İçinde fe olan 5 harfli 54 kelime var. İçerisinde FE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fe olan kelimeler listesine ya da sonu fe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAFER
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣafer
-
[isim]
Ay takviminin ikinci ayı
-
[isim]
Ay takviminin ikinci ayı
- AFİFE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿafīfe
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız iffetli (kadın)
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız iffetli (kadın)
- FETÜS
-
-
[isim, biyoloji]
Bakınız cenin
-
[isim, biyoloji]
Bakınız cenin
- FENCİ
-
-
[isim]
Fenle uğraşan kimse
-
Fen konularında ders veren öğretmen
-
[isim]
Fenle uğraşan kimse
- FENNİ
-
Kelime Kökeni: Arapça fennī
-
[sıfat]
Fenle ilgili
- "Bu fennî ihmal yüzünden Hacer'in çocuğu ziyan oldu."
-
Bilimsel yöntemlere, tekniğe uygun biçimde yapılan
-
Bilimsel yöntemlere, tekniğe uygun biçimde iş gören
- "Fennî sünnetçi."
-
[sıfat]
Fenle ilgili
- FETVA
-
Kelime Kökeni: Arapça fetvā
-
[isim, din bilimi]
Bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklamak amacıyla müftü veya şeyhülislam tarafından ilgili kişinin adı söylenmeden yapılan açıklama, hüküm veya cevap
-
[mecaz]
Yapılan veya yapılacak bir şeyi onaylama
-
[isim, din bilimi]
Bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklamak amacıyla müftü veya şeyhülislam tarafından ilgili kişinin adı söylenmeden yapılan açıklama, hüküm veya cevap
- FETİŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca fétiche
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız put (I)
-
Uğurlu sayılan şey
-
[mecaz]
Tapınırcasına sevilen şey veya kimse
-
[mecaz]
Saplantılı bir biçimde cinsel coşku uyandıran, karşı cinse ait elbise, ayakkabı vb. eşya
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız put (I)
- FENOL
-
Kelime Kökeni: Fransızca phénol
-
[isim, kimya]
Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi; asit fenik
-
[isim, kimya]
Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi; asit fenik
- VAKFE
-
Kelime Kökeni: Arapça vaḳfe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız durma
-
[din bilimi]
Haccın arife günü öğle ve ikindi namazından sonra Arafat’ta bir süre durma biçiminde yerine getirilen farzlarından biri
-
[isim, eskimiş]
Bakınız durma
- SÜRFE
-
Kelime Kökeni: Arapça surfe
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız kurtçuk
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız kurtçuk
- FERİK
-
Kelime Kökeni: Arapça ferīḳ
-
[isim, eskimiş, askerlik]
Bakınız korgeneral
-
[isim, eskimiş, askerlik]
Bakınız korgeneral
- FERİH
-
Kelime Kökeni: Arapça ferīḥ
-
[sıfat, eskimiş]
Çok sevinçli, neşeli olan
-
[sıfat, eskimiş]
Çok sevinçli, neşeli olan
- İFFET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿiffet
-
[isim]
Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık
-
Bakınız namus
-
Dürüst olma, temiz olma
-
[isim]
Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık
- FETİH
-
Kelime Kökeni: Arapça fetḥ
-
[isim]
Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma
- "1683'te Viyana ricati ile imparatorluk, Avrupa fetihlerini kaybetmeye başlayacaktır."
-
[isim]
Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma
- ZAFER
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓafer
-
[isim]
Savaşta kazanılan başarı; utku
- "Al bir kalpak giymişti al / Al bir ata binmişti al / Zafer ırak mı dedim / Aha diyordu"
-
Bakınız yengi
-
Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı
- "Uzun tedris ve terbiye hayatınız, evvela müşkülatla dolu ve sonrası zafere ermiş çetin bir mücadele ve mücahede hayatıdır."
-
[isim]
Savaşta kazanılan başarı; utku
- FERAH
-
Kelime Kökeni: Farsça ferāḫ
-
[sıfat]
Bol, geniş olan
- "Ferah bir ev."
-
Havadar, aydınlık, iç açıcı olan (yer); ferahlı
- "Bu kahvenin ferah ve sevimli bir taraçası vardı."
-
[sıfat]
Bol, geniş olan
- FENER
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı
- "Fenerin ışığı ikide bir rüzgârla kısılıyor, sönecek gibi oluyor; ihtiyar bostancı ceketinin eteğini kaldırmış, lambanın sönmemesine dikkat ediyordu."
-
Bakınız deniz feneri
- "Deniz, bu Japon fenerinden dökülen ışıklar altında ıslak parıltılarla yanıp sönüyor."
-
Bakınız askı
-
[mimarlık]
Bina çatılarına, hamam, cami ve medrese kubbelerine, içeriye aydınlık girmesini ve havalandırmayı sağlamak üzere yapılan kule biçimindeki camlı çıkıntı
-
[isim]
Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı
- FENİK
-
Kelime Kökeni: Almanca Pfennig
-
[isim]
Alman markının yüzde biri
- "Ömrü boyunca fenik bahşiş almamış postacı, adamın aklını oynatmış olmasından korktu."
-
[mecaz]
Çok az para
-
[isim]
Alman markının yüzde biri
- İZAFE
-
Kelime Kökeni: Arapça iżāfe
-
[isim]
Bir şeyi başka bir şeye veya bir nedene bağlama
-
Bir şeyin birine ait olduğunu gösterme
-
[eskimiş]
Bakınız ekleme
-
[isim]
Bir şeyi başka bir şeye veya bir nedene bağlama
- FERMA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca ferma
-
[isim]
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi
-
[isim]
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi