İçinde fe olan 7 harfli 82 kelime var. İçerisinde FE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fe olan kelimeler listesine ya da sonu fe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EFENDİM
-
-
[ünlem]
Bir sesleniş karşısında "buradayım, buyurun" anlamında kullanılan bir söz
- "Hasan! -Efendim!"
-
Saygı, nezaket ve sevgi ifadesi olarak kullanılan bir söz
- "Efendim, arkadaşımız beyefendi, şüphesiz vâkıfane ve âlimane buyuruyorlar, istifade ediyoruz."
-
Anlaşılmayan bir sözü tekrarlatmak için söylenen bir söz
- "Ne, ne, ne, ne dediniz efendim!"
-
Karşı çıkma, paylama cümlesini pekiştirmek için söylenen bir söz
- "Olur mu, efendim! Bu ne sorumsuzluktur, bu ne hafifliktir böyle?"
-
[ünlem]
Bir sesleniş karşısında "buradayım, buyurun" anlamında kullanılan bir söz
- FELSEFİ
-
Kelime Kökeni: Arapça felsefī
-
[sıfat]
Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin
- "Her neyse bunlar derin felsefi görüşlerdir."
-
[sıfat]
Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin
- NEZAFET
-
Kelime Kökeni: Arapça neẓāfet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız temizlik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız temizlik
- TEFENNİ
-
-
[isim]
Burdur iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Burdur iline bağlı ilçelerden biri
- FETHİYE
-
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
- EFEKTİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca effectif
-
[isim, ekonomi]
Bakınız nakit para
-
Banknot ve metal para
-
Merkez Bankası tarafından alım satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülke parası
-
[isim, ekonomi]
Bakınız nakit para
- ZARAFET
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓarāfet
-
[isim]
Bakınız zariflik
- "Sadece zarafetinizin, güzelliğinizin karşıdan hayranı olmuştum."
-
[isim]
Bakınız zariflik
- FEVERAN
-
Kelime Kökeni: Arapça feverān
-
[isim]
Kaynayıp fışkırma
-
[mecaz]
Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama
- "Sabırlı olmak, parlamamak, duygusal feveranlardan uzak kalmak hassası da bizde çok eksik."
-
[isim]
Kaynayıp fışkırma
- FERHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça bār + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray
-
[isim, eskimiş]
Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray
- HİLAFET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫilāfet
-
[isim, tarih]
Bakınız halifelik
-
[isim, tarih]
Bakınız halifelik
- KEFESİZ
-
-
[sıfat]
Kefesi olmayan
-
[sıfat]
Kefesi olmayan
- KONFETİ
-
Kelime Kökeni: İtalyanca confetti
-
[isim]
Düğün, balo vb. eğlencelerde, spor karşılaşmalarında serpilen, küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kâğıt parçaları
- "Maskeli maskesiz bütün bu halk avuç avuç, hiç bıkmadan, yorulmadan, muttasıl konfeti serpiyorlar."
-
[isim]
Düğün, balo vb. eğlencelerde, spor karşılaşmalarında serpilen, küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kâğıt parçaları
- DEFETME
-
-
[isim]
Bakınız kovma
-
Bakınız savma
-
Bakınız savuşturma
-
[isim]
Bakınız kovma
- FESATÇI
-
-
[isim]
Bakınız arabozan
- "Fesatçı ve fırsatçı olduğu kadar korkak bir adamdı."
-
[isim]
Bakınız arabozan
- AFFETME
-
-
[isim]
Bakınız bağışlama
- "Aranızdaki münasebet ne olursa olsun affetmeye hazırım."
-
[isim]
Bakınız bağışlama
- FELSEFE
-
Kelime Kökeni: Arapça felsefe
-
[isim]
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması
- "Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur."
-
Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü
- "Tarih felsefesi. Hukuk felsefesi."
-
Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi
- "Sokrates felsefesi."
-
Bakınız dünya görüşü
- "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."
-
Bir konuda soyut düşünüş
- "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor."
-
[isim]
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması
- FERSUDE
-
Kelime Kökeni: Farsça fersūde
-
[sıfat, eskimiş]
Eskimiş, yıpranmış, aşınmış
- "Yalnız birçok nefer yırtık, fersude eşyayı muttasıl at, eşek, öküz arabalarına yükletiyorlardı."
-
[sıfat, eskimiş]
Eskimiş, yıpranmış, aşınmış
- FENOMEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca phénomène
- TÜFEKLİ
-
-
[sıfat]
Tüfeği olan
- "Tüfekli ve cembiyeli nöbetçiler arasında içeri girdi."
-
[sıfat]
Tüfeği olan
- FERMENE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca paramano
-
[isim, eskimiş]
Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi
-
[isim, eskimiş]
Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi