İçinde fe olan 5 harfli 54 kelime var. İçerisinde FE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında fe olan kelimeler listesine ya da sonu fe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAFER

Kelime Kökeni: Arapça ṣafer

  1. [isim] Ay takviminin ikinci ayı
AFİFE

Kelime Kökeni: Arapça ʿafīfe

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız iffetli (kadın)
FETÜS

  1. [isim, biyoloji] Bakınız cenin
FENCİ

  1. [isim] Fenle uğraşan kimse
  2. Fen konularında ders veren öğretmen
FENNİ

Kelime Kökeni: Arapça fennī

  1. [sıfat] Fenle ilgili
    • "Bu fennî ihmal yüzünden Hacer'in çocuğu ziyan oldu." (Nâzım Hikmet)
  2. Bilimsel yöntemlere, tekniğe uygun biçimde yapılan
  3. Bilimsel yöntemlere, tekniğe uygun biçimde iş gören
    • "Fennî sünnetçi."
FETVA

Kelime Kökeni: Arapça fetvā

  1. [isim, din bilimi] Bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklamak amacıyla müftü veya şeyhülislam tarafından ilgili kişinin adı söylenmeden yapılan açıklama, hüküm veya cevap
  2. [mecaz] Yapılan veya yapılacak bir şeyi onaylama
FETİŞ

Kelime Kökeni: Fransızca fétiche

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız put (I)
  2. Uğurlu sayılan şey
  3. [mecaz] Tapınırcasına sevilen şey veya kimse
  4. [mecaz] Saplantılı bir biçimde cinsel coşku uyandıran, karşı cinse ait elbise, ayakkabı vb. eşya
FENOL

Kelime Kökeni: Fransızca phénol

  1. [isim, kimya] Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi; asit fenik
VAKFE

Kelime Kökeni: Arapça vaḳfe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız durma
  2. [din bilimi] Haccın arife günü öğle ve ikindi namazından sonra Arafat’ta bir süre durma biçiminde yerine getirilen farzlarından biri
SÜRFE

Kelime Kökeni: Arapça surfe

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız kurtçuk
FERİK

Kelime Kökeni: Arapça ferīḳ

  1. [isim, eskimiş, askerlik] Bakınız korgeneral
FERİH

Kelime Kökeni: Arapça ferīḥ

  1. [sıfat, eskimiş] Çok sevinçli, neşeli olan
İFFET

Kelime Kökeni: Arapça ʿiffet

  1. [isim] Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık
  2. Bakınız namus
  3. Dürüst olma, temiz olma
FETİH

Kelime Kökeni: Arapça fetḥ

  1. [isim] Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma
    • "1683'te Viyana ricati ile imparatorluk, Avrupa fetihlerini kaybetmeye başlayacaktır." (Falih Rıfkı Atay)
ZAFER

Kelime Kökeni: Arapça ẓafer

  1. [isim] Savaşta kazanılan başarı; utku
    • "Al bir kalpak giymişti al / Al bir ata binmişti al / Zafer ırak mı dedim / Aha diyordu" (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
  2. Bakınız yengi
  3. Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı
    • "Uzun tedris ve terbiye hayatınız, evvela müşkülatla dolu ve sonrası zafere ermiş çetin bir mücadele ve mücahede hayatıdır." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
FERAH

Kelime Kökeni: Farsça ferāḫ

  1. [sıfat] Bol, geniş olan
    • "Ferah bir ev."
  2. Havadar, aydınlık, iç açıcı olan (yer); ferahlı
    • "Bu kahvenin ferah ve sevimli bir taraçası vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
FENER

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı
    • "Fenerin ışığı ikide bir rüzgârla kısılıyor, sönecek gibi oluyor; ihtiyar bostancı ceketinin eteğini kaldırmış, lambanın sönmemesine dikkat ediyordu." (Abdülhak Hamit Tarhan)
  2. Bakınız deniz feneri
    • "Deniz, bu Japon fenerinden dökülen ışıklar altında ıslak parıltılarla yanıp sönüyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Bakınız askı
  4. [mimarlık] Bina çatılarına, hamam, cami ve medrese kubbelerine, içeriye aydınlık girmesini ve havalandırmayı sağlamak üzere yapılan kule biçimindeki camlı çıkıntı
FENİK

Kelime Kökeni: Almanca Pfennig

  1. [isim] Alman markının yüzde biri
    • "Ömrü boyunca fenik bahşiş almamış postacı, adamın aklını oynatmış olmasından korktu." (Haldun Taner)
  2. [mecaz] Çok az para
İZAFE

Kelime Kökeni: Arapça iżāfe

  1. [isim] Bir şeyi başka bir şeye veya bir nedene bağlama
  2. Bir şeyin birine ait olduğunu gösterme
  3. [eskimiş] Bakınız ekleme
FERMA

Kelime Kökeni: İtalyanca ferma

  1. [isim] Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü