İçinde gü olan 6 harfli 54 kelime var. İçerisinde GÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gü olan kelimeler listesine ya da sonu gü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÜNÜCÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız kıskanç
- "Güvenli olmaktan çok günücü bir sesti Saruhanoğlu Hızır Şah Bey’in ‘Alacağını sanmıyorum.’ deyişi."
-
[sıfat]
Bakınız kıskanç
- GÜRBÜZ
-
-
[sıfat]
Sağlam, güçlü ve iyi gelişmiş
- "Otuz kadar çocuğun hepsi gürbüz ve mutludur."
-
[sıfat]
Sağlam, güçlü ve iyi gelişmiş
- KATGÜT
-
Kelime Kökeni: Fransızca catgut
-
[isim, tıp]
Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılan, kedi bağırsağından yapılmış iplik
-
[isim, tıp]
Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılan, kedi bağırsağından yapılmış iplik
- GÜNÖTE
-
-
[isim, gök bilimi]
Yer yörüngesinin Güneş'e en uzak bulunduğu nokta; evç
- "Yer, temmuzun başlangıcına doğru günöteye varmış bulunur."
-
[isim, gök bilimi]
Yer yörüngesinin Güneş'e en uzak bulunduğu nokta; evç
- ÇÖZGÜN
-
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
-
Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
- GÜMÜŞİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe gümüş + Arapça -ī
-
[isim]
Bakınız gümüş rengi
-
Bu renkte olan
- "Yerlerde sürünen, üstü gümüşi ve hafif tüylerle örtülü kuyrukları açılmak için vücut yavaş yavaş sanki içinden kabarır, kanatlar her iki yandan kenarlara doğru şişmeye koyulur."
-
[isim]
Bakınız gümüş rengi
- GÜMRÜK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi
-
Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu
-
Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer
- "Sayfaları girip çıktığı gümrüklerin damgalarıyla dolu pasaportlar eskitti."
-
[isim]
Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi
- GÜÇLÜK
-
-
[isim]
Bakınız zorluk
- "Halk için, halkla beraber her güçlüğü yeneceğine inanarak dağlar gibi gürlüyor."
-
Ağır ve yorucu emek; zahmet, meşakkat
- "Bir kere güçlük, ev bulmak ve eşya taşımak derdiyle başlar."
-
Engel, pürüz
- "Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan insan, kuvvetli insan olmalı."
-
[isim]
Bakınız zorluk
- GÜLGUN
-
Kelime Kökeni: Farsça gul-gūn
-
[isim]
Gül renkli, pembe
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Ateş doludur tutma, yanarsın / Karşında şu gülgûn piyale"
-
[isim]
Gül renkli, pembe
- ÖRGÜCÜ
-
-
[isim]
Örgü örüp satan kimse
-
[isim]
Örgü örüp satan kimse
- HÖRGÜÇ
-
-
[isim]
Devenin sırtındaki tümsek, çıkıntı
-
[mecaz]
Bu çıkıntıya benzeyen tümsek, çıkıntı
- "Yüksek yaylalara hörgüçler gibi çökmüş dağları ile ufkumuzu kapladı."
-
[isim]
Devenin sırtındaki tümsek, çıkıntı
- ÖRGÜLÜ
-
-
[sıfat]
Örgüsü olan, örgü biçiminde bulunan
- "Külahının altındaki örgülü beyaz saçlarını tutup koparmak ... ihtiyacını duydu."
-
Örülmüş
-
[sıfat]
Örgüsü olan, örgü biçiminde bulunan
- GÜLLÜK
-
-
[isim]
Gül bahçesi veya gülü çok olan yer
-
[isim]
Gül bahçesi veya gülü çok olan yer
- SÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı."
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- GÜNDÜZ
-
-
[isim]
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
- "Tan yeri ağarmış, gündüz olmaya başlamıştı."
-
[zarf]
Günün sabahtan akşama kadar süren bölümünde
- "Ankara'da gündüz tedrisat yapan bu fakülteye devam edebilmek için bir iş aradım."
-
[isim]
Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü; gün
- GÜRGEN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Gürgengillerden, Karadeniz kıyılarındaki ormanlarda çok yetişen, kerestesi değerli bir ağaç; karagürgen (Carpinus betulus)
- "Eski ormanlardan, yol kenarlarında tek tük karaağaçlar, gürgenler ve kavaklar kalmış."
-
[sıfat]
Bu ağaçtan yapılmış
- "Bir kere kendine has bir fırın mangalı vardı ki içinde çift taraflı gürgen odunu yakılıyor, şişe geçirilmiş malzemeler dikine iki ateş arasına asılıyordu."
-
[isim, bitki bilimi]
Gürgengillerden, Karadeniz kıyılarındaki ormanlarda çok yetişen, kerestesi değerli bir ağaç; karagürgen (Carpinus betulus)
- GÜNDEŞ
-
- GÜNDEM
-
-
[isim]
Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
-
Yaşanan günlük olaylar
-
[isim]
Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
- GÜZLEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Güz yağmuru
-
Güz mevsiminin geçirildiği yer
- "Bu bakımdan güz mevsiminin geçirildiği bu yerlere ‘güzlek’ veya ‘güzle’ adı verilirdi."
-
Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera
-
[isim, ağızlardan]
Güz yağmuru
- GÜVENÇ
-
-
[isim]
Güvenme duygusu
- "Anneler babalar çocuklarını yarına güvençle yetiştireceklerdir."
-
[isim]
Güvenme duygusu