İçinde fe olan 6 harfli 67 kelime var. İçerisinde FE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fe olan kelimeler listesine ya da sonu fe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

VAZİFE

Kelime Kökeni: Arapça vaẓīfe

  1. [isim] Bakınız ödev
    • "Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?" (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. Bakınız görev
    • "Nedim bugün vazifesine geç geldi." (Aka Gündüz)
  3. [eskimiş] Bakınız gündelik
MORFEM

Kelime Kökeni: Fransızca morphème

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız biçim birimi
MAFEVK

Kelime Kökeni: Arapça māfevḳ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız üst
  2. Bakınız yukarı
BÜFECİ

  1. [isim] Büfe işleten kimse
    • "Büfeci vardır. Simit bulamazsan acı badem kurabiyesi bulursun..." (Kemal Tahir)
FELÇLİ

  1. [sıfat] Bakınız inmeli
    • "En güçlü yanınızı felçli yahut ölü göstermeye uğraşıyorlar." (Ahmet Kabaklı)
RÜFEKA

Kelime Kökeni: Arapça rufeḳā

  1. [isim, eskimiş] Arkadaşlar
SAHİFE

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥīfe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sayfa
FERYAT

Kelime Kökeni: Farsça feryād

  1. [isim] Bakınız çığlık
    • "Bu, bir hayat kurtarma feryadıdır." (Burhan Felek)
FERACE

Kelime Kökeni: Arapça ferāce

  1. [isim] Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi
  2. [eskimiş] Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka
HALİFE

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse
  2. [tarih] Osmanlı padişahlarının kullandıkları ünvanlardan biri
  3. Babıali kalemlerinde kâtip
  4. Bir mürşidin, dervişleri arasından mürşit olmaya ve derviş yetiştirmeye manen ehliyet kazanmış olduğu için seçip belli bir usul içinde irşada memur ettiği müridi
  5. [mecaz] Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse
    • "O, ustalarının postunda oturan bir sanat halifesiydi." (Memduh Şevket Esendal)
CAFERİ

Kelime Kökeni: Arapça cāʿferī

  1. [isim] Şiiliğin bir kolu ve bu koldan olan kimse
FETTAN

Kelime Kökeni: Arapça fettān

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız fitneci
  2. [mecaz] Bakınız cilveli
    • "Avuç avuç bu fettan kadına para dökerler de doktora on kuruş vermeyi çok görürler." (Etem İzzet Benice)
LATİFE

Kelime Kökeni: Arapça laṭīfe

  1. [isim] Bakınız şaka
MİĞFER

Kelime Kökeni: Arapça miġfer

  1. [isim] Savaşçıların veya itfaiyecilerin başlarına giydikleri demir başlık; tolga
    • "Yollar, dereler taş dipleri, koparılmış apoletler, atılmış miğferler, terk edilmiş silahlarla dolu." (Aka Gündüz)
HAŞEFE

Kelime Kökeni: Arapça ḥāşefe

  1. [isim, eskimiş, bitki bilimi] Bakınız başçık
KÜNEFE

  1. [isim] Sıcak yenilen bir tür peynirli tel kadayıf
    • "Fıstıklı, cevizli baklavaların, bülbülyuvası, şöbiyet, kadayıf, künefe, saray sarması ile zülbiye denilen Bergama tatlısının küçük tepsilerde yan yana sıralandığı tezgâhın arkasında yassı kafasının sadece tepesinde bir tutam saç bırakmış, bıyıkları yeni terlemiş gençten biri oturuyordu." (Ahmet Ümit)
FERNEZ

Kelime Kökeni: (Fransız Maurice Fernez özel adından)

  1. [isim] Sünger toplamak için kullanılan makineli dalma aracı
SAFFET

Kelime Kökeni: Arapça ṣafvet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız temizlik
    • "Gençlerin tecrübelerle yıpranmamış bir saffet içindeki yüzlerinde yorgunluk duyulmaz." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bakınız saflık
    • "Bir çocuk saffetiyle bu hayalî beşikte sallana sallana uyuyorum." (Orhan Seyfi Orhon)
EFENDİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Günümüzde bey ünvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir ünvan
    • "Yeni ev, Rüstem Efendi'ye kiraya verildi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse
    • "Köylü memleketin efendisidir." (Atatürk)
  3. Bakınız koca (I)
    • "Bizim efendi artık geceleri de eve gelmiyor." (Cahit Uçuk)
  4. [ünlem] Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz
  5. [ünlem] Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü
    • "Efendi! Allah'ın emriyle kızını bana ver." (Sait Faik Abasıyanık)
  6. [sıfat, mecaz] Görgülü, nazik, kibar olan
  7. [eskimiş] Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan ünvan
CANFES

Kelime Kökeni: Farsça cānfes

  1. [isim] Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş
    • "Arabistan'dan getirdiği birtakım ipekler, canfesler ve kumaşlarla giyinir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış
    • "Canfes yastıklar üzerinde, muslinlere bürünmüş bir halayık portakal soyuyor." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü