İçinde gi olan 5 harfli 52 kelime var. İçerisinde Gİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gi olan kelimeler listesine ya da sonu gi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GROGİ
-
Kelime Kökeni: İngilizce groggy
-
[isim]
Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör
-
[sıfat]
Sendelemiş olan
-
[isim]
Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör
- SEZGİ
-
-
[isim]
Sezme yeteneği; sezi
- "Ama sezgi dünyamın büsbütün de yitirişlere yol açmadığını biliyorum."
-
[felsefe]
Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması
-
[isim]
Sezme yeteneği; sezi
- GİZEM
-
-
[isim]
Bakınız sır (II)
-
[isim]
Bakınız sır (II)
- ÇİZGİ
-
-
[isim]
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz; cızık, çizi, çizik, hat, tahrir
- "Bu kâğıda üç çizgi çekti."
-
Yüz ve vücut hatlarının her biri
- "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu posu bile değişmiyordu."
-
Boya veya altınla işlenen süsleme motiflerinin etrâfına sınırlarını belli edecek şekilde daha koyu bir renkte ince olarak çekilen çizgi; tahrir
-
[matematik]
Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim
- "Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır."
-
[mecaz]
Belli başlı özellik
- "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım."
-
[mecaz]
Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır
- "Bu topluluklar arasında amatör ve profesyonel çizgisini de tam olarak çizebilmek kolay değildir."
-
[mecaz]
Herhangi bir konudaki görüş; eksen
- "Ben de nerede olursam olayım ihtilalci çizgimi sürdüreceğim."
-
[isim]
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz; cızık, çizi, çizik, hat, tahrir
- VERGİ
-
-
[isim]
Kamu hizmetlerine harcanmak üzere hükûmetin veya yerel yönetimlerin yasalara göre herkesten doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan topladığı para
- "Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar."
-
[ağızlardan]
Bir evin, bir iş yerinin gideri, algı karşıtı
-
[mecaz]
Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik
-
[isim]
Kamu hizmetlerine harcanmak üzere hükûmetin veya yerel yönetimlerin yasalara göre herkesten doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan topladığı para
- GİDİŞ
-
-
[isim]
Gitmek işi; azimet
- "Başka bir gidişinde Cenova'da dok işçileri grevdeydi."
-
Gitme biçimi
- "Onun gidişiyle ancak akşama varırız."
-
[mecaz]
Davranış biçimi
- "Âdettir, genç kızlar girdikleri ailenin terbiyesine, gidişine ayak uydururlar."
-
[isim]
Gitmek işi; azimet
- GİTAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca guitare
-
[isim, müzik]
Genellikle ahşap gövdeli, perdeli, altı teli olan, telleri parmakla çekilerek veya pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı
-
[isim, müzik]
Genellikle ahşap gövdeli, perdeli, altı teli olan, telleri parmakla çekilerek veya pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı
- KAGİR
-
Kelime Kökeni: Farsça kārgīr
-
[sıfat, mimarlık]
Taş veya tuğladan yapılan (yapı); kârgir
- "Kâgir ev."
-
[sıfat, mimarlık]
Taş veya tuğladan yapılan (yapı); kârgir
- GİDER
-
-
[isim]
Bir iş için harcanan paranın bütünü; masraf
- "Böylece temizleyici giderlerinden tasarruf ettiklerini sanırım."
-
Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı
-
[ekonomi]
Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar
- "Giderleri karşılayabilecek gelir sağlanamamakta ve maaşlar ödenememektedir."
-
[isim]
Bir iş için harcanan paranın bütünü; masraf
- GİDON
-
Kelime Kökeni: Fransızca guidon
-
[isim]
Bakınız yönelteç
- "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!"
-
[denizcilik]
Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak; fors
-
[isim]
Bakınız yönelteç
- GİDİM
-
-
[isim]
Gitmek işi
- "Mutluluk, gelimi gidimi tez bir konuktur; acı ise, gittiği yere postu seren yüzsüzün teki..."
-
[isim]
Gitmek işi
- GİZİL
-
-
[sıfat]
Bakınız potansiyel
-
[sıfat]
Bakınız potansiyel
- YEYGİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yem
- "Akşama doğru Gökbel'den kurtulmuşlardı ama yeygi işleri yine ters gitti."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yem
- SEVGİ
-
-
[isim]
İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu; muhabbet
-
[isim]
İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu; muhabbet
- BELGİ
-
-
[isim]
Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik
-
Bakınız şiar
-
[isim]
Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik
- İNGİN
-
-
[sıfat]
Bakınız engin (II)
- "İngin yerlere gittim mi daha bir iyilik, daha bir ferahlık duyuyorum kendimde."
-
[isim, tıp]
Bakınız nezle
- "Burun ingini. Göğüs ingini. Bağırsak ingini."
-
[sıfat]
Bakınız engin (II)
- DERGİ
-
-
[isim]
Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın; bülten, mecmua
-
[isim]
Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın; bülten, mecmua
- ELGİN
-
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız garip
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız garip
- EZGİÇ
-
-
[isim]
Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet
-
[isim]
Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet
- BİLGİ
-
-
[isim]
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü; bili, malumat
-
Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek; haber, malumat, vukuf
- "Babası önce ona Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti."
-
İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü; malumat, vukuf
-
[felsefe]
Duyu organları yoluyla algılama, hayal gücü ve bellek yardımıyla zihnin ilk olarak kavradığı temel düşünceler
-
[bilişim]
Verinin anlam kazanmış biçimi
-
[isim]
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü; bili, malumat