İçinde gü olan 7 harfli 77 kelime var. İçerisinde GÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gü olan kelimeler listesine ya da sonu gü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜMÜŞÇÜ

  1. [isim] Gümüşü işleyen sanatçı veya gümüşten yapılmış eşya ve takı satıcısı
    • "Gümüşçü vitrininin önünde durmuş bekliyorum." (Reha Mağden)
GÜLMECE

  1. [isim] Eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacını güden ince alay; mizah, humor
  2. [edebiyat] Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan edebiyat türü; mizah, ironi
GÜMÜŞSÜ

  1. [sıfat] Gümüşü andıran, gümüşe benzeyen, gümüş gibi; gümüşümsü
GÜLLABİ

Kelime Kökeni: Arapça kullābī

  1. [isim, eskimiş] Akıl hastanelerindeki hademe; güllabici, deli güllabicisi
  2. [eskimiş, mecaz] Kurnazlık eden, açıkgöz (kimse)
GÖRGÜLÜ

  1. [sıfat] Görgüsü olan
    • "Bildiğini iyi bilen, görgülü, kendine güveni tam olan bir erkekti." (Necati Cumalı)
GÜCENİŞ

  1. [isim] Gücenmek işi
GÜFTECİ

  1. [isim] Bakınız söz yazarı
FİGÜRLÜ

  1. [sıfat] Figürü olan
GÜZELİM

  1. [ünlem] çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
    • "Daha ne olsun be güzelim, ne olsun? Ne istersen aldım, her şeyi yaptım!" (Tuğşah Bilge)
  2. değer verilen, sevilen
    • "Son yıllarda rant uğruna kurban edilen güzelim yerler arasına hem o çarşı hem balıkhane girdi." (Ayla Kutlu)
GÜRÜLTÜ

  1. [isim] Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü; kavara (II)
    • "Gemi baş döndüren zaferli bir gürültüyle indi sulara." (Çetin Altan)
  2. [mecaz] Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma
    • "İşçiler arasındaki gürültü."
BÜZGÜLÜ

  1. [sıfat] Büzgüsü olan, büzülerek dikilmiş olan
    • "Çiçekli kumaştan, büzgülü, yakası kayık bir elbise dikti." (Lâtife Tekin)
GÜZELCE

  1. [sıfat] Güzele yakın, güzel gibi
    • "Kızı belki anasından biraz güzelce." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [zarf] İyice, adamakıllı
    • "Kadın keçiyi sağmış, çardağın suyunu çekmiş, etrafını güzelce süpürmüştü." (Necati Cumalı)
BÖLÜNGÜ

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız hizip
FİGÜRAN

Kelime Kökeni: Fransızca figurant

  1. [isim, sinema, tiyatro] Genellikle tiyatro ve sinemada, konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse
    • "Bulunduğu yerin bir figüranlar ve artistler kahvesi olduğunun farkında bile değildi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [mecaz] Bir toplumda, bir toplulukta sönük, etkisiz olan kimse
    • "Bize de sadece sıralarını bekleyen figüranlara resim çektirmek düştü." (Haldun Taner)
GÜNBERİ

  1. [isim, gök bilimi] Dünya'nın, Güneş'e en yakın bulunduğu nokta
    • "Dünya, ocak ayının ilk günlerinde günberide bulunur."
GÜLERİM

  1. Bakınız gülmek (gülmek fiilinin geniş zaman, birinci tekil kişi çekimi)
İŞGÜDER

  1. [isim] Bakınız maslahatgüzar
GÜLAĞAÇ

  1. [isim] Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
SÖVGÜCÜ

  1. [sıfat] Bakınız küfürbaz
    • "Orada bulunan herkes ... yine de dayımın ne denli sövgücü bir adam olduğunu anlatıyor ve dayımın sövgülerini birbirlerine yineliyorlardı." (Aziz Nesin)
GÜLÜTÇÜ

  1. [isim] Bir skeçte, revüde veya eğlence gösterisinde eklenen sözleri ve durumları hazırlayan kimse
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü