İçinde ger olan 6 harfli 18 kelime var. İçerisinde GER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ger olan kelimeler listesine ya da Sonu ger ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E G R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

ERG

2 Harfli Kelimeler

ER, GE, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GERDEK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları
  2. Zifaf
    • "İki yüz yaşına bastıktan sonra mı gerdek sefası süreceğiz acaba?" (Falih Rıfkı Atay)

LENGER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Yayvan ve kenarları geniş, büyük bakır kap
    • "Tenha köyün sokaklarında lengerler içinde balık götüren ateş bacaklı çocuklara baktım." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [sıfat] Bir lengerin alabileceği miktarda olan
    • "Beykoz çayırında iddiaya girip bütün bir kuzuyla bir lenger iç pilavını gövdeye rüyamızda mı indirmiştik." (Atilla İlhan)
  3. Gemi demiri

GERGER
...
GERCÜŞ
...
GERGİN

  1. [sıfat] Gerilmiş durumda olan
    • "Gergin tel. Gergin kiriş."
  2. Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt)
    • "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı." (Peyami Safa)
  3. Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki)
    • "Arkadaşımın kocasıyla arası gergin."
  4. Huzursuz, sinirli

GERGEF

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve

GERDAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü
    • "Başını geri atıp gerdanını olanca beyazlığıyla göstererek sarsıla sarsıla güldü." (Haldun Taner)
    • "Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!" (Atilla İlhan)
  2. Şişmanlarda çenenin altındaki tombulluk
    • "Sivri çenenin altında iki kat bir gerdan." (Aka Gündüz)
  3. Kesim hayvanlarında boyun

GERMEN

Kelime Kökeni : Latince

  1. [isim] Canlı yaratıklarda gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme ögelerinin tümü

GERMEK

  1. [-i] Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek
    • "Yayı daha germe / Kıracaksın." (Behçet Necatigil)
  2. [-i] Gergin bir şeyle örtmek
  3. Kol, bacak, uzatmak
  4. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek

SÜNGER

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan
    • "Bir türlü doyamadığım hürriyetimin üstüne sünger çekmek lazım geliyordu." (Orhan Kemal)
  2. Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti
  3. Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci

GERZEK

  1. [sıfat] Geri zekâlı

KENGER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki, eşek dikeni, kengel (Cynara cardunculus)

GEREDE
...
GERİLİ

  1. [sıfat] Gerilmiş olan

GERDEL

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Süt vb. şeyler koymaya, hayvanlara yem vermeye yarayan kova biçiminde tahta veya deriden kap
  2. Gemilerde temizlik işlerinde kullanılan, saç veya pirinç çemberli tahta kova

GERİCİ

  1. [sıfat] Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni getirmeye çalışan (kimse veya görüş), ilerici karşıtı, mürteci

GERÇEK

  1. [sıfat] Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki
    • "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."
  2. [isim] Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat
  3. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici
    • "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."
  4. Temel, başlıca, asıl
    • "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır." (Nurullah ataç)
  5. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan
    • "Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek."
  6. Yapay olmayan
  7. [isim] Gerçeklik, realite
    • "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti." (Halide Edip Adıvar)
  8. [isim] Doğruluk
    • "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir." (Burhan Felek)
  9. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan

DÜLGER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Yapıların kaba ağaç işlerini yapan kimse
    • "Rumeli Hisarı'nda Fatih Sultan Mehmet'in duvarcı ve dülgerleri, Bizans üzerine açılacak büyük savaşın namlı hisarını ya bugün yükseltecek ya yarın." (Atilla İlhan)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü