Sonunda fe olan 35 kelime var. FE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde fe olan kelimeler listesine ya da başında fe olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

FETVAYİŞERİFE

12 Harfli Kelimeler

ESMAYIŞERİFE

9 Harfli Kelimeler

MÜTEARİFE, TOPKADİFE

7 Harfli Kelimeler

FELSEFE, MEKSEFE, MUAREFE, NESKAFE

6 Harfli Kelimeler

HALİFE, HAŞEFE, HURAFE, KADİFE, KÜNEFE, LATİFE, MESAFE, SAHİFE, ŞEREFE, TARİFE, VAZİFE

5 Harfli Kelimeler

AFİFE, AREFE, ARİFE, İZAFE, MAHFE, SÜRFE, ULUFE, VAKFE

4 Harfli Kelimeler

BÜFE, CİFE, KAFE, KEFE, KÜFE, TEFE

3 Harfli Kelimeler

EFE

2 Harfli Kelimeler

FE

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FETVAYİŞERİFE

Kelime Kökeni: Arapça fetvā + şerīfe

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Şeyhülislam fetvası
ESMAYIŞERİFE

Kelime Kökeni: Arapça esmā + şerīfe

  1. [isim, din bilimi] Bakınız esmayıhüsna
TOPKADİFE

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız kadife çiçeği
MÜTEARİFE

Kelime Kökeni: Arapça muteʿārife

  1. [isim, eskimiş, mantık] Bakınız belit
NESKAFE

Kelime Kökeni: Nescafe tescilli ürün adından

  1. [isim] Bakınız hazır kahve
MUAREFE

Kelime Kökeni: Arapça muʿārefe

  1. [isim, eskimiş] Karşılıklı birbirini tanıma
    • "Sizi tanıdığım günden beri aramızda muarefenin alabileceği şekiller üstünde her gün düşünüyorum." (Peyami Safa)
MEKSEFE

Kelime Kökeni: Arapça miks̱efe

  1. [isim, fizik] Bakınız kondansatör
  2. [teknik] Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça
FELSEFE

Kelime Kökeni: Arapça felsefe

  1. [isim] Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması
    • "Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur." (Necati Cumalı)
  2. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü
    • "Tarih felsefesi. Hukuk felsefesi."
  3. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi
    • "Sokrates felsefesi."
  4. Bakınız dünya görüşü
    • "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız." (Haldun Taner)
  5. Bir konuda soyut düşünüş
    • "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor." (Halide Edip Adıvar)
KÜNEFE

  1. [isim] Sıcak yenilen bir tür peynirli tel kadayıf
    • "Fıstıklı, cevizli baklavaların, bülbülyuvası, şöbiyet, kadayıf, künefe, saray sarması ile zülbiye denilen Bergama tatlısının küçük tepsilerde yan yana sıralandığı tezgâhın arkasında yassı kafasının sadece tepesinde bir tutam saç bırakmış, bıyıkları yeni terlemiş gençten biri oturuyordu." (Ahmet Ümit)
HAŞEFE

Kelime Kökeni: Arapça ḥāşefe

  1. [isim, eskimiş, bitki bilimi] Bakınız başçık
TARİFE

Kelime Kökeni: Arapça taʿrife

  1. [isim] Fiyat gösteren çizelge
    • "Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır." (Nâzım Hikmet)
  2. Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge
    • "Yıpranır ceplerinde tren tarifeleri." (Behçet Necatigil)
  3. Bakınız tanıtmalık
    • "Bir ilacın tarifesi."
HALİFE

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse
  2. [tarih] Osmanlı padişahlarının kullandıkları ünvanlardan biri
  3. Babıali kalemlerinde kâtip
  4. Bir mürşidin, dervişleri arasından mürşit olmaya ve derviş yetiştirmeye manen ehliyet kazanmış olduğu için seçip belli bir usul içinde irşada memur ettiği müridi
  5. [mecaz] Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse
    • "O, ustalarının postunda oturan bir sanat halifesiydi." (Memduh Şevket Esendal)
LATİFE

Kelime Kökeni: Arapça laṭīfe

  1. [isim] Bakınız şaka
VAZİFE

Kelime Kökeni: Arapça vaẓīfe

  1. [isim] Bakınız ödev
    • "Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?" (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. Bakınız görev
    • "Nedim bugün vazifesine geç geldi." (Aka Gündüz)
  3. [eskimiş] Bakınız gündelik
MESAFE

Kelime Kökeni: Arapça mesāfe

  1. [isim] Bakınız ara
    • "Etrafı görememek, belki gözleri oyalayacak şeyleri bulamamak bu mesafeye sabır tüketen bir uzayış verdi." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [mecaz] İlişkilerde çok içten olmama durumu; resmiyet
  3. [matematik] Bakınız uzaklık
SAHİFE

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥīfe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sayfa
KADİFE

Kelime Kökeni: Arapça ḳaṭīfe

  1. [isim] Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş; velur
    • "Kadifeye benzer dokumalı pahalı kumaştan paltolarını omuzlarına atmışlar." (Cahit Külebi)
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış, bu kumaşla kaplanmış
    • "Kadife bir mahfazayı usulcacık karısının yastığının altına koydu." (Ercüment Ekrem Talu)
ŞEREFE

Kelime Kökeni: Arapça şerefe

  1. [isim] Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer
    • "İstanbul'un kandilleri bile yanmayan şerefelerinde eski ışıkları arar." (Ruşen Eşref Ünaydın)
HURAFE

Kelime Kökeni: Arapça ḫurāfe

  1. [isim, din bilimi] İslamiyet’ten önceki dinlerden kalan veya dinde olmadığı hâlde sonradan oluşturulmuş, gerçekle ilgisi bulunmayan batıl inanç, efsane, hikâye, rivayet vb.
    • "Bilhassa kadınlar arasında hurafeye inanç fazla buralarda." (Fikret Otyam)
SÜRFE

Kelime Kökeni: Arapça surfe

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız kurtçuk
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü