş hoşuma gitmedi, tuhafıma gitti."
-
[-e]
Bir yere doğru yönelmek; gidedurmak, uzanmak
- SİLGİÇ
-
-
[isim]
Bakınız silecek
-
[isim]
Bakınız silecek
- İLGİNÇ
-
-
[sıfat]
İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çekici olan; enteresan
- "Kızına ilginç mektuplar yazardı."
-
[sıfat]
İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çekici olan; enteresan
- TASGİR
-
Kelime Kökeni: Arapça taṣġīr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız küçültme
-
[dil bilimi]
Bir isim veya sıfatı küçültmek suretiyle kullanma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız küçültme
- DİZGİN
-
-
[isim]
Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış
-
[isim]
Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış
- GİBİLİ
-
-
[sıfat]
Herhangi bir şeye benzeten
-
"Gibi" sözünü kullanan
-
[zarf]
Herhangi bir şeye benzeterek
-
[zarf]
"Gibi" sözünü kullanarak
-
[sıfat]
Herhangi bir şeye benzeten
- GEZGİN
-
-
[isim]
Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; gezmen, seyyah
- "Yabancı gezginlerin Türkiye üzerine kitaplarında da meddahlar ve hikâyelerinin konuları üzerine bilgi buluruz."
-
[isim]
Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; gezmen, seyyah
- GİRGİN
-
-
[sıfat]
Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen, pısırık karşıtı
- "Kara kaş, kurnaz, girgin bir kadındı."
-
[sıfat]
Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen, pısırık karşıtı
- GERGİN
-
-
[sıfat]
Gerilmiş durumda olan
- "Avuç içlerine gergin ip iyice oturmasına, avuçlarını yakmasına karşın iki üç karıştan fazla çekemedi."
-
Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt)
- "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı."
-
[mecaz]
Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki)
- "Arkadaşımın kocasıyla arası gergin."
-
[mecaz]
Can sıkıcı şeylerle tatsız bir durum almış
- "Her hadisenin rüzgârı onun gergin sinirlerini derin derin sarsmıştır."
-
[sıfat]
Gerilmiş durumda olan
- DEĞGİN
-