İçinde gi olan 5 harfli 52 kelime var. İçerisinde Gİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gi olan kelimeler listesine ya da sonu gi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GROGİ

Kelime Kökeni: İngilizce groggy

  1. [isim] Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör
  2. [sıfat] Sendelemiş olan
SEZGİ

  1. [isim] Sezme yeteneği; sezi
    • "Ama sezgi dünyamın büsbütün de yitirişlere yol açmadığını biliyorum." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [felsefe] Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması
GİZEM

  1. [isim] Bakınız sır (II)
ÇİZGİ

  1. [isim] Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz; cızık, çizi, çizik, hat, tahrir
    • "Bu kâğıda üç çizgi çekti." (Ömer Seyfettin)
  2. Yüz ve vücut hatlarının her biri
    • "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu posu bile değişmiyordu." (Oktay Rifat)
  3. Boya veya altınla işlenen süsleme motiflerinin etrâfına sınırlarını belli edecek şekilde daha koyu bir renkte ince olarak çekilen çizgi; tahrir
  4. [matematik] Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim
    • "Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır."
  5. [mecaz] Belli başlı özellik
    • "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım." (Attilâ İlhan)
  6. [mecaz] Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır
    • "Bu topluluklar arasında amatör ve profesyonel çizgisini de tam olarak çizebilmek kolay değildir." (Metin And)
  7. [mecaz] Herhangi bir konudaki görüş; eksen
    • "Ben de nerede olursam olayım ihtilalci çizgimi sürdüreceğim." (Müşerref Hekimoğlu)
VERGİ

  1. [isim] Kamu hizmetlerine harcanmak üzere hükûmetin veya yerel yönetimlerin yasalara göre herkesten doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan topladığı para
    • "Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar." (Burhan Felek)
  2. [ağızlardan] Bir evin, bir iş yerinin gideri, algı karşıtı
  3. [mecaz] Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik
GİDİŞ

  1. [isim] Gitmek işi; azimet
    • "Başka bir gidişinde Cenova'da dok işçileri grevdeydi." (Necati Cumalı)
  2. Gitme biçimi
    • "Onun gidişiyle ancak akşama varırız."
  3. [mecaz] Davranış biçimi
    • "Âdettir, genç kızlar girdikleri ailenin terbiyesine, gidişine ayak uydururlar." (Sait Faik Abasıyanık)
GİTAR

Kelime Kökeni: Fransızca guitare

  1. [isim, müzik] Genellikle ahşap gövdeli, perdeli, altı teli olan, telleri parmakla çekilerek veya pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı
KAGİR

Kelime Kökeni: Farsça kārgīr

  1. [sıfat, mimarlık] Taş veya tuğladan yapılan (yapı); kârgir
    • "Kâgir ev."
GİDER

  1. [isim] Bir iş için harcanan paranın bütünü; masraf
    • "Böylece temizleyici giderlerinden tasarruf ettiklerini sanırım." (Haldun Taner)
  2. Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı
  3. [ekonomi] Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar
    • "Giderleri karşılayabilecek gelir sağlanamamakta ve maaşlar ödenememektedir." (Necip Fazıl Kısakürek)
GİDON

Kelime Kökeni: Fransızca guidon

  1. [isim] Bakınız yönelteç
    • "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!" (Burhan Felek)
  2. [denizcilik] Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak; fors
GİDİM

  1. [isim] Gitmek işi
    • "Mutluluk, gelimi gidimi tez bir konuktur; acı ise, gittiği yere postu seren yüzsüzün teki..." (Adnan Binyazar)
GİZİL

  1. [sıfat] Bakınız potansiyel
YEYGİ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız yem
    • "Akşama doğru Gökbel'den kurtulmuşlardı ama yeygi işleri yine ters gitti." (Halikarnas Balıkçısı)
SEVGİ

  1. [isim] İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu; muhabbet
BELGİ

  1. [isim] Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik
  2. Bakınız şiar
İNGİN

  1. [sıfat] Bakınız engin (II)
    • "İngin yerlere gittim mi daha bir iyilik, daha bir ferahlık duyuyorum kendimde." (Nurullah Ataç)
  2. [isim, tıp] Bakınız nezle
    • "Burun ingini. Göğüs ingini. Bağırsak ingini."
DERGİ

  1. [isim] Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın; bülten, mecmua
ELGİN

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız garip
EZGİÇ

  1. [isim] Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet
BİLGİ

  1. [isim] İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü; bili, malumat
  2. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek; haber, malumat, vukuf
    • "Babası önce ona Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti." (Halide Edip Adıvar)
  3. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü; malumat, vukuf
  4. [felsefe] Duyu organları yoluyla algılama, hayal gücü ve bellek yardımıyla zihnin ilk olarak kavradığı temel düşünceler
  5. [bilişim] Verinin anlam kazanmış biçimi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü